| |
Piyasalar geleceğe yöneldi
İstanbul Sanayi Odası (İSO)’nın düzenlediği 2. Sanayi Kongresi 3-4 Aralık’ta İstanbul’da yapıldı. “Sürdürülebilir Rekabet Gücü-Geleceği Yakalamak” konulu kongreye konuşmacı olarak katılan; sanayiciler, akademisyenler, üst düzey bürokratlar ve girişimci işadamları iki gün boyunca Türkiye’nin geleceğini, rekabet gücünü konuşup yeni fikirler ortaya koydular.
Bu toplantıda, firmaların dünya pazarlarında nasıl rekabet edebileceği, geleceği yakalamada nelerin yapılması gerektiği üzerinde duruldu. Kongre sonunda, İSO Başkanı Sayın Tanıl Küçük’ün de belirttiği gibi; rekabet gücümüzü artırmak ve sürdürülebilir kılmak, sanayi kuruluşlarımızın, hükümetin, bürokrasinin, sivil toplum örgütlerinin, kısacası ilgili tüm tarafların katılımı ve işbirliği ile mümkün olabileceği fikrine varıldı. Ayrıca, rekabet gücünü artırmada, yenilikçi ürün bulma, markalaşma, pazarlama kanallarını ele geçirme, verimliliği ön plânda tutma, kayıtsız ekonomiyi ortadan kaldırma ve takip eden değil, takip edilen olma gibi önemli ipuçları da verildi. Küreselleşmenin dünyanın bir gerçeği olduğunun kabul gördüğü günümüzde, Türk sanayisinin bu tür platformlarda konuşulması, tartışılması ekonomimizin ve sanayiimizin geleceği açısından oldukça önemli buluyorum.
Terörün olumsuz etkisini kısa sürede üzerinden atan piyasalar, artık kendi dinamikleri ile hareket ederek yakalanan olumlu atmosfere sahip çıktı. Ekonomik krizin etkisinden oldukça uzaklaşan piyasalarda; düşen enflasyonun artık sorun olmaktan çıktığı ve tek haneli rakamlar hedeflendiği konusunda büyük oranda fikir birliği oluştu. Artık piyasalarda, doğrudan yabancı yatırımcıları Türkiye’ye çekebilme yolları ve 2005 yılında paradan altı sıfır atılması konuşuluyor. Ayrıca, enerji fiyatlarında indirim, enflasyon muhasebesine geçiş, özelleştirmelere hız verilmesi, kamu borçlarını azaltma ve vadeleri uzatma konuları da piyasaların geleceğe yöneldiğini gösteriyor.
Geçen hafta Hazine’nin iç borç ihalelerine katılımın düşük olmasına rağmen, dövizde ve faiz oranlarında olumsuz bir yansıması olmaması, Borsa’da işlem hacmi ile birlikte endeksin yükselmesiyle piyasaların geleceğe daha iyimser baktığı anlaşılıyor. Ayrıca, Hazine’nin yarın düzenleyeceği iki ayrı vadedeki tahvil ve değişim ihalelerine de katılımın yüksek olmasını bekliyorum. Hazine’nin değişim ihalelerinin, 2004 yılının ilk çeyreğinde yüklü iç borç geri ödemelerinin rahatlatması yanında, yatırımcılara da düşen enflasyonda kâr yazacaktır. Ancak, gelecekte paradan para kazanma bitiyor. Bundan böyle üreten ve çalışanın kazanma dönemi başlıyor. Reel sektörün getirileri devlete para satarak elde edilen gelirden daha kârlı olacaktır.
Dünya piyasaları, doların diğer para birimleri karşısındaki değer kaybını yakından izliyor. Birçok önemli ürünün dolarla belirlenen fiyatlarında, artışlar olduğu gözleniyor. Hafta içinde Euro/dolar paritesi 1,2167 ile yeni zirvesini test etti. Teknik olarak bu hafta da yükselişin sürmesini bekliyorum. Altının ons fiyatı, sekiz yıl önceki 407 dolara yükseldi. Bu hafta ise sınırlı yükselişin ardından yatay seyre girebilir. Petrolün varil fiyatında artış olduğu gibi, diğer metal fiyatlarında da, yeni zirveler test edildi. Altının ons fiyatındaki yükselişine rağmen, doların TL fiyatının ve altın talebinin düşük olmasıyla, TL/gr fiyatının yükselişi sınırla kaldı.
Bu hafta piyasaların seyrinde, AB müzakere takvimi ve Kıbrıs seçimlerine ilişkin gelişmelerin etkili olacağını düşünüyorum.
08.12.2003
|