| |
Bir kamu bankası rekor kırabilir mi?
“Bir yıl önce, şu an Türkiye’de olanları hiç kimse tahmin bile edemezdi. Enflasyon ve faizdeki düşüş, Türk Lirası’nın döviz karşısında değer kazanması, hızlı likidite akışı, ihracatta sıçrama, istikrarlı bir hükümet ve hızla büyüyen Türk ekonomisi. İşte Türkiye’ye olan güvenin sebebi.”
Sizce bu sözler kime ait olabilir? AK Partili bir bakana, hükümete şirin gözükmeye çalışan bir bürokrata ya da iyimserliğiyle ünlü yabancı bir ekonomiste? Hayır, hiçbiri değil! Hatta tam tersi, bırakın yağ çekme durumunda olan birini, Türkiye’nin en büyük kamu bankalarından birine tam 300 milyon dolarlık sekuritizasyon kredisi sağlayan uluslararası bankalardan birinin tepe yöneticisine ait. Önceki gün Londra’nın buz gibi havasında konuklarını neredeyse Türk misafirperverliği ile karşılayan ve Vakıfbank’la çok uygun koşullarda 300 milyon dolarlık kredi anlaşması imzalayan WestLB’nin Orta ve Doğu Avrupa Başkanı Dirk Korner’e ait. Korner, en kötü dönemlerinde bile Türk ekonomisine güvenen ve Türk bankalarına 2,5 milyar dolarlık kredi imkanı sağlamış olan bir bankanın patronu. Ekonomik krizlerin ve terör saldırılarının, potansiyeli güçlü Türk ekonomisini yıldıramayacağına inanıyor. Bu yönüyle Türkiye’ye dışarıdan bakan biri olarak biz Türklerden daha pozitif düşünüyor. Peki neden, kara kaşımızı kara gözümüzü sevdiği için mi? Elbette hayır! Türk ekonomisinde yaşanan değişim sürecini en ince ayrıntısına kadar dikkatle izliyor ve spekülâsyonlara değil, bankacılık sektörünün kurumsal yapısına, mali durumuna ve potansiyellerine bakarak kararlar aldıklarını belirtiyor. Bu yönüyle de kısır çekişmelerle vakit kaybeden Türkiye’dekilerden farklı olarak başarılı anlaşmalara imza attıklarını düşünüyor. AK Parti hükümetinin tüm korkuların üzerine kararlılıkla gidiyor oluşunu memnuniyetle izleyen WestLB’nin yöneticileri, son üç yılda Türk bankacılık sektörüne 2,5 milyar dolarlık kredi sağlamış. Ve en büyük övünç kaynakları, en zor dönemlerde bile geri ödemede bir sorun yaşanmamış olması. Akbank, Koçbank, Halk Bankası ve Vakıfbank bugüne kadar kendilerine sağlanan kredileri sektirmeden zamanında ödemişler, bu da Türk ekonomisine, bankacılık sektörüne olan güveni artırmış. Fakat daha da ilginci, bir kamu bankası olarak Vakıfbank’ın bugüne kadar en büyük krediyi almanın ötesine geçip bu işlemleri 5 hafta gibi bir sürede tamamlamış olması. WestLB’ciler Vakıfbank’ın bu hızını bir rekor olarak değerlendiriyorlar. Normal koşullarda en az 3 ay süren hazırlık sürecini bir kamu bankasının 5 haftada tamamlamasını çok olumlu bir örnek olarak sunuyorlar. Oysa Türkiye’de Vakıfbank’ın özelleştirilmesi üzerine her gün bir başka spekülâsyon yapılıyor. Bu noktada Vakıfbank Genel Müdürü Ahmet Kaçar, ‘Özelleştirilmesi mesele değil önemli olan özelleştirilecekse bile bir kamu bankasının buna hazır olması.’ diyor.
Peki ama bugüne kadar siyasetçilerin elinde bir oyuncak gibi görülen bir kamu bankası nasıl oluyor da bu başarıyı elde ediyor? Bankanın genel müdürü Koçak, bu sorumu şöyle yanıtlıyor: “Her şeyden önce özel bir bankada olması gereken ne varsa bizde de var. Bankanın sahibinin kim olduğundan çok çağdaş bir yönetim anlayışıyla idare ediliyor olması önemli. Biz tepeden tırnağa tüm çalışanlarımızı verimlilik esasına göre elden geçirdik. Siyasetçilerin müdahalesinden uzak bir anlayışla hızla Vakıfbank’ı yeniledik. Nitekim 2003 yılını 400 trilyon kârla kapatıyoruz. Bankacılık sektörü hızla toparlanıyor. Yeter ki sektör üzerindeki belirsizlik ve gereksiz spekülâsyonlarla hızımız kesilmesin.”
Vakıfbank’ın rekor bir hızla Londra’da imzaladığı kredi anlaşması basit bir anlaşmanın ötesinde Türkiye’de bankacılık sektörüne ve özelleştirme sürecine nasıl yaklaşılması gerektiğini gösteriyor. “Kolaycı bir özelleştirmeci anlayışla devletin malını kimseye sattırmam anlayışı arasında” daha rasyonel bir yolun ve modelin varlığını ispat ediyor. Özelleştirilecek kamu kurumlarının kendi iç dinamikleriyle yenilenmeleri durumunda Türk Hazine’sinin bile üzerinde notlar alabileceğini kanıtlıyor. Çünkü Hazine’nin derecelendirme notu BB iken Vakıfbank, FITCH’ten BBB almış bulunuyor. Demek ki bir kamu bankası, siyasetçilerin gölgesinden kurtulunca rekor kırıp itibarlı dereceler alabiliyor.
24.12.2003
|