İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
16.12.2003
Salı
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi


  Yorum

Kızıl elmanın Yunancası

HERKÜL MİLLAS
h.millas@zaman.com.tr



Türklerle Yunanlılar arasında sayısız benzerlikler ve farklar var. Ama bugünkü konumuz bir benzerlik: Kızıl Elma. Yunancası da var: ‘Kokini Milya’, ‘Kızıl Elma Ağacı’ anlamında. Türkçede olduğu gibi Yunancada da tarihle ilgili efsanelerde kullanılır ve uzaklarda olan bir yer anlamındadır. Megali İdea (Büyük Mefkûre) döneminde milliyetçi bir efsane olarak kullanıldı: Türkler Kızıl Elma’ya kadar kovalanacaktı. Bu muhayyel yer hem uzakta hem doğudaydı.

M. Z. Pakalı’nın Tarih Deyimleri Sözlüğü’ne göre Türkçedeki Kızıl Elma, tersine, batıdadır: Macaristan mı desek, Roma mı, pek belli değil, ama ‘eski devirlerde Türk’ün zafer gayesi, fütuhatın serhaddidir’. S. Yerasimos’a göre terim ortaçağda Almanlarca kullanılmış ve onlara göre Kızıl Elma Osmanlı ilerleyişinin durdurulacağı noktaydı. Bunu her nasılsa duyan Osmanlılar efsaneyi değiştirmiş, fütuhatın varacağı en uç noktası olarak kullanmış. Gelecekte kovalamalar ve fütuhatlar son bulunca (İnşallah!) kızıl elma da olgun ve hoş bir meyve anlamını edinecek herhalde.

Ama gel gör ki, günümüz Türkiye’sinde bir Kızıl Elma Koalisyonu’ndan söz ediliyor. İlginç olan Yunanistan’da da benzer bir koalisyon var. Birinin buna ‘gri-kızıl cephe’ (feokokino metopo) dediğini okudum. ‘Kokini Milya’ adı da kullanabilir sanıyorum; ikisi çok benziyor çünkü. Yunanistan’dakini anlatayım, kıssadan hisseyi de siz çıkarın.

Kızıl elmacılar iş başında

Efendim, Yunanistan bir iç savaş yaşadı. Bir yanda enternasyonalist sol güçler, (temel gücü komünistlerdi), öte yanda millici sağ güçler. Birinciler ulus ayırımını yadsıyıp ezilen sınıflar birliğini savunmuştu; can düşmanları olan ikinciler ise ulusu öne çıkardı. Bu iki kesim biribirine 1940-1950 yıllarında, hatta 1980’lere kadar hain, satılmış, sömürücü, faşist filan derdi - birbirlerini öldürmedikleri aralarda. Son zamanlarda bu güçler ortak platformlar oluşturuyorlar. Bu ortaklığın resmi bir yanı yok ama belli konularda söz birliği içinde; aynı tehlikeleri algılıyorlar, aynı güçlere karşı çıkıyorlar, aynı kaygıları dile getiriyorlar ve aynı duyarlılıkları sergiliyorlar. Ortak eylemleri de oluyor.

Bu Kokini Milya koalisyonunu siyasal yelpazenin iki ucu oluşturuyor: Komünist Partisi ve aşırı sağ. Yunanistan’da seçimlerde milletvekili çıkarmış aşırı sağ parti yok ama aşırı sağ görüşleri dile getiren kimseler her partinin içinde bulunabiliyor. Yunan Kilisesi de bu koalisyonun gayri resmi üyesi sayılabilir, çünkü duyarlılıkları çakışıyor. Nedir bu güçleri bir araya getiren? Dünya görüşlerini, etraflarını nasıl algıladıklarını özetlemeye çalışayım. Bu güçlerin gördükleri (algıladıkları) şunlar:

Yunanistan kritik bir dönem yaşamaktadır. Egemenliği, kimliği, ekonomisi ve geleceği tehlikededir. Küreselleşme ve Avrupa Birliği temel tehlikedir. Çünkü bu ‘emperyalist’ güçler (kimileri ‘Batılı güçler’, ya da ‘Katolik/Protestan güçler’ de der) her zaman ‘bizi’ sömürmek, egemenliğimizi sınırlamak (ya da dinimizi, kimliğimizi ezmek, sınırlamak) istediler. Direnmek ulusal bir davadır. Yurtiçinde saf ya da Batı hayranı yöneticiler ve aydınlar var. Bu aydınlara Evroligurides diyenler var; yani Euroabazanları (entel gibi bir laf yani).

Bu saf ya da hain yöneticiler, Batılı güçlerin baskılarına boyun eğmekte ve ulusal konularda ödünler vermekte. Örneğin Türkiye konusunda geliştirilen politika eleştirilmektedir: Annan Planı kabul edilemez bir plandır. Amerika hemen her alanda baş düşmandır. Kilise Amerika konusunda fazla konuşmamakta ama New York’ta ikiz kuleler yıkılınca Başpiskopos’un ağzından ‘Tanrı’nın gazabı’ sözleri kaçıvermişti! Geçenlerde de ‘barbar Türkler’den söz etmesi büyük bir sürpriz sayılmamalıdır; Atina başpiskoposu gönlünde ve derinde yatan duygularını nadiren bu denli samimi bir dille ifade eder.

