İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
07.12.2003
Pazar
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

Kadın-Aile...(Bütün Haberler)

kadinaile@zaman.com.tr

 

Çocuklarda özel öğrenme güçlüğü

Her anne baba, çocuğunun başarılı olmasını ister. Çocuklar normal şartlarda yaşıtları ile aşağı yukarı aynı şartlarda bulunduklarında kendilerine gelişimleri seviyesinde öğretilenleri öğrenmekte zorluk çekmezler.

İnsanoğlu mükemmel bir kapasite ile dünyaya gelmiştir. Bununla beraber bazı çocuklar -anne ve babalarının bütün gayretine rağmen- derse motive olmakta, ders konularını anlamakta, anladığı konuları akıllarında tutmakta zorluk çekmektedirler. Günlük hayatta kendisine öğretilene son derece ilgili zeki bir çocuğun okul derslerini anlamakta, öğrenmekte zorluk çekmesi bazı durumlarda anne babalar ve öğretmenler tarafından “isteksizlik veya tembellik” olarak nitelendirilmekte, bu da problemin daha içinden çıkılmaz hale gelmesine neden olabilmektedir. Elbette uygun öğrenme motivasyonu ve öğrenme için gereken alışkanlıkları kazanamamış olan çocuklar da vardır. Bununla beraber özel öğrenme güçlüğü bunlardan farklı bir durumdur.

Çocuğun dikkatini dersine verememesinde, dikkatini verdiği halde öğrenememesinde veya öğrendiğini unutmasında etkili olan ve çeşitli sorunların birbiriyle karışmasına ve çözümün gecikmesine neden olan dört temel sebep vardır: Stres, kişilik özelliklerinin ve öğrenme dilinin farklılığı, bazı organik ve fizyolojik problemler, merkezi sinir sistemindeki ve beyindeki bir kısmı kalıtımsal yapısal problemler. Sebepleri bu şekilde sınıflandırabilmekle beraber her birey farklıdır ve bize gelen problemlerde bu 4 nedenin çeşitli kombinasyonlarla birbiriyle etkileşerek problemi her bireyde farklı hale getirdiğini ve tedavi bu farklılıkları göze alarak yapılmadığında çözümün de zorlaştığını görmekteyiz. Bunları sırasıyla kısaca açıklarsak;

Stresli yakın çevrenin, aile ve okul ortamının bireyin öğrenmesi üzerindeki etkisi bilinmektedir. Bireyin ruhsal ve fiziksel ihtiyaçları karşılanamadığında ve kişi kendisini çeşitli nedenlerle tehdit altında hissettiğinde stres hormonları salgılanarak beyin ve sinir sistemindeki kimyasal akış bozulmakta ve bireyin öğrenmesi olumsuz şekilde etkilenmektedir. Ailevi sorunlar, aile içi şiddet, ekonomik sıkıntılar, geçirilen duygusal ve organik travmalar, tabii afetler vb., uygun olmayan ve baskıya dayanan öğretme metodu, öğretmenin mesleğini sevmemesi ve öğrenciyle yeterli iletişime geçememesi, öğretmenle yaşanan kişisel sorunlar bu tür strese örnektir.

Her bireyin öğrenme dili farklıdır

Beynin sağ ve sol yarısı farklı zihinsel işlevleri idare eder. Elbette bu ikisi arasında sürekli etkileşim de bulunur. Sağ yarı daha çok sözel ve duygusal işlevleri idare ederken sol yarı daha çok matematiksel ve mantıksal işlevleri idare eder. Elbette bu ikisinin farklı şekillerde çalışmasında hem yapıyla hem de kişilikle ilgili etkiler vardır. Kalıtımsal ve yapısal özellikler kadar çevresel şartlar, cinsiyet, kişilik, çocuklukta verilen eğitim de etkili olabilir. Bütün bunlara bağlı olarak her bireyin farklı bir öğrenme dili vardır diyebiliriz. Bilindiği gibi bilgi bize görme, işitme, tatma ve dokunma gibi duyu organlarımıza bağlı farklı kanallardan ulaşır. Her bireyde bu kanallar yukarıda saydığımız nedenlere de bağlı olarak farklı gelişmiştir. Mesela beyin işlevleri sağ lob ağırlıklı olan bireyler görsel metotlarla daha iyi öğrenirler.

