İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
22.12.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


MELİH ARAT m.arat@zaman.com.tr
 
 

Bir balinaya ip atlamayı nasıl öğretirsiniz?

İşte acayip bir soru: Bir balinaya nasıl bir ipin üstünden atlamayı öğretirsiniz? Gerisini okumaya başlamadan önce bir düşünün; isterseniz bir tartışın.


Önce sıradan bir balina bulunur. Balina büyük bir havuzun içine konulur. 20 metre derinliğindeki havuzun dipten 3 metre yüksekliğe bir ip gerilir ve balina ipin üstünden geçince balıkla ödüllendirilir. İpin altından geçince bir şey verilmez. Balina ipin üstünden her geçmeyi başarışında ip bir metre daha dipten yukarı yükseltilir. Yüksele yüksele ip sonunda havuzun su seviyesine getirilir. Balina, balık yiyebilmek için havuzda ipin üstünden atlamaya başlar.

****

Genç Pelin, nasıl iyi bir yönetici olabileceğini öğrenmek istiyor. Bu konuda bilgi almak üzere şirkette yöneticilikteki orijinal yaklaşımı ile ünlü Bilge Bey’den randevu istiyor. Bilge Bey, “Cuma günü saat 09.00-11.00 arası hariç her saat olabilir.” diyor. Bilge Bey ile ilk yaptığı görüşmede, Bilge Bey yöneticiliği öğrenmesi için ona kendisine bağlı yöneticilerle görüşmesini öneriyor.

Hedef belirleme

Bilge Bey’e bağlı Mine Hanım, Pelin’e her cuma Bilge Bey ile toplantı yaptığını ve haftalık hedeflerini sunduğunu açıklıyor. Hedefler 250 kelimeyi ve bir sayfayı geçmiyor. Ve sunduğu sadece hedef, nasıl yapılacağı değil. Hedefleri, Mine Hanım bizzat belirliyor. Ancak şirkete ilk girdiğinde birlikte belirlediklerini anımsıyor.

Övgü

Bilge Bey’e bağlı Cem Bey, Bilge Bey’i şöyle anlatıyor: “Bilge Bey hedeflere ulaşılma performansını sürekli olarak takip eder. Sürekli olarak doğru bir şey yaparken bizi yakalamaya çalışır. İyi ve doğru yaptığımız şeyi tespit ettiğinde, o işi, o eylemi, o davranışı över. Hemen över. Samimi bir şekilde över. Duygusunu paylaşır.”

Yargılama

Bilge Bey’e bağlı Sezgin Bey, Bilge Bey’in nasıl bir yargılama yaptığını anlatıyor:

“Bir başarısızlık olursa, sadece davranışı yargılar. Kişi hakkında hiçbir şey söylemez.

Bu yargılama uzamaz, çok kısa sürer. Yargılama sırasında doğru davranış biçimini ve yanlış yargılama biçimini açıklar.”

Buradan hareketle yöneticiliğin 3 Basit Kuralı olduğunu söyleyebiliriz: Birincisi: Hedef oluşturmak. Hedefe ulaşılmasını talep etmek ve sonucu takip etmek. İkincisi: İstenilen sonuca ulaşıldıysa, bu sonuca ulaşmaya yol açan davranışı övmek! Üçüncüsü: İstenilen sonuca ulaşılamadıysa, bu sonuca ulaşmaya yol açan davranışı yargılamak ve öneri getirmek.

Balina öyküsüne dönersek, öyküdeki ip atlamak hedef, balık övgü, balık vermeme durumu ise yargılamadır.

Kral ve vezirin öyküsü

Bir gün kral, vezirine demiş ki, bundan sonra ben halkımı kucaklayan, hoşgörülü, onları öven bir tarz izleyeceğim. Sense onlara karşı sert, hoşgörüsüz bir tarz izleyeceksin.

Böylece senden nefret ederken, bana bağlılıkları artacak. Ancak durum tam böyle olmamış.

Vezirden herkes nefret ediyor; ama bir taraftan da çekiniyormuş. Kralı ise kimse takmıyormuş. Kral tarzını değiştirmeye karar vermiş. Halkına karşı sertleşmiş. Halkı “bu adam bunadı galiba, ne kadar iyiydi, şimdiki haline bak” diye düşünmüş. Fakat vezirden de yardım isteyecek halleri yok. Sonunda kralı da, veziri de alaşağı edip köylülerden hedef-vizyon çizen birini Kral yapmışlar. Ne övgüyle ne de yargılamayla başlamamak gerek, başlangıç noktası hedeftir. Övücü, hoşgörülü ya da sert, yargılayıcı olmamak gerek. Bunlar bir tarz değil, belirli durumlarda ortaya çıkan bir davranış olmalıdır.

Not: Bir Dakikalık Yönetici kitabını Türkçeye ilk çevrildiğinde okumuştum; yeniden okuyunca sizinle, kitaptan birkaç öyküyü paylaşayım dedim. Kütüphanenizde yoksa bir tane edinmekte fayda var.

Not: Gelecek hafta çocuklarınıza kitap okutmanın sihirli formülünü yazacağım.


22.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (14.12.2003) - Hayallerinize ulaşmanın 7 kuralı

> (07.12.2003) - Mel Dalebout

> (30.11.2003) - Demokrasiyi demokrasiyle yok etmek

> (23.11.2003) - Teröre inat

> (16.11.2003) - Mektup ne diyor?

> (09.11.2003) - Bu yazıyı okumazsanız ikinci şansınız, son şansınız olacak

> (02.11.2003) - En İyi İşletme Yönetimi Kitapları

> (26.10.2003) - Maneviyat ve kişisel gelişim

> (19.10.2003) - “Hem tembel, hem aptal”

> (12.10.2003) - İlham gelmez, ilhama gidilir




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.