İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
14.12.2003
Pazar
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


ABDULLAH AYMAZ
 

 
 

Bir Rus genci, Finlandiyalıya dedi ki...

Finlandiya’da bulunan bir arkadaşımız gönderdiği mektubunda şunları anlatıyor:


Finlandiya’da Hasan Şâhin isimli, makine mühendisi bir delikanlı ile tanıştım. Finlandiya’ya geliş hikayesini şöyle anlattı: “İngilizcem gelişsin diye Finlandiya’dan bir mektup arkadaşı buldum. Belli bir zaman yazıştık. Neden sonra kız, anne, babasını ve kardeşini alarak Türkiye’ye gezmeye geldi. Samsun’da oturan ailem onları çok güzel ağırladı. Türk misafirperverliğini detayları ile gördüler. Ayrıca benim içki ve kötü alışkanlıklardan uzak, dindar bir insan olmam bilhassa kızın çok hoşuna gitti. Daha sonra muhabbetimiz arttı. Böylece birbirimizi tanıyarak ve severek evlendik. Benim yaşayışım Sonya’ ya çok tesir ediyordu. Nihayet kendisi isteyerek Müslüman oldu. Fakat, Müslümanlığını, ailesi kendisini dışlamasın diye gizledi. Bir kızımız olunca ismini Aylin Meryem koyduk. Kayınvalidem Meryem’in vaftiz yaptırılmasını istedi, Sonya da kendisinin Müslüman olduğunu, Meryem’in de öyle olacağını ifade edince annesiyle Sonya’nın arası açıldı. Sonya, İngilizce ve Almanca öğretmenliği bölümünden mezun şuurlu bir hanımefendi. Fakat annesinin bu tavrından, aralarının açık olmasından üzgün... Arayı bulmak için dua ediyor. Ben de ediyorum. Ne olursa olsun, aramızın iyi olmasını istiyoruz.”

Hasan Bey bir gün Halil ağabeyimizin pizza dükkanına gidiyor. Orada Finlandiyalı bir gençle sohbete başlıyorlar. Türkiye ve Türkler mevzuu açılınca, Finli genç tepki gösteriyor, ters sözler ediyor. “Türkler zaten tarihte şöyleydi...” derken sözünü bitirmeden yan masada oturan ve konuşulanları dinleyen bir Rus delikanlı hemen araya giriyor ve Finlandiyalıya “Siz hiç Türkiye’ye özellikle de İstanbul’a gittiniz mi? Veya siz bir Türk aileye misafir oldunuz mu? Şimdi hiç gitmeden görmeden Türklerin barbar olduğunu söylüyorsunuz. Çok yanlış. Bakınız ben bir Rus’um ama bir Türk kolejinde okudum. Türk öğretmenlerden gördüğüm güzelliğe, terbiyeye hayranım. Türkiye’ye gittim. Kendi gözlerimle gördüm ki, onlar çok iyi insanlar. Hele İstanbul... Gitmeni ve görmeni tavsiye ederim. Bütün düşüncelerin değişir...” diyor. Finlandiyalı şaşırıyor, sonra da “Aslında, ben de merak ediyorum ve bilhassa İstanbul Boğazı’nı çok görmek istiyorum. Ama tereddüdüm var. Şu anda Türkiye’de savaş var mı?” diye soruyor. Rus genci “Türkiye’nin savaşla alâkası yok. Irak Savaşı Amerikalılarla alâkalı ...” diyor ve anlatmaya şöyle devam ediyor: “Ben Türk kolejinde okurken, bazı Rus anne–babalar, bizim koleje kız çocuklarının da alınmasını istediler. Çünkü hep erkek öğrenciler vardı... Ama bizim belediye idarecileri, bizzat okulumuzun Türk idarecilerine, “Erkeklerin içine kızları almayın biz size ayrı bir bina verelim, orayı da kız koleji yapın. Sakın karıştırıp da başarınızı bozmayın.’ dediler” diyor.

Elbette bizleri bir yabancının bilhassa bir Rus’un anlatması çok mühim. Hasan Şâhin Bey, Finlandiya’ya gelince önce bir türlü iş bulamaz. Müracaatlarından birisinden sonra makine mühendisi olarak işe alınır. Bir gün patron der ki: “Hasan Bey biliyor musun, niçin diğerleri içinden seni seçtim?” O da “Bilmiyorum” deyince “İçki içmediğini anlayınca tercih ettim.” der.

Patronun hanımı gazeteci, bizlerle röportaj yapmak, Müslüman bir aileyi tanıyıp tanıtmak istiyor.

Arkadaşımızın mektubunu sizlere aktarmış oluyorum. Elbette ki, insanlarımızın kalitesi, kaliteli işler yapması, bilhassa eğitim hizmetleriyle Anadolu’yu, onun güler yüzünü tanıtması çok güzel... Şimdi atılan tohumların önümüzdeki on beş–yirmi sene sonra vereceği güzel meyveler inşaallah bizleri ve ülkemizi, lâyık olunan noktaya doğru yükseltecektir. Benzer olaylara dünyanın her tarafında şâhit olunacağına inanıyorum.

Birgün Azerbaycan’ın milli şairi Bahtiyar Vahapzâde ile İstanbul’da sohbet ediyorduk. Dedi ki: “Ben Azerbaycan ve Türkiye’deki bu kolejlerin başarılarına yakından vâkıf olduktan sonra sağda solda anlatmaya başladım. “Ne olacak yani?” diyenlere hep şu misali verdim: Bir gece birisi bir kapının kilidini eğe ile yavaş yavaş kesmeye çalışıyormuş. Birisi de oradan geçerken ona “Ne yapıyorsun?” diye sormuş. O da “Görmüyor musun kemân çalıyorum işte!” demiş. Öbürü “Bu nasıl keman çalmaktır ki, hiç sesi çıkmıyor!” deyince “Esasen sesi sen yarın çok daha iyi duyarsın.” deyip işine devam etmiş. Belki çok güzel bir teşbih olmadı; ama anlatmak istediğim mesele, biz bu kolejlerin güzel ve hoş seslerini on beş–yirmi sene sonra dünyanın her tarafından gelen güzel haberlerle daha iyi fark edeceğiz.”

İnşaallah bu tespit ve temenni daha da gür bir şekilde kendisini gösterir.


14.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (08.12.2003) - Kur’an-ı Kerim’i fem-i muhsinden öğrenelim

> (07.12.2003) - Kur’an tilâvetine gökten sekine iniyor

> (01.12.2003) - Hayatın mânâsı

> (30.11.2003) - Biz ne güne duruyoruz?

> (24.11.2003) - Bu nasıl kardeşlik?

> (23.11.2003) - Kenya, bölgedeki ülkelere ağabeylik yapıyor!

> (17.11.2003) - Sömürgecilere karşı Osmanlılar

> (10.11.2003) - Sadece Necaşi değil

> (03.11.2003) - Addis Ababa yani yeni çiçek

> (28.10.2003) - Türk, atını Dinyester’den suladığında...




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.