İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
12.12.2003
Cuma
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


HASAN ÜNAL h.unal@zaman.com.tr
 
 

Yetmiş bin kişi buharlaştı mı?

Kıbrıs’ta iki gün sonra seçimler yapılmış olacak. Üzerinde büyük spekülasyonlar yapılan seçimlerden çıkacak sonuçlar her açıdan önemli. Sonuçlar, Kıbrıs hakkında son yıllarda yazılıp çizilenler hakkında da bir değerlendirme yapma fırsatı verecek.


Geçen sene bugünlerde Ada’da toz duman hakimdi. Türk basın ve televizyonlarının abarttığına göre, Annan planı lehinde yapılan mitinglere yaklaşık yetmiş bin kişi katılmaktaydı. Aynı değerlendirmelere (!) göre mesele bitmişti. Kıbrıs Türk halkı ‘çözüm’ istiyordu ve Denktaş rejimini atmak için harekete geçmişti.

Mitinglere yetmiş bin kişi katılmış ise durum gerçekten de söylenenleri doğrular nitelikte olmalıydı. Ada’da toplam iki yüz bin civarında nüfus olduğuna göre, yetmiş bin kişi bunun yarısı ediyordu. Pazar günkü seçimlerde de görüleceği gibi, Kıbrıs’taki toplam seçmen sayısı yüz kırk bin civarında. Yetmiş bin kişi bu sayının yarısı ediyor. Eğer mitinge katılan her erkek karısını ve her kadın da kocasını veya her genç sevgilisini ikna etse, o takdirde, Annan planını isteyen partilerin seçimi kazanma diye bir sorunu olmaması gerekir; çünkü toplam seçmen sayısına ulaşıyorlar demektir.

Ama ne muhalefetin kazanması ihtimali var ne de Annan planı lehindeki mitinglere yetmiş bin kişinin katıldığı vaki olmuştu. Her şey bir yalan rüzgarı halinde cereyan etmiş ve Türkiye’deki halkın Kıbrıs Türklerinden nefret etmesini sağlamaya yönelik bir psikolojik harekat yapılmıştı. Stratejik amaçlı bu psikolojik harekat, Kıbrıs Türklerini Türk bayrağına saygısızlık eden bir güruh olarak resmediyor; buna karşılık Ada’da yürütülen psikolojik harekat ise Türkiye’yi ve Türkiyelileri kötü ve çirkin göstermeye uğraşıyordu.

Annan planının ortaya atıldığı günlerde Ada’daki psikolojik harekata bir başka boyut daha eklenmişti. Türkiye’de iktidara gelen AK Parti hükümeti Kıbrıs meselesinde tamamen farklı düşünüyordu (!). Türkiye’yi AB’ye sokmak isteyen AK Parti, aslında Kıbrıs konusunda peşinen ve hemen büyük tavizler vermeye yatkındı. Ayrıca AK Parti Kıbrıs meselesini Ankara’da var olduğu söylenen ‘derin devlet’in meşruiyet kaynaklarından biri olarak görüyor ve bundan, AB’ye girmek söz konusu olmasa bile, kurtulmak istiyordu. Dolayısıyla bu işin sonuna gelinmişti.

Aslında AK Parti yetkililerinin başlangıçta yaptıkları açıklamalar da bu sürece katkıda bulunmuştu; ancak, hiçbir hükümetin aklını peynir ekmekle yiyemeyeceği kısa bir sürede ortaya çıktı. Fevkalade dengeli diye takdim edilen Annan planının Türkler açısından ne derece büyük ekonomik yıkımlar getireceğini, sadece mülkiyet konusunun bile Türk tarafını ekonomik açıdan yıkmaya yeteceğini Kıbrıs Türk halkı hemen kavradı. Bu bilinçlenme süreci 14 Aralık’ta yapılacak seçimler vasıtasıyla Türkiye’yi Kıbrıs’tan çıkarmak isteyen güçlerin planlarını bozdu.

Bugünlerde hava değişmiş durumda. Geçen yıl bugünlerde Türkiye aleyhine yapılan mitinglere yetmiş bin kişi katıldığını ballandıra ballandıra söyleyen ve yazan çevreler, şimdilerde seçimleri iktidardaki partilerin kazanacağını kabul eden yazılar kaleme almaya başladılar. Her ne kadar bir iki manşet veya sansasyonel haber hâlâ yazılabilse de, seçimleri yıpranmış iktidar partilerinin Annan planı sayesinde kazanacağı yönünde genel bir kabullenme var.

Bu durumda pazartesi gününden itibaren Türkiye’de yürütülen bu psikolojik harekatın sebeplerini ve kaynaklarını sormak gerekecek. Ayrıca Yunanistan’ın Türkiye’yi artık düşman olarak görmediğini söyleyen sekiz sütuna manşetler de vardı. Aynı hafta içinde Yunan savunma bakanı Türkiye’yi hem de eskisinden çok daha fazla düşman gördüklerini söylerken bu manşetler neden atılmıştı? Bunları analiz etmek eğlenceli olacak.


12.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (08.12.2003) - Sona yaklaşırken...

> (05.12.2003) - Loizidou ödemesi

> (01.12.2003) - İçimize kapanırken...

> (28.11.2003) - Batı’yı anlamak

> (24.11.2003) - Nüanslar üzerinden

> (21.11.2003) - Cevabı zor sorular

> (17.11.2003) - Gerçekçi pozisyon

> (14.11.2003) - Strateji Belgesi’nden Loizidou Davası’na

> (10.11.2003) - Ne yapmak lazım?

> (03.11.2003) - Rum-Yunan ikilisi ne yapar, ne yapamaz?




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.