İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
15.12.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


HASAN ÜNAL h.unal@zaman.com.tr
 
 

Gürcistan olur mu?

Kıbrıs’ta seçimlerin sonuna gelindi. Bu satırlar yazılırken, Kıbrıs’ta insanlar sandık başında oy veriyorlardı. İktidar partilerinin kazanacağı yönünde bir beklenti hakimdi. Kaybetmeleri halinde, muhalefet partilerinin ne yapacakları konusunda spekülasyonlar yapılıyordu.


Mağlubiyet halinde muhalefet partileri ne yapacaklar? Mağlubiyeti kabul mü edecekler yoksa sokak gösterileri yoluyla bir tür Gürcistan veya Sırbistan senaryosu mu deneyecekler? Yapılan açıklamalar ve bazı göstergeler muhalefet partilerinin ‘Barış ve AB isteriz’ sloganıyla, taraftarlarının bir kısmını sokaklara dökmeyi deneyebileceklerine işaret ediyor.

Ancak böyle bir senaryonun başarı şansı pek güçlü değil. Ayrıca böyle bir girişim, bunu yapanlara oldukça pahalıya mal olabilir de. Önce Sırbistan’da sonra da Gürcistan’da denenen ve ‘başarılı’ olan bu senaryonun temel dayanağı söz konusu ülkelerde demokratik bir seçim yapılamayışıydı. Seçmen listeleriyle oynanıyor, sandıklar kaçırılıyor ve bilhassa oy sayımı sırasında büyük hileler yapılıyordu.

Büyük çaplı seçim hileleri vatandaşın galeyana gelmesine sebebiyet veriyordu. Üstelik bu durum sadece bir seçimde vuku bulmuyor ve defalarca aynı senaryo tekrarlanıyordu. Kısacası bu ülkelerde seçimler yoluyla ne mahalli yönetimleri ne de hükümetleri değiştirmek mümkün olamıyordu. Güya demokrasi ile yönetilen ülkelerde, halkın seçimler yoluyla vaziyeti değiştiremeyeceği kanaatine varması tehlikeli gelişmeleri beraberinde getiren bir psikolojik durum oluyor ve her açıdan haklı.

Oysa Kıbrıs’ta seçimler her defasında Türkiye’deki ortalamanın bile oldukça üzerinde bir demokratik platformda cereyan ediyor. Demokratik gelenekler çok köklü. Seçmen sayısı oldukça az olduğu için, seçim sonuçlarını etkileyecek hileler yapılabilmesi zor. Ayrıca insanlar birbirlerini tanıyorlar. Vatandaşlık yoluyla seçmen listelerinin büyük çaplı değişikliklere uğratılması hemen hemen imkansız. Nitekim KKTC Yüksek Seçim Kurulu’nun verilerine göre 2000 yılı Temmuz ayında yapılan ve muhalefet partisi CTP’nin silip süpürdüğü mahalli seçimlerden bu yana seçmen listelerine vatandaşlık yoluyla sadece seksen bir (81) kişi dahil olmuş. Gerisi normal KKTC vatandaşı.

Dolayısıyla halkın kendi iradesinin sandığa yansıtılmadığını söylemek oldukça zor. Üstelik muhalefet belediyeleri almış ve kimse bir şey dememiş. Parlamentodaki sandalye sayısını artırmış ve yine kimse bir şey dememiş. Bu seçimde muhalefet partileri kendilerini Rum-Yunan tezleri doğrultusunda Annan Planı’na bağlamamış olsalardı, muhtemelen iktidara ciddi bir ders vereceklerdi. Belki de yüzde yetmiş beşler civarında iktidara geleceklerdi.

Bunları gören ve bilen bir halkın müthiş bir mağduriyet psikolojisiyle sokaklara dökülebileceğini zannetmek yanlış olur. Ayrıca Kıbrıs halkı gibi munis karakterli bir toplumda şiddeti siyasetin içine sokmak pek kolay olmayacaktır. Farklı partilere oy veren ve birbirleriyle adeta meydan savaşı yaparcasına mücadele eden insanların nasıl birlikte sarmaş dolaş yemek yiyip eğlendikleri Kıbrıs’ta yaygın olarak bilinen bir durumdur. Kıbrıs’ı yeniden keşfetmeye gerek yok.

Öte yandan hem Sırbistan hem de Gürcistan örneklerinde devletin temel güvenlik ve istihbarat birimlerinin başında bulunan insanlar kadife devrimlerin hızlandırılmasında rol oynamıştı. Oysa Kıbrıs’ta devlet birimlerinde bırakın satılmışlığı zafiyet oluşması bile söz konusu değil. Ve son olarak, bu tür kadife devrim senaryoları halkın kaybedecek bir şeyi olmadığını düşündüğü durumlarda gerçeklik kazanıyor. Kıbrıs halkı ise kaybedecek çok şeyi olduğunu biliyor. Ve onları kaybetmemek için Annan Planı’na direniyor. Netice basit; bu tür senaryolar için oluk gibi para akıtmış olan AB ve Rumların parasını yiyen Kıbrıslı işine bakar. Başını derde sokmaz.


15.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (12.12.2003) - Yetmiş bin kişi buharlaştı mı?

> (08.12.2003) - Sona yaklaşırken...

> (05.12.2003) - Loizidou ödemesi

> (01.12.2003) - İçimize kapanırken...

> (28.11.2003) - Batı’yı anlamak

> (24.11.2003) - Nüanslar üzerinden

> (21.11.2003) - Cevabı zor sorular

> (17.11.2003) - Gerçekçi pozisyon

> (14.11.2003) - Strateji Belgesi’nden Loizidou Davası’na

> (10.11.2003) - Ne yapmak lazım?




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.