İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
07.12.2003
Pazar
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


BÜLENT KORUCU b.korucu@zaman.com.tr
 
 

Kur’an kurslarını ne yapmalı?

Sapkın dinci terörün şokunu üzerimizden atamadan, Kur’an kurslarıyla ilgili yeni düzenlemeyi tartışmaya başladık. Din eğitiminde ölümcül hatalar yapıldığı malum. Devlet, laikliği yanlış yorumlayan insiyaklarla bu suçun faili olduğu gibi, yanlış ve sapkın yorumları ayıklamada gerektiği kadar hassas davranmayan gerçek dindarlar da suç ortağı durumunda. Her türlü önyargı ve dogmadan arınmış şekilde konuyu masaya yatırmak ve uzlaşmak zorundayız.

Önce iğneyi kendimize batıralım. Bilgiyi tek türe indirgeyen ve sadece ezber üzerine yoğunlaşan eğitim tarzı Müslümanların sadece geri kalmasına sebep olmadı, umulanın aksine dini doğru anlamalarını da engelledi. Sıfırı bulan ve cebire ismini veren ya da yüzyıllar boyu Avrupa’da tıbbın hocası olan atalarımızla avunduk. Ama onların yolunda gitmedik.

Dini algılama ve kitlelere anlatma açısından çığır açmış, yararlanabileceğimiz bir örnek var: Bediüzzaman Said Nursi. Kendi ifadesiyle dinî ilimlerle, müspet bilimi barıştırmayı hayatının gayesi yapmış, bu devrin tefsirinin ancak her iki alanın uzmanlarının bir araya geldiği kurullarda yapılabileceğini kayıtlara geçirmiş bir isim. Keşke önyargıları aşıp ondan yararlanabilsek.

Kur’an kursları yönetmeliği etrafında süren tartışma bizi sağlıklı müzakere ve isabetli sonuç hedefinden uzaklaştıracak atışmalardan ibaret. Çıkan gürültüyü haklı kılacak hiçbir değişiklik yok. Yetişkinlere yönelik kursları, çocuklarınkiyle karıştırıp, ‘kesintisiz Kur’an kursu’ manşeti atmanın iyi niyetle izahı mümkün değil. Haberlerin başlık ve spotlarını okuyunca biz bile, ‘Hassasiyetin üst sınırda olduğu bir dönemde, zamanı mıydı?’ demekten kendimizi alamıyoruz. İçeriği okuyup, bir de düzenlemeye göz attığımızda tipik çarpıtma ve sindirme operasyonlarıyla karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz.

Kritik nokta yaş sınırı, acaba orada indirim mi söz konusu diye bakıyoruz. Hayır, yine devamlı kurslar için temel eğitimi bitirmek, yaz kursları için 5. sınıfı tamamlamak şartı korunuyor. Yalnızca, yaz tatili ibaresini açan ‘2 ay ve haftada 5 gün ibaresi’ çıkarılmış. Sağlıksız koşullar, izbe yerler ve kontrolü zor mekanlar yerine, boş okulların kullanılmasına imkan tanınmış.

İnsanımızın kutsal kitabımızla arasındaki bağ çok farklı. Namaz kılmayan, belki oruçlarını bile aksatan çoğu insan, ‘arkamızdan Fatiha okuyacak biri bulunsun’ düşüncesiyle çocukları Kur’an okumayı öğrensin istiyor. Bu haklı talebi, meşru ve doğru şekilde karşılamak devletin görevi. Ortalama vatandaşı, dini yanlış yorumlayanların eline bırakmamak, devletin stratejik önceliği. Samimi duygularla dinini öğrenmek ve yaşamak isteyenler alternatifsiz bırakılmamalı.

Zamanlama hatası yapıldığına da katılmıyorum. Tam tersine Diyanet İşleri Başkanlığı tam zamanında çıkış yaptı. Belki usul hatasından bahsedilebilir. Başkanlık, haberler ve eleştiriler başlamadan göğsünü gere gere ortaya çıkmalı, ‘Ey ahali, dinin sapkın yorumlarının başımıza ne belalar açtığını hep birlikte yaşadık. Bunun önünü alabilmek, dini doğru şekliyle öğretebilmek için üzerimize düşen görevi yapmak istiyoruz.’ demeliydi. En azından tartışmanın kızıştığı noktada Devlet Bakanı Mehmet Aydın kamuoyunun ve basının huzuruna çıkmalıydı. Otoritesi ve kimsenin reddedemediği aydın bakışıyla ağırlığını koymalıydı.

Diyanet teşkilatının durumdan vazife çıkarıp, gerekli tedbirleri alması ve halkla bütünleşip, alternatif olma konumunu pekiştirmesinden radikal dinciler, radikal laikçilerden daha fazla rahatsız olacaktır.

Dindarlar din eğitimine, diğerleri de topyekün dine bakış açılarını değiştirmedikten sonra sonuçsuz polemiklerden yakamızı kurtarmamız zor.


07.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (05.12.2003) - Erdoğan, İstanbul’a yed-i emin arıyor

> (30.11.2003) - Türk futbolu kaç yıl geri gitti?

> (28.11.2003) - ‘Sapkın dinci terör’

> (24.11.2003) - El Kaide'ye İslamcı diyelim mi?

> (23.11.2003) - Ramazan’a veda

> (21.11.2003) - Terör niye Türkiye’yi vuruyor?

> (16.11.2003) - Kalemle baş edemeyenler kılıca sarılır

> (14.11.2003) - Zavallı kadınlar...

> (09.11.2003) - Yargıç mı, niyet metre mi?

> (07.11.2003) - CHP, halk mı devlet mi ikileminden kurtulmalı




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.