| |
Batı, terör ve başörtüsü yasağı
Encarta Ansiklopedisi, neredeyse bütünüyle Amerikan perspektifinden yaptığı izahta terörün tarihi konusunda, “Bugün terörizm olarak adlandırdığımız eylemleri bilinen tarihte ilk yapanlar, Filistin-Judea’da faal radikal bir Yahudi mezhebiydi” diyor ve bunların metotlarıyla ilgili olarak da, “düşmanlarını pazar yerlerinde, bayram günlerinde kocagündüz hançerle öldürürlerdi” bilgisini veriyor. Ansiklopedi, modern terörizmi ise Fransız Devrimi’nde monarşi karşıtlarına ve Rusya’da Narodnaya Voyla örgütüne dayandırıyor.
Terörün ülkelerce benimsenmiş belli bir tarifinin olmadığını vurgulayan ansiklopedi, son dönemler terörünü ele alırken de, bu dönemde en dikkat çekici terör eyleminin, daha sonraları İsrail’de başbakanlığa kadar yükselmiş olan Menahem Begin komutasındaki Irgun Zwai Le’umi örgütünce 1946’da Kudüs’te Kral David Oteli’ne düzenlenen ve erkek-kadın, Arap-Yahudi-İngiliz 91 kişinin ölümüne yol açan bombalı saldırı olduğunu kaydediyor. Ansiklopedi, 20’nci asırdaki diğer terör örgütleriyle ilgili olarak da, Almanya’da Baader-Meinhof Çetesi’ni, İtalya’da Kızıl Tugaylar’ı, ABD’de Weather Underground’u, İlâhî ilhama dayalı olarak hareket ettiklerini ileri süren Millennialistler’i, Japon dinî mezhebi Aum Shinrikyo’yu önde gelen misaller olarak veriyor.
Nazi, Faşist ve Totaliter rejimleri de terörizmle ilişkilendiren Encarta, İsrail ve Kenya gibi ülkelerin varlıklarını, kısmen, terörizmi araç olarak kullanan ulusalcı hareketlere borçlu olduğunu da belirtiyor. Bu arada, ABD’deki terör faaliyetlerinden 1996’da Oklahoma’da Dünya Ticaret Merkezi’ne girişilen bombalı saldırı hakkında ABD Özel Kuvvetler Birliği’nden albay Bo Gritz, ABC televizyonundaki yorumunda, “bunu, CIA’nın eğitiminden geçmemiş biri yapamaz” değerlendirmesinde bulunuyor.
Terörün öncesinde de, ortasında da, sonrasında da İslâm’la doğrudan bir münasebeti yoktur ve olamaz. Fakat, Demir Perde’nin yıkılmasından sonra İslâm Batı’nın karşı kutbuna konduğu ve dünya bir kültürler ve medeniyetler savaşına sürüklenmek istendiği için, bir İslâm terörü üretilmeye çalışılmaktadır. Bilhassa Pakistan’da ve birtakım Arap ülkelerinde, ABD ve İsrail’in politik tutumlarına tepki olarak el-Kaide isminin büyük taraftar toplamaya başlaması ve medya desteğiyle birtakım eylemlerin kamuoyunun en azından bir kısmında bu isme mal edilmesi, bu konuda maalesef mesafe alındığını da göstermektedir.
Atlantik’in ötesiyle de berisiyle de Batı’nın, herhangi bir dönemde bir eşitlikler ve özgürlükler dünyası olduğu, sorgulanması gereken bir iddiadır. Fransız tarihçi Seignobos, kardeşlik, eşitlik, özgürlük sloganlarının en fazla yaygınlaştırıldığı bir dönemde bile, “Batı’nın eşitliği izafidir. Aslında her alanda olağanüstü bir eşitsizlik vardır” derken (Le Moyen Age), Hilaire Belloc ise, “Avrupalı geçmişimizin hangi alanında araştırma yaparsak yapalım, ikibin yıl öncesinden şimdiye kadar bütün toplumun dayandığı tek bir müessese görürüz. Bu temel müessese, köleliktir” değerlendirmesinde bulunur.
Birkaç asırdır sloganlar halinde bayraklaştırılan temel insan hak ve özgürlükleri, adalet, eşitlik gibi değerlerin Batı’da büyük ölçüde modern çağlarda gerçekleştirilen dönüşümler için kullanıldığı, aynı değerlerin 3. Dünya diye adlandırılan ülkelere uğramaması için ne gerekiyorsa yapıldığı bir vakıadır. Ne var ki, Batı’nın bu ikiyüzlülüğünü gören pek çok Batı insanı, artık bu değerlere ve tarihte İslâm tarafından getirilip uygulanan çoğulculuğa ve bir arada yaşama kültürüne sahip çıkmaktadır. Bu durum ve bizzat kendi kalbinde İslâm’ın güçlenmesi karşısında ise Batı, bu değerler maskesini artık çıkarma mecburiyeti duymaktadır. İslâm’ın ise Müslümanlardan istediği, aslında kendi malı olan bu değerleri yangınlaştırmaları ve “kılıç”la değil, “Kur’an’ın elmas düsturları”yla cihad etmeleridir. Dünya, çok yüzlü, çok standartlı silahlılardan çok çekti ve artık insanlık maneviyat, huzur ve bir arada yaşama imkânları arıyor. Dolayısıyla Müslümanlar, içine sürüklenmek istedikleri şiddete, politik kavgalara en ufak bir prim vermeden, Kur’an’ın elmas düsturlarıyla hoşgörü ve diyalog köprüleri üzerinde yürüyüşlerine devam etmelidirler.
22.12.2003
|