|
Çağlara göre Kitap ve Sünnet’e yeni yorumlar getirmek
Zamanın değişmesiyle Kitap ve Sünnet’in aslını bozmadan değişik çağlara göre, onun bugüne kadar henüz tam açılmamış kapalı yanlarını açma manasına ona yeni yorumlar getirmek, bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerdendir. İslam’a ait meseleleri anlatmada terennüm, üslûb ve anlatma tarzı değişebilir. Zaten netice itibariyle Kur’an kutsî bir malzemedir.
Doğu ile Batı’nın kaynaşması
Doğu ile Batı’nın gerçek iman mevzuunda kaynaşıp kader birliğine ulaşması hayatımın en büyük gaye ve emellerinden biri olmuştur. Bana gelip, tam cennete girmenin eşiğinde bulunduğum bir sırada, Doğu’yla Batı’nın bütünleştiğini, kendi değerlerini koruyarak ve birbirlerine saygı içinde bu iki dünyanın iç içe girdiğini söyleseler, bunu hayatımda bana verilmiş müjdelerin en büyüklerinden biri kabul ederim.
Dünyanın huzuru mümkün mü?
İnsanın aklına bazen “Acaba dünya yeniden umumi bir huzur dönemini elde edebilir mi?” şeklinde bir soru gelebilir. Şu kadarını söylemeliyim ki; dünyanın huzura ermesi önceden yaşanmış olan ferah-fezâ dönemleri çok iyi okuyup değerlen- dirmeye bağlıdır.
Eşyanın Rab’le münasebeti
Ehl-i Sünnet, bütün varlıktaki yaratılışı iktiran ile doğrudan Allah’a bağlamış ve varlıktaki bütün değişik hal ve münasebetleri hakiki sahibine vermesini bilmiştir.
Vicdan yalan söylemez
Âfâkî ve enfüsî delillerin yanında kulak verildiği takdirde vicdan da “Allah” der ve hakikati kendi enginliğinde duyduğu an, bütün delil ve kitapları bir tarafa bırakır.
Bediüzzaman ve İmâm Gazâlî
Gelmiş-geçmiş İslâm alimleri arasında Üstad Bediüzzaman’a en çok benzeyen İmâm Gazâlî’dir. Eğer yaşadıkları şartlar ve ortam aynı olsaydı, belki aralarındaki misliyet de ayniyete inkılap ederdi.
Kur’an’a vukûfiyet
Bediüzzaman hafız değil ama Kur’an’la içten tanışık ve ona çok derin vukûfiyeti olan bir zattır. Onun Nur’larda söylediği sözler, ya bi’l-iltizam ya bi’t-tazammun veyahut bi’l-mutabaka bir ayetin meali ve seslendirilmesidir.
|