Okullar için hazırlanan müfredatlar ve öğretim metotları toplumdaki normlar göz önüne alınarak hazırlanmaktadır. Deney ve görgüye dayalı öğretimin çok daha etkili olduğu aşikar olmasına rağmen bizim okullarımızda genellikle ezbere dayanan bir öğrenme sistemi mevcuttur. Bunu değiştirmek için çeşitli çalışmalar yapılmakta ve daha etkili metotlar uygulanmaya çalışılmaktadır. Bununla beraber eğitim müesseselerimizin hepsinde bu metotların uygulanabildiğini söyleyemeyiz. Bazı öğrenciler sınıfta uygulanan standart metotla öğrenmeye yatkın olamamaktadır. Bu durumda en azından birey uygulanan öğretim metodunu kavrayıncaya kadar özel öğretime ihtiyaç duymaktadır. Görsel metotlardan da yararlanılarak verilen özel öğretim, bireyin normal öğretim metotlarına da uyumunu kolaylaştırmaktadır. Aslında normalde de görsel olarak öğrenilenler daha kalıcı olmaktadır. Fakat bazı bireyler için bu şekilde öğretme metodu daha fazla önem taşımaktadır. Diğer öğrenme dilleri ve farklılıkları da göz önüne alınmalıdır.

Bazı hastalıklar öğrenmeyi zorlaştırır

Bazı organik hastalıklar da önce psikolojik belirtiler vermektedir ki bunların başında öğrenme problemleri gelmektedir. Bu durum çocuğun ilgisine göre farklı şekilde başarı göstermesi sebebiyle özel öğrenme güçlüğü ile karıştırılabilir. Anemi, demir eksikliği, diyabet, gizli şeker, bazı enfeksiyon türleri gibi hastalıklar aile tarafından tam olarak anlaşılamadan çocuk henüz enerjik ve sağlık açısından önemli bir sorun görünmezken önce öğrenme zorlukları ortaya çıkabilmektedir. Bazı hastalıklar çocuğun büyüklerden farklı olarak son derecede enerjik ve hareketli olmasına da yol açabilmektedir. Alerjik hastalıklar ve bazı enfeksiyon hastalıkları bunlar arasındadır. Tedavi ile öğrenme güçlükleri de ortadan kalkar.

Bazı organik veya fizyolojik problemlerin de özel öğrenme güçlüğüne yol açtığı bilinmektedir. Beyinde veya merkezi sinir sisteminde meydana gelen hasarlar özel öğrenme güçlüğüne yol açabilir. Merkezi sinir sisteminde, beyin metabolizmasında veya glikoz kontrol sisteminde bulunan bazı problemler de başka organik nedenlere bağlı olmaksızın bireyin akademik zekasında genelde problem olmamasına rağmen özel öğrenme güçlüklerine yol açabilmektedir. Buna bağlı olarak matematiği çok iyi anlayan bir öğrenci okumada zorluk çekebilmekte ya da sözlü becerileri yaşıtlarına göre çok iyi gelişmiş bir öğrenci okuyup yazmakta veya matematikte zorluk çekebilmekte veya başarısız olabilmektedir. Dil gelişimi geri kalmış, okuyup yazmada Türkçe dersinde zorlanan bir öğrenci de matematikte çok başarılı olabilmektedir. Bununla beraber bu alanların ileride birbirlerini etkileyebileceği de bilinmektedir. Eğer özel öğrenme güçlüğü problemi ilkokul 1. sınıfa kadar anlaşılmazsa ileride öğrenme sorunları birbirini etkileyerek büyüyebilmekte, çok ciddi durumlarda zeka gelişimini de etkileyebilmektedir.

Psikolojik problemlerinizle ilgili soru sormak için Tel: 0216 411 18 13, Faks: 0216 386 68 54, e-posta: t.artir@zaman.com.tr

Farika Teymur Artır / Psikolog

07.12.2003


 

Uygun tedavi yapılmalı

Özel öğrenme güçlüğü ancak uygun tedavi ile düzelebilir. Bazı durumlarda bu bir hastalık olarak değil, farklılık olarak da görülmelidir. Güven geliştirici çalışmalar, aile tedavisi, bire bir eğitim, çocuğun öğrenme diline uygun öğrenme metotları uygulanması, okul aile işbirliği, uygun beslenme, spor ve sanatla enerjinin uygun şekilde kanalize edilmesi gibi çeşitli yöntemlerin uygulanması ve gerektiğinde ilaç tedavisi ile özel öğrenme güçlüğünde çok yüz güldürücü sonuçlar alınabilmektedir.

07.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.