İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
07.12.2003
Pazar
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


ETYEN MAHÇUPYAN e.mahcupyan@zaman.com.tr
 
 

Kıbrıs’ı hak ediyor muyuz?

Bir toprağı hak etme kavramı gündeme geldiğinde hemen verdiğimiz şehitleri öne süreriz. Ama genellikle her toprak birçok kavmin kanı ile sulanmıştır.


Dolayısıyla şehit vermiş olma, bir toprağın meşruiyet içinde bizim olması için yeterli değildir. Söz konusu toprağa gösterilen saygı, orada yaşayan insanların kendileri için kurdukları düzen bu meşruiyeti üretir veya üretemez. Bunun ölçüsü ise ancak hukuk ve ahlakla belirlenir. Bir toprağı hak etmek, orada hukuksal normların yerleşmesiyle ve ahlaksal iç bütünlüğün sağlanmasıyla bire bir bağlantılıdır.

Bu açıdan bakıldığında Kıbrıs büyük bir başarısızlık örneği... Türkiye’nin dış politikası açısından, haklı olunan bir noktadan giderek hukuk dışına kaymamızın serüveni. Türkiye’nin Kıbrıslı Türklere davranışı ise, her seçimde zirveye ulaşan bir dizi manipülasyonla paralel gitmekte. Muhalefetin gücü ortaya çıkınca, önce Kıbrıs’ta mart ayı içinde olması gereken referandum engellenmişti. Bugünlerde ise hükümetin hızla değişen söylemini ve iktidara uzattığı destek elini izlemekteyiz. Bu arada Kıbrıs’taki konsolosluk yetkililerimizin olağanüstü lobi faaliyeti, Anadolu Ajansı’nın Verheugen’in demecini çarpıtması, merkez medyamızın Türkiye’deki hükümetin Kıbrıs’taki iktidarı desteklediğini ima eden ‘gazetecilik’ çabaları gözümüzün önünde cereyan etmekte... Anlaşılan Türkiye devleti bir kez daha elindeki tüm imkanlarla Kıbrıs seçimini etkilemenin peşinde. Kıbrıs’ta polis ve itfaiyenin Türkiye’den gitmiş olan orduya bağlı olması, Kıbrıs Hava Yolları gibi ‘stratejik’ heyetlerin çoğunluk üyelerinin Türkiye’den atanması gibi garabetler ise sürmekte... İki ülke arasında olması gereken hukuk ve ahlak çizgisi gene iyice bulanmış durumda.

Ancak Kıbrıs’ta olanların bunlardan aşağı kalır yanı yok: Hükümet binlerce insana seçmen kaydı yaptırma uğraşı içinde. 24 Aralık günü, bir günde 1563 kişinin vatandaş yapıldığı mahkeme kayıtlarında mevcut. Bu liste halka açıklanmadığı gibi resmi gazetede de yer almıyor. Oysa İçişleri Bakanı tüm eylül ayı içinde sadece 99 kişinin vatandaşlığa girdiğini söyleyebilmişti. Daha sonra bu biçimde vatandaş olanların birçoğunun vatandaşlığı mahkeme yoluyla düşürüldü; ancak hükümetin niyeti ve ahlak anlayışı konusunda toplumda net bir izlenim doğdu. Şu dönemde 1500’ü aşkın sayıda kişi ise devlette geçici işle taltif edildi. Seçim atmosferinin arka planında ise, 1200 dönüm arazinin hukuksuz bir biçimde tek bir elde toplanabildiği; 90 milyon dolar batıran banka sahibinin serbestçe ve keyifle hayatını sürdürdüğü bir düzen var. Bugün Kuzey’de işçilik ücretleri hariç, hemen her şeyin fiyatı Güney’dekinin iki katına yaklaşmakta; ve tüm bunların dayandığı rant mekanizmaları Türkiye tarafından finanse edilmekte... Kuzey Kıbrıs’ta iktisadi yozlaşmanın sistematize olup yerleşik hale gelmesi, karşılığını doğal olarak bu yozlaşmayı taşıyabilen bir siyasi aktörleşmede buluyor.

Annan Planı işin özünü oluşturmuyor... Temel mesele bu sistemin değişip değişmemesi üzerine dönmekte. ‘Çözüm’ alternatifi, şu veya bu şekilde Kıbrıs’ı AB normlarına taşıyacağı ölçüde, var olan iktisadi ve siyasi yapının radikal bir biçimde dönüştürülmesini ima ediyor. Dolayısıyla Annan Planı’nın bir müzakere temeli olarak alınması, her iki tarafı da masaya oturmak zorunda bırakarak, karşılıklı ve içe dönük bir yüzleşme sürecini doğuracak. Bu açıdan bakıldığında müzakerelere başlanması bile hukuksal ve ahlaksal açıdan bir tür ‘temizlenme’nin başlangıcı olacak. Kıbrıs’ın gerçekten hak edilmesinin başka yolu yok...


07.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (05.12.2003) - Kıbrıs’ta gerçekten ne istiyoruz?

> (01.12.2003) - Toplumsal basiretimizin sınırı

> (30.11.2003) - İdeolojik hukuk, yasal kılıf

> (28.11.2003) - Kamusal vatandaşlık anlayışı

> (24.11.2003) - Terörün paratoneri olmak

> (23.11.2003) - Terörü tamamlamak

> (21.11.2003) - Terörün söyledikleri

> (17.11.2003) - Kamusal alanda AB’ye yer var mı?

> (16.11.2003) - Başörtüsüyle balkona çıkılabilir mi?

> (14.11.2003) - Doğu kolonyalizmi




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.