|
Kemal Gürüz, MIT başkanı olsaydı
Hemen baştan söyleyeyim, Kemal Gürüz’ü Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) başına teklif etmiyorum. Gerçi bu densiz öneriyi yapanlar da çıktı. Bu teklifi Aksiyon’un 20 Ekim nüshasını okuyana kadar anlayamadım. Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Tahir Hatipoğlu ‘Gürüz’ü yakından tanırım. Gürüz’ün bizzat jandarma istihbaratını kullandığını çok iyi biliyorum.’ diyor. Gürüz’ü tanımam, o yüzden kimin kimi kullandığını bilemiyorum...
‘O zaman nereden çıktı bu başlık’ dediğinizi duyar gibiyim. Endişelenmeyin MİT’ten değil, MIT’ten bahsediyorum; yani dünyanın en kaliteli üniversiteleri arasında gösterilen Massachusetts Institute of Technology’den. ‘Peki ne alakası var şimdi MIT ile Kemal Gürüz’ün?’ diyebilirsiniz. Haklısınız. İsmi hep kavgalarla gündeme gelen YÖK başkanının dünyaca ünlü bir üniversiteyle –hele başkanlık sadedinde– zikredilmesi mümkün değil. O halde neden kuruyorum bu bağlantıyı? Anlatayım. YÖK Başkanı Gürüz birkaç gün önce emekli oldu. MIT Başkanı Prof. Charles M. Vest de yakında emekli oluyor. Her iki öğretim görevlisi de basına sıkça haber oluyor. Gürüz ile ilgili yazılanlar malumunuz. Size Profesör Vest ile ilgili olanlardan kısaca bahsetmek istiyorum.
62 yaşındaki Vest, 13 yıldır MIT başkanlığı yapıyor. Soğuk savaş sonrasındaki değişimi erken kavrayan Rektör, özel şirketlerle ortak projelere yönelmiş. Göreve başladığında okula yapılan bağışlar 1,4 milyar dolarmış. Şimdi bu rakam 5,1 milyar dolar. ‘Bağış toplamakla üniversite başkanının ne alakası var?’ demeyin lütfen. Amerikan üniversitelerinin başındaki kişilerin en önemli görevi bağış toplamak ve üniversitenin gelirini artırmak. Bunun için kendi mezunlarından başlayarak sanat ve iş dünyasına kadar uzanan geniş bir platformda bağış topluyor rektörler.
New York Times’a göre (5 Aralık) Vest, biyolojinin 21. asrın en önemli ilmi olacağına inanırmış. O yüzden başkanlık yaptığı dönemde genler üzerine araştırmalar çoğalmış ve üniversite büyük yatırımlar yapmış. Mesela H. Robert Horvitz (biyoloji profesörü) Nobel Ödülü aldı. Bir de özgürlükçü yanı var MIT Başkanı’nın. 1999 fakülte yönetiminin ayrımcılık yaptığını –özellikle bayanlara karşı– itiraf etmiş. Ayrıca 1997’de meydana gelen intihar olaylarında ve bazı öğrencilerin alkol bağımlısı olmasında üniversitenin mesuliyetini resmen üstlenmiş. Bunalıma girdiği için intihar eden Krueger’in ailesine 6 milyon dolar tazminat ödemiş okul.
Şimdi herkes onu alkışlayarak uğurluyor.
Keşke Gürüz’ün arkasından böyle şeyler yazabilseydik! Oysa onun yönetiminde başörtülü öğrenciler için ‘ikna odaları’ kuruldu. Bu durum ayrımcılık sayılmadı. Baskılar sonucu binlerce öğrenci ya üniversiteyi terk etti, ya da bunalıma girdi. Yeni kaynaklar üretilemedi. Özel sektörle işbirliği yapılmadı, bilimsel projelere imza atılmadı. Bir ara üniversite kapatmaya bile yeltendi Gürüz. Ondan geriye kalan ‘Ordu göreve’ pankartının altında verdiği veda pozları.
Konu sadece Gürüz ile sınırlı değil.
İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun düştüğü duruma ibretle bakın! ‘Bilimsel hırsızlık’ suçlamasıyla ‘meslekten 2 ay men’ cezası alıyor. Villasına haciz geliyor, yurtdışına çıkma yasağı ile karşı karşıya kalıyor. İlahiyat Dekanı Zekeriya Beyaz görevinden sessiz sedasız alındı. Durumu laiklik şovuna dönüştürerek kurtarmaya çalışıyor ‘Beyaz Hoca’. Hem unutmayalım ve saptırmayalım ki cezayı hükümet değil, YÖK vermek zorunda kaldı. Sahi İlahiyat Vakfı Beyaz’ı neden mahkemeye vermişti?
Üniversiteler amansız bir çürüme süreci yaşıyor. Ne kadar isterdim ki MIT Başkanı’nın arkasından yazılanlar, bizimkiler için de kaleme alınabilseydi. Umarım bu göreve seçilecek kişi, asıl yapması gereken konulara zaman ayırır; üniversiteyi engizisyona çevirmeye değil... Uzun bir süredir üniversiteler amansız bir çürüme süreci yaşıyor. Galatasaray Üniversitesi Rektörü Erdoğan Teziç YÖK başkanı seçildi. Umarım Teziç Gürüzün hatalarını tekrarlamaz çünkü üniversitelerin engizisyon mahkemesine benzeyen rolü Türkiye’mize yakışmıyor...
09.12.2003
|