İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
15.12.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


MEHMED NİYAZİ m.niyazi@zaman.com.tr
 
 

İlim ve sanat hayatımız

Bu konularla uğraşanların daha adını doğru dürüst koyamadık; "ilim ve sanat adamı mı" yoksa "ilim ve sanat insanı mı" dememiz gerekir. Hanımlardan da ilim ve sanatı iş edinenler olduğuna göre "ilim ve sanat insanı" demek bize daha mantıklı görünüyor. Ama herkes "ilim adamı" veya "sanat adamı" tabirlerini kullanıyor. "Galat-ı meşhur, lügat-ı fasihten evladır." sözü gereğince, biz de herkesin kullandığını tercih ediyoruz.


Bir zamanlar cemiyetimizde bu zümre çok itibarlıydı; şairlerimiz saraylarda saygı görürlerdi; alimlerimizin fetvasıyla padişahlar tahttan indirilirlerdi. Kanuni'nin, "Benim zamanımda hiçbir şey olmasa bile Baki gibi bir şairin bulunması yeter saadettir." dediği rivayet edilmektedir. Bu sözü söyleyip söylemediği kesinlikle bilinmiyor; fakat koca sultan söylememiş olsa bile, halkımızın muhayyilesinin ona bunu söyletmesi kültürümüzde sakil durmuyor. Yine Kanuni'nin Avusturya seferi sırasında İstanbul'daki Ebussuud Efendi'ye gönderdiği mektubunda ilme ve alime nasıl değer verdiğini hayranlıkla görüyoruz.

İnsanları motive eden sadece dünyalık değildir; bazen kuru bir söz, idrak ve ruh sahiplerinde hiçbir maddi imkanla mukayese edilemeyecek kadar şevk uyandırır. Ne yazık ki bugünkü devlet yetkililerimiz, cemiyetimizde pozisyon sahipleri bunu bile o zümreden esirgiyorlar. Müsabakalarda başarılı olan sporcularımızı tebrik ediyorlar, makamlarında ağırlıyorlar. Elbette milletimizin tanınmasına yardımcı oldukları için onlardan gerekli ilgiyi esirgemeyecekler; fakat bunlar bizi dünyada sadece sporcuların temsil etmediklerini nasıl düşünmezler?

Dostum Sadık Albayrak'a birisi ne iş yaptığını sormuş. Yazar olduğunu söyleyince adamcağız yüzünü buruşturup, "Yazarlığı bırakınız, ne ile geçindiğinizi soruyorum." demiş. Demek ki soran, kalem erbabımızın içinde bulunduğu maddi durumdan haberdarmış. Sanatkar, ilim adamı olsalar da bu zümreye mensup bütün insanlardan granit kadar dirençli bir karakter bekleyemeyiz. Bunların eğilip bükülmeleri sadece kendilerine yazık etmiyor, cemiyetimize de pek pahalıya mal oluyor.

Kimse kimseye durup dururken hürmet etmez; herkes kendine hürmet ettirir. Elbette itibarlarındaki seviye kaybında en büyük kabahat ilim ve sanat adamlarımıza aittir. Zulme karşı çıkmadılar; güçsüzlere sığınak olmadılar. Devamlı güçlülerle kol kola girdiklerinin, masumlara karşı tavır aldıklarının son örneklerini darbelerde gördük. 27 Mayıs'ta, milletin oylarıyla iş başına gelmiş bir iktidar, bir grup asker tarafından alaşağı edildi. Demokrasiye dair en ilkel seviyede bilgiye sahip olanlar dahi sistemin biricik kuralının, milletin oylarıyla seçilenlerin yine milletin oylarıyla gitmelerinin gerekli olduğunu biliyorlardı. Bu gerçeğe rağmen ilim adamlarının darbecilerin yanında yer almaları itibarlarını halkımızın gözünde sarsmıştır. Hele askerlere, "Bunları cezalandırmazsanız yarın sizden darbeyi niçin yaptınız diye hesap sorarlar." diyerek zulme sebep olmaları, onlara duyulması gereken saygıyı asgari düzeye indirmiştir; zira kültürümüzde ‘alim hakkın yanında bulunur’ telakkisi hakimdi.

Şahsını ilgilendirmeyen bir haksızlığı bertaraf etmek için her şeyini, hatta hayatını riske eden bir tane ilim ve sanat adamı gösterebilir miyiz? Bu zümreden ahlâkı ve fazileti zırh gibi kuşanmış, ilke edindiği idealler uğruna ömrünü vermiş kaç kişi tanıyoruz? Resmi makamların el bebek, gül bebek muamelesi yaptıkları sanatçılarımız da değerlerimizi hiçe sayarlar, inancımızla uğraşırlarsa, halkımızın onlara saygı beslemesi, güven duyması mümkün mü?

Halbuki ilim ve sanat erbabının ürettiklerine ekmek kadar, su kadar muhtacız. İnanılmayan, hiçbir bakımdan güvenilmeyen bir zümrenin ürettiklerinden yararlanmamız kabil mi? Sanat ve ilimden habersiz bir toplum, sosyolojinin konusu olmaktan çıkıp zoolojinin konusu haline gelmez mi?


15.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (08.12.2003) - Millî ahlâk

> (01.12.2003) - Bir önceki günü ararız

> (24.11.2003) - Tarih felsefesi

> (17.11.2003) - Tarih şuuru

> (10.11.2003) - Böyle çalışmalara muhtacız

> (03.11.2003) - Cumhuriyet ve tekke

> (27.10.2003) - Çileli bir ömür

> (20.10.2003) - Bir vefa örneği

> (13.10.2003) - Romanımız öldü mü?

> (06.10.2003) - Roman tekniği




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.