|
Erdoğan kapıyı açtı, şimdi görev iş dünyasının
Başbakan Tayip Erdoğan'ın Özbekistan gezisi, daha doğru tabirle çıkarması ümit ve beklentilerin artmasıyla sonuçlandı. Başbakan'ın beraberindeki işadamı heyeti hem sayı itibariyle dikkat çekiciydi, hem de Özbekistan'da iş yapma kapasitesine ve niyetine sahip kimselerdi.
Giderken gözlemlediğimiz umut, dönerken kafalarda somutlaşmaya yüz tutan projelere dönüşmüştü.
Son yıllarda yaşanan siyasi soğukluk ister istemez ekonomik ilişkilere de yansımıştı. 176 milyon dolarlık ticaret hacmi, hem potansiyelimize, hem de kardeşliğimize yakışmayan bir rakam. Dönüş yolunda izlenimlerini aldığım Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Özbekistan'a bir milyar dolarlık yatırım yapmış bulunan Türk girişimcisinin, burayı kendi ülkesinden farklı görmediğinin işaretini verdiğini belirtiyor. Gerçekten de ticaret yapıp ‘ne kadar ekmek o kadar köfte' demek varken, bir milyar dolarlık sermayeyi Özbekistan'ın taşına toprağına yatırmak, ciddiyetin ve samimiyetin göstergesi olsa gerek.
TOBB Başkanı, eski güzel günlere dönmek için kapının siyasi irade tarafından açıldığını, önümüzdeki dönemde görevin kendilerine düştüğünü kabul ediyor. Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov'un gösterdiği yakınlık, buzların erimeye başladığına işaret olarak değerlendiriliyor.
Geziye geniş ve üst düzey işadamlarının bulunduğu bir grupla katılan İŞHAD'ın Genel Sekreteri Mustafa Günay da Hisarcıklıoğlu'nu teyit ediyor. Tabanın desteğini ve rüzgârını arkasına alan Başbakan'ın ‘geçmişe takılmadan geleceğe bakalım' şeklinde özetlenebilecek stratejisini yerinde bulan Günay, ümitlenmeleri haklı çıkaracak ölçüde yakınlaşma sağlandığını düşünüyor. Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Çağlar da ciddi ve aklı başında işadamlarından oluşan heyetin fotoğrafı doğru okuduğunu ve açılan kapıyı iyi değerlendireceklerini söylüyor.
Özelleştirme ve yeni yatırım alanlarıyla ilgili ayrıntılı bilgiler veren Özbek tarafı, Türk delegasyonunun da iyi niyet mesajını aldığını gösterdi. Tekstil, müteahhitlik ve enerji gibi alanlar ilk etapta akla gelen işbirliği konuları. Afganistan'ın yeniden imarı ve Transafgan projesi Kerimov'un üzerinde ısrarla durduğu işbirliği alanları. Uluslararası teröre karşı güç birliği de masadaki önemli konulardandı.
Erdoğan'ı bizzat karşılayan, 45 dakika planlanan baş başa görüşmeyi bir buçuk saat olarak gerçekleştiren Kerimov, kendini Türk dostu olarak tanımlıyor. Bu dostluğun basit seremonilerle geçiştirilmeyecek kadar samimi ve derinden olduğunu belirten Kerimov, Erdoğan'la kişisel diyaloğunun seviyesini de izhar etmeye çalıştı. Senede birkaç kez geldiği ama son beş yıldır uğramadığı ülkemize daveti kabul ettiğini gezi sırasında açıklaması da sıcak ilişkinin tezahürüydü.
Olayın ekonomik boyutu bir yana, göz ardı edilemeyecek ölçüde insani yakınlık söz konusu. Erdoğan ‘Gerekirse yemekten feragat edelim ama daha fazla yer dolaşalım.' dediğinde bazı gazetecilerin yüzü buruştu. Başbakan'ın peşinden oradan oraya koşturmak çok kolay değil tabii. Ancak gittiğimiz her yerde eksik bir parçamızı bulmuşçasına sevindik. Medreseler, türbeler, İmam Buhari'nin kabri... Gurbetten evine dönmüş, hatıralarını tazelemeye çalışan insanlar olarak, hüzünle karışık gurur duygularıyla gezindik. Ayrılırken de bizden bir parçayı oralarda bıraktık. Dudaklarımızdan ‘bu kadarcıkla olmaz, uzun süreli gezmeye gelmeli' hayıflanmaları döküldü. Başbakanlık Basın Müşaviri Ahmet Tezcan ise durup durup, ‘Burası tam yaşanacak yer.' cümlesini tekrar ediyordu.
Hani bir çocukluk şarkımız vardı ya aynen öyle: Gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüz.
21.12.2003
|