|
“Sayın Başbakan... Sayın Bayhan”
Geçenlerde Kanal D’nin 10. yıl kutlamasına katıldım. Meslekten önemli simalar da oradaydı. Kokteyl sonrasında titizlikle hazırlanmış bir belgesel izledik. TRT’nin yayına başladığı ilk günden özel televizyonlara geçiş dönemine kadar pek çok ayrıntı işleniyordu belgeselde. Söz tabii ki dönüp dolaşıyor, ev sahibi kanala geliyordu.
Tanıtımda ismi geçen kişiler arada bir kürsüye geliyor, dolayısıyla filme kısa bir ara veriliyordu. Başbakan’ın da konuşma yaptığı gecede, vaktiyle Kanal D’de çalışmış kişiler de söz aldı, hatıra ve duygularını nakletti.
Okan Bayülgen’in o gece yaptığı bir espri bana çok anlamlı geldi. Her zamanki muzip tavrıyla sahneye gelen Zaga, mikrofona yaklaştı, gayet kibar bir ses tonuyla “Sayın Başbakan” diye girdi söze. Bir iki “sayın” daha sıraladıktan sonra “sayın Bayhan” diye hitap etmez mi? Herkes şaşırmıştı. Birkaç saniyelik sessizlikten sonra “Türkiye’nin Pop Star’ı Bayhan’ı kastediyorum.” dedi. Salonda gülüşmeler... Meğer Bayhan da salonun bir köşesinde oturuyormuş...
Bazen işi fazla sulandırsa, zıvanadan çıkarsa da Zaga’yı takdir ediyorum. Popüler kültürü öyle bir ti’ye alıyor ki, onun medya eleştirmeni bir filozof olduğuna inanasım geliyor. Kendini bile ti’ye almaktan korkmuyor Zaga. O gece de “Sayın Başbakan” diye başladığı doğru hitabı “Sayın Bayhan” ile bitirerek ince espri gücünü gösterdi.
Türkiye zor günlerden geçiyor; ama popüler gündem her şeyin önem sırasını altüst edebiliyor. O yüzden ‘sayın Bayhan’ sözünü yadırgamak zor.
Saddam yakalandı, şimdi dünya onun yargılanma sürecini, bu sürecin Ortadoğu ve dünya barışına etkisini tartışıyor. Kıbrıs, tarihi bir seçim yaşadı, sonuçları hâlâ belirsiz. Türkiye, terör saldırılarının şokundan çıkmaya çalışıyor...
Bu tür ‘ciddi gündemler’e aldırış etmeyenlerin ajandasında başka önemli (!) konular var. Onlar için ‘global sorunlar’ mühim değil. Yerel problemlerin hiç bir önemi yok; tıpkı birkaç gün içinde açıklanması beklenen asgari ücretin yeniden tespiti gibi. Hazır pop starlar üretmek varken ne gerek var böyle sıkıcı konularla (!) zaman tüketmeye? Bayhan bir fenomen oldu medya sayesinde. Varsın amcasının oğlunu öldürmüş olsun, yaralama olaylarına karışmış olsun; kağnı gıcırtısını andıran sesiyle arabeskçileri çağrıştırıyor ya, bu yeter!
Yaramaz ve hırçın rolünü gayet iyi oynayan bir jüri üyesi, Bayhan’ın telefon mesajlarıyla birinci seçilmesine “Halk bizlere öfkeli, o yüzden onu birinci seçti.” diyor. Doğru! Sadece jüri üyelerine değil, dayatmacı her türlü resmiyete öfke duyuyor bu halk. Bazen bu tür tepkiler onu yozlaşmanın kucağına da itiyor... Sadece Bayhan meselesi değil bu. Aylardır Çocuklar Duymasın’ın yeni annesi peşinde koşuyor medya. Bir şarkıcının gizli görüntüleri, bacaklara sıkılan mafya kurşunları, vesaire vesaire... Ülke gündemini podyumlardan indirmek o kadar zor ki!
Sahi Arjantin örneğinden hareketle “sosyal patlama” gündemini ne zaman tüketmiştik? Kapanan fabrikaları, işten atılan insanları, IMF pazarlıklarını, yazarkasa eylemlerini ne zaman tartışmıştık?..
Meraklısı, sanal gündemlerle uğraşadursun, buna itirazım yok; ancak memleketi magazin dünyasının çadır tiyatrosuna çevirmek de doğru olmasa gerek. Ununu elemiş, eleğini asmış, refah düzeyi doyum noktasına ulaşmış ülkeler, ‘hoş vakit’ geçirmek için oluşturulan abartılı sanal gündemlerden zevk alabilir; fakat Türkiye’nin daha ciddi problemlerle boğuştuğu kesin.
‘Bu da önemli bir konu’ diyenler, sırça köşklerinden inip en yakın semt pazarına uğrasalar ‘Gel vatandaş gel’ diye bağıran okulsuz delikanlıların sesini daha ‘içten’, daha ‘özgün’ bulacaktır, eminim...
18.12.2003
|