İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
30.11.2003
Pazar
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


BÜLENT KORUCU b.korucu@zaman.com.tr
 
 

Türk futbolu kaç yıl geri gitti?

Terör belası hayatımızı ve gündemimizi alt üst etti. Doyasıya tartışacağımız pek çok konuyu, daha kapağını açmadan eskittik.


Fenerbahçe’nin Samsun’dan fark yemesi ve Galatasaray’ın durdurulamayan kan kaybı bile sohbetlerimizde hak ettiği yeri bulamadı. Milli Takım’ın Avrupa Şampiyonası finallerine gidemeyişi de enine boyuna konuşulamadı. Toz duman yatıştıkça kendimize geliyor, keyifsizliğinde bile keyif gizli tartışmalarımıza geri dönüyoruz.

Hayat ve Galatasaray’ın puan kaybı devam ediyor. Fatih Terim’in aşıları bünyede alerjiye sebep oluyor. Türk futbolunda kazandığı başarılarla efsaneleşen Terim zor günler geçiriyor. Senelerdir bir türlü durulmayan, istikrarı yakalayamayan Fener, tavanla taban arasındaki iniş çıkışını sürdürüyor. Dahiliği sorgulanmaya başlanan Daum, bugün Lucescu’yu yenebilirse rahatlayacak. Yenilirse Fener’de karanlık günler geri dönecek.

İki motoru arızalandığı için tek motorla, Beşiktaş’la yoluna devam etmek zorunda kalan Milli Takım, Letonya hezimetinin şokunu atlatamadı. ‘Ne olacak Milli Takım’ın hali?’ sorusu sıklaştı. ‘Futbolumuz kaç yıl geri gitti?’ gibi değerlendirmeler medyada boy gösteriyor.

Spor yazarı değilim, teknik analiz yapabilecek donanımlara sahip bulunduğum söylenemez. Ama spora ve onun toplumun çeşitli kesimlerindeki yansımalarına bakarak bazı sosyal sonuçlar çıkarılabileceğine inanıyorum. Negatif ve pozitif etkilere verdiğimiz tepkilerin irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Fatih Terim nasıl başarılı oldu, şimdi neden başarısız? sorusunun sadece spor yazarları tarafından cevaplanmasının doğru olmadığı kanaatindeyim. Sosyoloji ve psikoloji bilimlerinin de bu sorulara cevap üretmesi gerekiyor. Başta Terim olmak üzere ekipteki bütün aktörlerin analizini, toplumun sosyolojik analiziyle birlikte ele almalıyız. Fenerbahçe neden bir türlü durulmaz, son yıllarda kazandığı başarıları sürekli kılamama hastalığını nasıl yenebilir? gibi problemleri benzer tekniklerle sorgulamalıyız.

Spor, spor yazarlarına bırakılamayacak kadar önemli bir konu. Zira, spor sadece spor demek değil. Milli Takım’dan hareketle insanımızın röntgenini çekebiliriz. Örneğin, diğer takımlar uzatma dakikalarına kadar motivasyonlarını koruyup gol arayabilirken, biz 77. dakikada yediğimiz ikinci golden sonra oyunu bıraktık. Hem oyuncular, hem de onları coşturması gereken seyirciler hemen pes etti. Bu şablonu bütün işlerimize uyarlayabiliriz. Motivasyonumuzu sonuna kadar koruyabildiğimiz kaç konu sayabiliriz?

Kendisine en büyük sevinçleri yaşatmış oyuncuları pet şişe yağmuruna tutup, hain muamelesi yapan seyirci, yenilgiden kendisine pay çıkarmıyor. Medya da kendi yanlışlarını sorgulamayı bir yana bırakıp, suçluları asmakla meşgul oluyor. Her olayda ‘günah keçisi’ bulup rahatlıyoruz.

Sahaya pet şişe attığı için taraftarı kınayan basın, ‘rezalet, kepazelik, facia, leke’ türü başlık atmanın farklı olmadığını göremiyor. Överken dengeyi tutturamıyoruz, eleştirirken hepten ölçüyü kaçırıyoruz. ‘Güneş’in çocukları’ diye yere göğe sığdıramadığımız takımın, yeni başarıları en az bizim kadar isteyeceğini akıl edemiyoruz. Bir gecede 10 yıl geriye gittiğimiz ileri sürülüyor. 10 yıllık mesafeyi bir gecede mi aldık ki, bir gecede kaybedelim? Gaziantep’in Lens’i, Gençlerbirliği’nin Lizbon’u bozguna uğratmasından sonra bu kehanet hepten gözümden düştü.

Bir de fırsatçılar, bu vesileyle başka takıntılarının hesabını görmenin peşinde koşanlar var. Duayen olması gereken bir yazar, mağlubiyetin faturasını dindar bilinen oyunculara kesmeye çalışıyor. Bu da başka hastalığımız.

Letonya mağlubiyetiyle futbolumuz değil, toplumumuz kaç yıl geri gitti, asıl araştırmamız gereken bu.


30.11.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (28.11.2003) - ‘Sapkın dinci terör’

> (24.11.2003) - El Kaide'ye İslamcı diyelim mi?

> (23.11.2003) - Ramazan’a veda

> (21.11.2003) - Terör niye Türkiye’yi vuruyor?

> (16.11.2003) - Kalemle baş edemeyenler kılıca sarılır

> (14.11.2003) - Zavallı kadınlar...

> (09.11.2003) - Yargıç mı, niyet metre mi?

> (07.11.2003) - CHP, halk mı devlet mi ikileminden kurtulmalı

> (31.10.2003) - Cumhuriyet korunmaz; yaşatılır

> (24.10.2003) - Sezer, laikliği tehdit ediyor




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.