İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
22.12.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


HASAN ÜNAL h.unal@zaman.com.tr
 
 

Faydasız tartışmalar

Seçimler Kıbrıs’ta bir siyasi kilitlenme yaratmışken, yürütülen bazı tartışmalar çözüm sürecine veya Türkiye ve Kıbrıs Türk toplumunun hak ve manfaatlerinin korumasına katkıda bulunmayabilir. Önümüzdeki günlerde her halükarda başlaması muhtemel görüşmeler öncesinde Başbakan Erdoğan’ın Denktaş’la ilgili açıklamaları Türk tarafının elini güçlendirmez. Tam tersine zayıflatır.


AK Parti hükümeti Denktaş’ın sadece danışmanlarının değil, kendisinin de değiştirilmesini istiyorsa, bunu gerçekleştirecek güçte olduğunu bilmelidir. Denktaş Ankara’ya çağrılır ve Ankara’daki hükümetin görüşleri kendisine kapalı kapılar arkasında söylenir. Böyle bir senaryoda, görüşmeleri kimin yürütmesinin istendiği de açıkça söylenmelidir. Aslında Ada’da yapılan seçim sonuçları Denktaş’ın kaybettiği anlamında yorumlanamaz. Fena halde yıpranmış ve Annan Planı tartışmaları olmasa belki de yüzde yetmiş beşe yirmi beş kaybedecek olan bir iktidar bloku kafa kafaya oy almışsa, bunu Denktaş ve Annan Planı’na karşı çıkanların kaybettiği şeklinde yorumlamak insafa sığmaz.

Ama KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının hamisi durumundaki Ankara geçen yıl bu vakitler yani seçimler yapılmadan ve iktidar bloku KKTC Meclisi’nde çok daha büyük sayısal çoğunluğa sahipken de birtakım şeyler yapabilirdi. Hâlâ da yapabilir. Seçimleri iktidar bloku yüzde yetmişler mertebesinde kazanmış olsaydı da yapabilirdi. Örneğin AK Parti hükümeti Annan Planı’na imza atılmasını istiyorsa, gerekçelerini kendi seçmenine ve Türk halkına anlattıktan sonra bunun gereğini yerine getirebilir ve getirmelidir de... Dolambaçlı yollara gerek yok.

Üstelik Kıbrıs’ta yapılacak seçimleri muhalefetin kazanmasını bekleyip, bunun sonucunda sorunun Ada halkı ve onun temsilcileriyle ‘çözülmesini’ isteme politikası sonuç vermemiştir. Dolayısıyla AK Parti inisiyatifi ele alabilir ve almalıdır. Aslında 1960 antlaşmalarının oluşturulma süreci incelendiğinde de aynı durum söz konusudur. Yani anavatan konumundaki Türkiye ve Yunanistan ile eski sömürgeci ülke olan İngiltere, Ada’da nasıl bir statüko oluşturulmasını istediklerine dair kendileri karar vermişler ve bu isteklerini Ada’daki halklara benimsetmişlerdi.

Şimdi de aynısını yapabilirler. Ayrıca Türkiye’nin en büyük kozu olan 1960 Garanti Antlaşması’nın ikinci maddesi ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın ilgili maddeleri, Kıbrıs’ın AB’ye girişiyle ilgili olarak ihlal edileceği için, Türkiye bu hükümlerden hareketle inisiyatifi ele alabilir. Ya doğrudan Annan Planı’nı imzalar ya da bir miktar müzakere ettikten ve mümkünse planın kısmen tadil edilmesini sağladıktan sonra kabul eder. Garantör ülke olarak 1960 antlaşmalarıyla elde ettiği hakların kısmen veya AB süreci içerisinde tamamen elinden gitmesine razı olur.

Buna ilaveten Yunanistan’ın tezleri doğrultusunda bir tahkimnameye imza atar ve bu tahkimname doğrultusunda Ege sorunlarını Lahey Adalet Divanı’na götürür. Ermeni soykırımını tanımak gibi başka talepler gelirse bunları da kabul eder. Çünkü Kıbrıs’ta başlayacak kırılmanın özellikle Ege’de devam edeceği ortadadır. Diğer alanlara sirayet etmesi de muhtemeldir. Ama AK Parti istiyorsa ve AB’den üyelik elde edeceğini düşünüyorsa veya bunu garanti görüyorsa, o takdirde, böyle bir siyaseti Türk halkına deklare etmek suretiyle benimseyebilir. Risklerini de üstlenir.

Kaçak güreşmeye benzeyen mevcut politika AK Parti’nin Avrupa Birliği ideallerine hizmet etmez. Tam tersine, Türkiye’nin ve dolayısıyla AK Parti’nin müzakere kabiliyetini azaltır. Sonuçta hem bir dünya tavizler verilir hem de AB’den karşılık alınamayabilir. AK Parti’nin bütün sorumluluklarıyla birlikte karar vermek zorunda olduğunun bilincinde hareket ettiğini görmeden, danışmanlar veya müzakereciler tartışmasını anlamlı bulmak oldukça zor.


22.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (15.12.2003) - Gürcistan olur mu?

> (12.12.2003) - Yetmiş bin kişi buharlaştı mı?

> (08.12.2003) - Sona yaklaşırken...

> (05.12.2003) - Loizidou ödemesi

> (01.12.2003) - İçimize kapanırken...

> (28.11.2003) - Batı’yı anlamak

> (24.11.2003) - Nüanslar üzerinden

> (21.11.2003) - Cevabı zor sorular

> (17.11.2003) - Gerçekçi pozisyon

> (14.11.2003) - Strateji Belgesi’nden Loizidou Davası’na




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.