|
Emekli general siyaseti
Kıbrıs seçimleri öncesinde ada Türkiyeli emekli generallerle dolarken, aralarında eski MGK Genel Sekreteri ve eski kuvvet komutanlarının da olduğu geniş bir grup ‘Milli davamızda Denktaş’ın arkasındayız’ sloganlı imza kampanyasına katılmışlardı. Anlaşılan emekli komutanlar Annan Planı’nı temel alarak yapılacak müzakerelere karşılar. Çünkü Denktaş seçim öncesinde bu planı tümüyle reddetmekteydi.
Kıbrıs’ta yaptığımız görüşmeler ise Annan Planı’nın nihayette sembolik bir anlam taşıdığını, esas kırılmanın AB üyeliği çerçevesinde yaşandığını ortaya koymaktaydı. Çünkü herkes bilmekte ki bu plan hem birçok açıdan Türkler lehine özellikler taşımakta; hem de masaya oturulduğu anda her iki tarafın kalkmasını zorlaştıran bir ortamın oluşmasına neden olacak. Diğer bir deyişle planın müzakeresine razı olmak, AB yolunda bir irade göstermek anlamına gelmekte... Bugünlerde Denktaş’ın ‘alternatif’ plan hazırlamasının nedeni de bu: Annan Planı’nı müzakere etmemenin savunulması giderek zorlaşınca, ‘alternatif’ plan arayışı mantığı içinde hem müzakere ediliyor gözükülecek, hem de gerçekte müzakere edilmemiş olunacak.
Kısaca söylenecek olursa Denktaş ve çevresi apaçık bir biçimde Kuzey Kıbrıs’ın AB üyesi olmasına karşılar. İlginç olan durum Türk ordusunun neredeyse bütün emekli komuta heyetinin de aynı pozisyonu desteklemesi. Siyasetin göbeğinde bulunmuş olan bu kadronun Denktaş’ın gerçek niyetini bilmedikleri düşünülemeyeceğine göre ortaya şöyle bir soru çıkmakta: Acaba bu komutanlar emekli olunca mı Avrupa Birliği karşıtı olmuşlardır; yoksa görev sırasında da aynı pozisyona sahipler miydi? Sorunun ilk kısmı pek gerçekçi gözükmüyor; çünkü hem olasılığı fazla düşük bir ihtimal, hem de ordunun zihinsel biçimlendirme gücü çok yüksek bir ‘okul’ niteliği taşıdığı malum. Dolayısıyla ortaya kendiliğinden bir başka soru çıkmakta: Formel söylemlerde Avrupa Birliği yanlısı olduğunu her fırsatta tekrarlayan asker, acaba gerçekte tam aksi pozisyona sahip de; bu pozisyonun açıkça savunulamaması nedeniyle mi söz konusu söylemi geliştirmekte?
Bu sorunun yanıtını vermek bizlere düşmez. Emekli generallerin Denktaş destekçiliği yaptığı bir ortamda, bu desteğin anlamı kendilerine ters düştüğü oranda, onlarla aynı konumda algılanmamak sorumluluğu da doğal olarak görevdeki askerlere düşer. Öte yandan ideolojik tercihler reel siyasi ortamlarda aynı zamanda iktisadi düzenleri de ima ederler... Diğer bir deyişle Denktaş destekçiliğini sadece milli hamasetle sınırlamak kolay değil. Özellikle de Kıbrıslıların gözünde... Çünkü ilhakçı zihniyetin ürettiği, en azından neden olduğu siyasi/iktisadi düzen derin bir yozlaşmayla sonuçlanmış durumda.
Bugün Kıbrıs’ta netamali alanlarda Türkiyeli bürokratların da üye olduğu kooperatifler yükselmekte. Denktaş yanlıları ‘mülkiyet meselesi’ gündeme geldiğinde, Güney’deki mülklerin karşılığında tahminlerden az bir bedel alınacağını öne sürerek etkili olmaya çalışıyorlar. Beri tarafta netameli alanlarda hiçbir hukuki ilke aranmaksızın bu alanların dağıtılmış olması kimseyi pek rahatsız etmiyor. Adına ‘çözüm’ denebilecek her türlü uzlaşmanın, bu mülklerin sahiplerine iadesini veya karşılığında tazminat ödemesi gerektireceğini de gene herkes bilmekte... Emekli generallerin bu konuda da muhakkak ki fikirleri vardır. Siyasi tercihlerini bizlerden esirgemeyen bu yeni sivil vatandaşlarımızın, söz konusu alandaki görüşlerini de herhalde bilmekte yarar olurdu...
22.12.2003
|