İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
04.12.2003
Perşembe
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


AHMET SELİM a.selim@zaman.com.tr
 
 

Sevgi ve evlilik

Attila İlhan bazı basın mensuplarıyla konuşurken, bir Fransız’la karşılaştığını ve kendisine şu sözü söylediğini ifade etti: “Sevgi, birbirine bakmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.”


Ayrıca şunları da ekledi: “Bu Fransız, entelektüel biri değildi, orta halli bir insandı.”

Şaşırdım. Ben bu sözü çok kullanmışımdır. O Fransız’ı, görmediğime göre, acaba Attila İlhan’ın nakillerinden mi almıştım? Tereddüde düştüm ama, böyle bir ihtimali geçerli saymadım. Böyle olsaydı, hatırlardım. Tesadüf bu ya. 1964 yılının not defterlerini karıştırırken o sözü buldum. Söz, Saint Exupery’ye ait: “Sevmek birbirine bakmak değildir, birlikte aynı yöne bakmaktır.”

Çok güzel bir söz. Birbirine bakmak, burada yüzeyselliği ve darlığı temsil ediyor. Dünyanızı sevdiğiniz kişi ile sınırlarsanız, onu da maddî-tensel-bencil bir yüzeyselliğe irca ederseniz; o sevgi ilk sınavda çöker... Birlikte aynı yöne bakmak ise, “kişilikli-idealist-ruhî-kalbî-derin” bir imtizacı (ahengi-uyumu) ifade eder. Uzun yolculuklarda mutlu olmanın başka yolu yoktur. Ayşe Özgün bu sözü anlamadı ve “birbirine bakmak” tercihini aşk adına üstün tutmaya kalkıştı. Su olmazsa, sıcak su da olmaz, soğuk su da; yağmur da olmaz, kar da; çiçek de olmaz, meyve de. Sevgi ana kaynaktır ve farklı tezahürleri de aynı kaynağın temel özelliklerini taşır. Ben başka bir ölçü vereyim: “Ruhi yönü olmayan her ilgi behimidir” (hayvancadır). Hayvanlar da yiyor, içiyor, ürüyor; bunlarla ilgili içgüdülerinin etkisini şiddetle yaşayabiliyor. İnsan, o içgüdüleri, ruhi-kalbi-akli bir bütünleşmenin kişilik halinde yansıyan özel bir terkip şuuru içinde yönlendirir, rafine eder, adeta yeniden üretir.

“Yeniden üretmek” hayatın mutlulukla ve başarıyla ilgili en önemli sırlarından biridir.

Aman “zibidi yenilikçilikle” karıştırmayın. Kaynağından ve kökünden kopardığınız şeyi yeniden üretemezsiniz. Yapabildiğiniz şey ancak yozlaştırmak olur ve mukadder çöküşü hızlandırmaktan başka bir işe yaramaz.

Mankenci kültürün yeni bir zırvası var: evlilik sevgiyi öldürür ve alışkanlığa dönüştürürmüş. Medyatik bir hanım psikolog da bu görüşü işleyip duruyor nice zamandır. Bu görüşün sevgi zannettiği şey, bir başlayış heyecanının sun’i bir yaranma ve beğendirme çabasıyla birlikte yürüyen aldanışlarından ibârettir. Ne olduğu anlaşılmasın diye kendi sınırları içinde tutacaksın, test etmeyeceksin, olduğun gibi görünmeyeceksin, hallerinin büyük kısmını saklayacaksın, rolünü-dekorunu-makyajını daima muhafaza edeceksin! Bir ipte iki cambaz gibi yaşayacaksın, yaşayabildiğince!.. Evlilik ise; uzun bir yolculuğa çıkmak, hür ufuklara yönelmek, okyanuslara açılmak, fırtınalara beraberce göğüs germek, her halin bilinmesine rağmen saygının, bağlılığın, paylaşmanın sıcaklığını “ekmek yeme, su içme” doğallığı içinde yaşamaktır. Birbirini ve müşterek hayatı, yeni farklılıklarla zenginleşen bir bütünlük halinde yeniden üretmektir. Sevginin pınarını, bir kan dolaşımı gibi hücrelere taşımaktır mutlu evlilikler. Birlikte aynı yöne bakmak, paylaşılan bir hedefe yürümektir; habire artan derunî coşkularla. Mutlu evliliklerde sadece evlatlarla torunlarla çoğalmazsın, kendi içinde kendi ruhî-fikrî-hissî-kalbî-ferdî varlığınla da çoğalırsın. Paylaştıkça çoğalırsın, çoğaldıkça daha fazla paylaşırsın; bunu sağlayan güç, sevgidir.

Bu ideal bir tasvir değil mi?

Sen sevgiden haber ver! Sevgi varsa, asliyetiyle varsa; bu ideal tasvir, bir şiiriyet halinde gerçekleşir. Kendiliğinden akarak, kendiliğinden birikerek, kendiliğinden şekillenerek.

Mutlu olmak, sevgiyle yaşamaktır. Bütün gerçek (halis) sevgiler; tanışırlar, yardımlaşırlar, bilişirler, birleşirler. Gerçek sevgiler arasında rekabet değil, tamamiyet vardır. Muhabbetullah’a kadar gider; bu teselsül, bu teeyyüd, bu genişlik, bu derinlik. Siz zâhiren bitersiniz o hiç bitmez. Habire yeniden doğar, yaşları yılları aşarak sizi “saadet-i dareyn” nasibine kadar taşır.


04.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (30.11.2003) - Terör ve akıl

> (27.11.2003) - Hayat ve bayram

> (23.11.2003) - Terörün önü arkası

> (22.11.2003) - Sevgi ve düşünce

> (19.11.2003) - Ekolleşme kavramı ve milli takım

> (16.11.2003) - Nedir bu?

> (13.11.2003) - İyiye gitmiyor

> (09.11.2003) - Siyaset kıskacı

> (06.11.2003) - Gerçek gündem nerede?

> (03.11.2003) - Düşünce’nin sevgi şartı




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.