Yunanistan’a Amerikalı bir üst yetkili gelmeyiversin, hemen sokak gösterileri başlar ve bu elma koalisyonu ortaya çıkar, sokaklara dökülür. (Çocukken ‘elma dersem çık, armut dersem çıkma’ diye saklambaç oynar mıydınız?) İki yıl önce NATO askerleri Selanik üzerinden Makedonya’ya geçirilirken bu gösteriler uç noktaya varmıştı. Ve Kokini Milya koalisyonu gösterileriyle en açık bir biçimde bütünlüğünü herkese duyurmuştu.

Sürekli kaygı hali

Makedonya demişken... Bu ismin kullanılmasına kesin karşı olduklarını da ekleyeyim. Elmacılar komşu ülkelerdeki gelişmelerde söz sahibi olmak istiyor. Zaten ulusal konularda her türlü ‘ödüne’ karşıdırlar. Ödün olarak anladıkları, kendi beğenilerinin dışındaki herhangi bir gelişmeyi kabul etmektir. Ne Makedonya, ne Ege sorununda, ne Türk azınlığı, ne Kıbrıs konusunda. Kimilerine göre bu koalisyonun söylemi popülisttir; yani halkın duyarlılığını istismar eden bir yaklaşımdır. Kızıl Elmacıların kendileri ise vatan/millet için mücadele ettiklerine inanıyorlar. Bunun için aralarındaki eskidüşmanlıklar unutulmuş, komünistler enternasyonalizmlerini, aşırı sağ da eski kinlerini (Milli Kilise de ‘sevgi ve barışı’) bir yana koymuş, el ele yol almaktalar.

İşin iyi yanı, bu aşırı duyarlı kesim (hasımları bu güçlere ‘monimos anisihundes’, yani ‘sürekli kaygı içinde olanlar’ sıfatını da uygun görmüştür) Yunanistan’daki siyasal gidişi etkilememektedir; ama mide bulandırmaktadır. İlginç olan, bu Kızıl Elmacılar kendilerini ülkenin özel koşullarının öz bir ürünü sanmaları; oysa bu tuhaf ortaklık günümüzde Avrupa’da sık rastlanan reaksiyoner, şoven ve karanlık bir siyasetin örneğidir. Bu tür koalisyonlar Rusya’da da, Hollanda’da da görülebilir.

Bu kızıl (ya da kokini) elmacıların kendilerini tecrit edilmiş ve yalnız hissetmeleri ne yazık! Oysa yoldaşları/kardeşleri her ülkede bulunabiliyor. Oldukça uluslararası bir yanları var, enternasyonaldirler; sandıklarının tersine yerel koşulların ürünü değiller. Zamanın bir ürünüdürler. Geçmiş hayallerin özlemini ve tutuculuğun rahatlayıcı çekiciliğini arayan, muhtemel bir değişimin sarsıntılarından çekinen, alışılmışın huzurunu isteyen ve her yerde bulunabilen bir insan tipidirler. Hiç orijinal değiller ve her de bulunabiliyorlar. Yazımın hoş haberi de bu olsun onlara.

16.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Diğer Yorumlar

> Kıbrıs’ta iktidar kaybetti, muhalefet kazanamadı YARD. DOÇ. DR. MEHMET HASGÜLER (16.12.2003)

> Irak’ta oyun henüz bitmedi MUSTAFA BEKRİ (16.12.2003)

> Saddam, Bush’un koltuğunu sağlamlaştırdı PROF. DR. HÜSEYİN BAĞCI (16.12.2003)

> Saddam’ın yakalanması direnişi sona erdirecek mi? DR. NİHAT ALİ ÖZCAN (15.12.2003)

> Saddam Hüseyin nerede yargılanacak? DR. İBRAHİM KAYA (15.12.2003)

> Araplar tarihin arkasında, geleceğin altında ADONES EL-AKRA (15.12.2003)

> Genel merkezde takım ruhu bulamadım ALİ TALİP ÖZDEMİR (14.12.2003)

> Haydar Aliyev, Kafkasya ve dönüşüm SUAT KINIKLIOĞLU (14.12.2003)

> Müslüman ve Batı diyaloğu GUNTER MULACK (14.12.2003)

> Neden yeni bir siyaset anlayışı gerekli? NESRİN NAS (13.12.2003)

> İnsan haklarında neredeyiz? (13.12.2003)

> BBC ‘Başörtüsü Forumu’na gelen düşünceler (13.12.2003)

> Hoş geldin, Alphonse de Lamartine! ALEV ALATLI (12.12.2003)

> Eski dostlar PROF. DR. ÜMİT MERİÇ (12.12.2003)

> Savaşların arkasında özel şirketlerin çıkarları yatıyor IAN TAYLOR (12.12.2003)


Yazarın Son Yorumları

> Kızıl elmanın Yunancası 16.12.2003)

> Tehdit ve birlik yolunda terör okumaları 02.12.2003)

> Self-Fulfilling Prophecy 18.11.2003)

> Yunanistan’da ırkçılığın düşündürdükleri 04.11.2003)

> Yunanca düşünce Arapça kültür 21.10.2003)

> Murat Belge ile Gündüz Aktan’ın başlattığı tartışma 07.10.2003)

> Uluslararası ombudsman var mı? 24.09.2003)

> Böylesine mi kavgalıyız? 09.09.2003)

> AB ve ‘özellikler’ 19.08.2003)

> Biz kimiz? 05.08.2003)







GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 454 1 454 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.