|
Bush’un önündeki gerçek seçim
Pentagon ve CIA, karlı bir Washington gününde Başkan Bush’a Beyaz Saray’daki Noel çamında teşhir edilmek üzere Üsame Bin Ladin’in kellesi hariç bundan daha iyi bir hediye veremezdi herhalde! Yeraltındaki köstebek yuvası gibi saklanma yerinde saçı sakalı pislik içinde derdest edilen bir Saddam Hüseyin portresi...
Belki de aylar süren istihbarat ve operasyonların ardından ABD Irak’taki en büyük emellerinden birine ulaştı. Bush yönetimi, Saddam Hüseyin’in doğum yeri Tikrit’te en nihayet yakayı ele vermesinin hem iç hem de dış politikada ferahlamalar sağlayabileceği ümidinde.
Öncelikle, Saddam Hüseyin yaşıyor korkusuyla koalisyon güçleriyle yeterince işbirliği yapmayan Iraklıları Amerikan saflarına katma ihtimali Washington’u sevindiriyor. Bu nedenle Başkan Bush pazar günü öğlen vakti Beyaz Saray’dan yaptığı canlı televizyon konuşmasında en az Amerikan halkı kadar Irak halkına da hitap ediyor, ‘İşkence odaları ve gizli polis bir daha asla geri gelmemek üzere gitti’ mesajını veriyordu.
Bush şöyle diyordu: ‘Artık Saddam Hüseyin idaresinden korkmanıza gerek kalmayacak. Özgürlük tarafını seçen tüm Iraklılar kazanan taraftadır... Irak’ın tarihinde karanlık ve acılı bir dönem sona ermiştir. Umut dolu bir gün gelmiştir. Artık tüm Iraklılar bir araya gelmeli, şiddeti reddetmeli ve yeni bir Irak inşa etmelidir.’
Bush’un ‘tüm Iraklılar bir araya gelmeli’ derken belki de en çok kastettiği, Saddam Hüseyin’e diğerlerine nazaran daha fazla bağlı oldukları farz edilen ve Irak’ın yeniden inşasında ABD’nin Şii ve Kürtlere daha fazla ağırlık vereceği endişesini taşıyan bir zamanların hakim azınlığı Sünniler.
Şimdiye kadar Saddam Hüseyin’in Irak’taki işgal karşıtı eylemleri organize ettiğini ya da en azından ilham kaynağı olduğunu iddia eden Bush yönetiminin, devrik diktatör yakalandıktan sonra ihtiyatlı bir üslup takınması dikkat çekiyor. Bağdat’taki General Ricardo Sanchez’den Washington’daki Başkan Bush’a kadar tüm yetkili ağızlar ‘Saddam Hüseyin’in yakalanması Irak’ta şiddetin sona ermesi demek değildir.’ şeklinde konuşuyor.
Yönetimi bu ihtiyata iten faktörlerin başında, başkomutan Bush’un 1 Mayıs’ta Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesinde ‘Görev tamamlanmıştır’ panosu altında askerlerini selamlayarak zafer ilan ettikten sonra Irak’taki saldırılarda 190 Amerikalı askerin hayatını kaybetmiş olması geliyor.
Öte yandan o gün bugündür Bush’u erken zafer ilan etmekle eleştiren siyasi rakipleri bile dün ‘yiğidi öldür hakkını yeme’ mecburiyetiyle baş ‘iç siyasi düşman’ları olan Bush’u tebrik etmek durumunda kaldı. Demokratların son zamanlarda daha çok ön plana çıkan ABD başkan adayı hırçın üsluplu Howard Dean bile, ‘Başkanla siyasi farklılıklarımız olabilir. Ama bugün onu tebrikten mahrum etmeyeceğim.’ dedi.
Bush cephesi, son zamanlarda ekonomide görülen iyileşme işaretlerine Saddam Hüseyin’in yakalanmasının yapabileceği çarpan etkisini düşünerek Kasım 2004’deki Beyaz Saray seçimleri için ellerini ovuşturmaya başlamıştır bile. James Buchanan gibi sağcı liderler, Saddam Hüseyin’in seçimlerden önce mahkemeye çıkmasının hem Amerikan halkı nezdinde Bush yönetiminin puanlarını artıracağını, hem de kitle imha silahlarının bulunamayışı suçlamalarını gölgede bırakacağını düşünüyor. Ancak Buchanan’ın arzu ettiği gibi Saddam Hüseyin’in yargılanmak için Amerika’ya mı getirileceği, yoksa Irak’ta daha geçen hafta kurulan savaş suçları mahkemesine mi sevk edileceği şu aşamada bilinmiyor.
Bush yönetimi açısından bir başka güzel zamanlama da, Saddam Hüseyin rejiminin 125 milyar dolarlık borcundan yeni Irak’ı muaf tutma formüllerini zorlamak için özel misyonla Almanya, Rusya ve Fransa liderleriyle görüşmeye giden ABD Dışişleri eski Bakanı James Baker’ın bugün seyahate çıkacak olması.
Daha geçen hafta bu üç ülkeyi Irak’ta 18 milyar dolarlık ihalelere girmekten men ederek savaşta destek olamadıkları için cezalandıran Beyaz Saray, bakalım Saddam Hüseyin’i yakalamanın verdiği havayla Shröder, Chirac ve Putin’i ikna edebilecek mi? Hepsinden önemlisi, Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi’nin başkanı Cumhuriyetçi John Warner ile Dış İlişkiler Komitesi kıdemli üyesi Demokrat Joseph Biden gibi iki zıt çizgide siyasetçinin bile üzerinde anlaştığı ‘Saddam Hüseyin’in yakalanmasını Irak’ın yeniden inşasına uluslararası camianın katılımını artırma yönünde değerlendirme’ye muktedir olacak mı?
ABD ya Senatör Biden’ın tavsiye ettiği gibi ‘nazik muzaffer’ tavrı takınarak Irak sorununu ‘uluslararasılaştıracak’, ya da Saddam Hüseyin’in yakalanması şimdiye kadar Cheney–Rumsfeld ikilisinin başını çektiği dünyayı dışlayıcı ‘mağrur muzaffer’ üslubunu pekiştirecek. Bush yönetiminin önünde Kasım 2004’ten de önemli gerçek seçim işte bu. Çünkü bu seçim, hem ABD hem de dünyanın geleceğini çok daha fazla ilgilendiriyor.
15.12.2003
|