| |
Türkiye’nin tek büyük kulübü...
Güneşin cömertliği üzerinde. Yağmuruyla, sisiyle meşhur Trabzon, kışın tam göbeğinde ılık bir bahar günü yaşıyor. Ve 19 Mayıs Spor Salonu, “Ahmet Ağaoğlu’nun, “Baskı altındayım.” diyerek şehri terk etmesi üzerine tehir edilen kongreye yeniden ev sahipliği yapıyor.
Spor salonunun önü ana baba günü gibi. Belli ki katılım epey yüksek. Delegeler, içeride sıkıcı saatler yaşamak yerine dışarıda güzel havanın tadını çıkarıyor. Ben yine de nefsimin çağrısına uymadım. Tercihimi adayları dinlemekten yana kullandım. Malumunuz Trabzonspor başkanlığı için 4 aday yarıştı. Camia bu isimleri, hücrelerinin röntgenini çekecek derecede yakından tanısa da spor kamuoyu açısından popüler ve ‘etiket’ bir adayın varlığından söz edilemez. Havayı kokluyoruz, ayaküstü ‘kim seçilirin’ ön yoklamasını yapıyoruz. İskender Önal ve Atay Aktuğ ismi ön plana çıkıyor. Bahri Köse sürpriz aday olarak zikrediliyor. Afacan Yılmaz Ergül ise “renklilik” olarak yorumlanıyor. Bu renkliliğin Trabzonspor’a prestij açısından neler kazandırıp neler kaybettirdiği tartışmaya değer bir konu.
İskender Önal, ilk konuşmacı olmanın dezavantajını yaşadı. Çünkü delegelerin büyük çoğunluğu ya dışarıdaydı ya da henüz gelmemişti. Önal, son yıllarda heyecanını, coşkusunu kaybeden Trabzonspor’un resmi gibiydi kürsüde. Salona hakim olamadı, kısa süreli de olsa bir alkış tufanı koparamadı. Yine de uzlaşmacı ve rasyonel söylemiyle samimiyetini deklare etti. “Buralara Trabzonspor’un büyüklüğü sayesinde geldim.” sözlerini çok anlamlı buldum. Önal, konuşmasının finalinde ise iddialıydı: “Ekibimiz, gerek teknik, gerekse idari yönden Trabzonspor’u dünya kulübü yapacak donanıma sahiptir.” Adaylar içerisinde şivesi ve diksiyonuyla buram buram Trabzon kokan Bahri Köse, en lirik konuşmayı yapan isimdi. Köse’nin şu sözlerini not almadan yapamadım: “Amacımız, Trabzonspor’u eski anlı, şanlı günlerine kavuştururken, değişen ve gelişen dünya şartlarına uydurmaktır. Karadeniz fırtınasını kasırgaya dönüştürmektir. Gökdeniz ve Fatih bizim evlatlarımızdır. Hiçbir zaman gelir kaynağı olmayacaklardır.”
Trabzon’da bir dönem belediye başkanlığı yapan Atay Aktuğ, deyim yerindeyse tecrübesini konuşturdu. Bir siyasi partinin adayı gibi algılanmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi ve “Trabzonspor’a siyasetçi girebilir; ama siyaseti sokmam. Hiçbir lobinin adayı değilim.” dedi. Kulübü kişisel ihtirasların tatmin edildiği ortamdan kurtarmak istediğini söyleyen Aktuğ, UEFA normlarına uygun, borçsuz, sıkıntısız bir Trabzonspor sözü verirken, “Acelecilik en büyük gecikmedir. Bu yüzden 20 yıldır şampiyonluğu bekliyoruz.” diyerek de başarının uzun vadede gelebileceğinin altını çizdi.
Şimdi Aktuğ’un sakin salonu heyecanlandıran anekdotunu aktaralım: G.Antep Belediye Başkanı Celâl Doğan yakın arkadaşımdır. Bana dedi ki: “Türkiye’de 4 büyük yok. Tek büyük kulüp Trabzonspor’dur. Dört başkan adayının ortak paydası da uzlaşmaydı. Tahmin ettiğimden çok daha centilmence bir kongre izledim. Camiayı heyecanlandıracak bir proje sunan olmadı. Biraz da yerel basının kongre tartışmalarını daha önce çok fazla tüketmiş olması sebebiyle herkes, her şey çok sakindi. Aslında dört liste görünürde yarışıyordu. Çünkü delegeler istemedikleri adayların üzerini çizerek hangi listeden olursa olsun sevdikleri isimleri yönetime sokma imkanına sahiptiler. İstanbul’a dönmek zorunda olduğum için salondan sandıklar açılmadan ayrılmak zorunda kaldım. Dolayısıyla neticeyi bilmeden bu yazıyı kaleme alıyorum. Ancak Doç. Doktor Hakan Kulaçoğlu’nun, yer aldığı liste kazanamasa da (İskender Önal’ın listesi) yönetime gireceğinden eminim.
“Biz biriz, biz biziz, biz Trabzonspor’uz” sözlerinin sahibi Özkan Sümer’in kongreye gelmemesini izah etmek gerçekten güç. Son olarak size ilginç bir istatistik vereyim. 1967 yılında kurulan Trabzonspor dün 13. başkanını seçerken, 51. kongreyi geride bıraktı. Camiaya hayırlı olsun.
22.12.2003
|