| |
Japonya izlenimleri (3)
Tokyo University of Foreign Studies'in Türkoloji Bölümü tarafından düzenlenen ‘Uluslararası Çağdaş Türk Edebiyatı Sempozyumu', 6 Aralık Cumartesi günü yapıldı. O gün sabah saat 09.30'da, tek kelime Japonca bilmeyen Oya Baydar, Latife Tekin ve Ben, tek kelime İngilizce, Fransızca ya da Türkçe bilmeyen bir Japon şoförüne, bizi ‘Gaygoday'a (Tokyo Üniversitesi Yabancı İncelemeler Bölümü'ne) götürmesini söyledik.
Dr. Bahriye Çeri, bir gece önce, Gaygoday'ı bulamama ihtimaline karşı, elimize bir de Japonca yazılı adres tutuşturmayı da ihmal etmemişti. Ama adresi göstermeye gerek kalmadı- Japon şoför, ‘gaygoday, hayyy!' diye gülümseyerek, bizi Tokyo University of Foreign Studies binasının kapısının önüne bıraktı.
‘Japonya'da Çağdaş Türk Edebiyatı Toplantısı', Ankara Üniversitesi Japon Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdikten sonra Tokyo'da master yapan İnan Öner'in ‘Çağdaş Japon Edebiyatı Üzerine Notlar' (‘Öykü ile Şiir arasında bir Durak: Shosetsu') başlıklı bildirisi ile başladı. İnan Öner, master'ını tamamladıktan sonra Tokyo'da çevirmen olarak çalışmaya başlamış genç bir bilim adamı. İnan, genç Japon şair arkadaşlarıyla birlikte, “Mite' (‘Bak!') adlı bir şiir dergisi de yayımlıyor. Öner, ‘Mite'nin 30 Kasım 2003 tarihli 55. sayısında Hilmi Yavuz'dan Japonca'ya çevirdiği üç şiirin (‘doğunun diyalektiği', ‘doğunun kalıtı', ve ‘doğunun sevdaları IV') yer aldığını söyleyip dergiyi bana iletti. Teşekkür ettim.
Öner, bildirisinde Japon ve Türk edebiyatları arasında türlere ilişkin bir karşılaştırma yaptı. Türk edebiyatında şiirin öne çıktığını, Japon edebiyat geleneğindeyse ‘shosetsu' diye bilinen roman/öykü türünün ağır bastığını belirtti. İnan'a göre, ‘Tsubouchi Shoyo'nun 1880'li yıllarda İngilizce'deki 'novel'in karşılığı olarak önerdiği ‘shosetsu', giderek, ‘roman, öykü ve şiir arasında salınan bir tür oluşturagel[miş]'. İnan, dikkate değer bulduğum şu tespitle bağladı sözlerini: ‘Belki de, ‘shosetsu'nun kaderinde ulus-devlet'in kuruluş sürecinin talep ettiği ‘siyasetin estetizasyonu'nu da yüklenmek vardı: Acaba ‘shosetsu', milliyetçiliğin istediği şiiri (tikelliği) ve emperyalizmin istediği romanı (tünmelliği), ikisini birden mi vaad etmişti?'
İnan Öner'den sonra Hiroaki İto'nun ‘Japonya'da Türk Edebiyatı Araştırmaları' konulu bildirisini dinledik. İto, ‘Japonya'da en iyi bilinen Türk hikayesi[nin], Masao Mori çevirisi ile ‘Nasreddin Hoca Hikayeleri' olduğunu belirtti. Ama, Mori'ninkinden başka Hoca çevirileri de var Japonca'da. Beş ay önce de, Mutsumi Sugahara ve Kaori Oota, ilk defa ‘Dede Korkut Kitabı'nın tam çevirisini yayımlamışlar.
İto'nun bildirdiğine göre, ‘Japonya'daki şiir ve oyun alanlarındaki tercümelerin çoğu, Nazım Hikmet'[e] ait. Nazım'ın şiirlerini çevirenlerden biri olan Toshio Mine, ayrıca 1994'te ‘Türk Şiirleri' adlı bir kitap da yayımlamış. Kitab'ın ‘Ortaçağ' bölümünde Fuzuli ve Baki'nin; ‘Modern' bölümünde Nazım Hikmet, Asaf Halet Çelebi, Orhan Veli, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Oktay Rifat, Behçet Necatigil, Cahit Külebi ve Suat Taşer ele alınmış. Japonca'da ‘Türk romanının ilk tam tercümesi[nin] [ise], Hiroki Odaka ve Shigeru Katsuda tarafından tercüme edilen Mahmut Makal'ın ‘Bizim Köy'[ü]' olduğu anlaşılıyor. (İto, bu çeviride antropolog Masaki Matsubara'nın ‘Değişen Köy' başlıklı bir incelemesinin de yer aldığını belirtiyor) ‘Bizim Köy'den başka tam çeviri olarak Suat Derviş'in ‘Ankara Mahpusu', ve Ferit Edgü'nün ‘O, Hakkari'de Bir Mevsim' romanları var.
İto'nun bildirisini, Prof. Dr. Masami Arai'nin ‘Edebiyat Araştırmalarında Külliyat Telifinin Önemi' başlıklı bildirisi izledi. Prof. Arai, Tokyo Üniversitesi Yabancı İncelemeler Fakültesi Türklük Araştırmaları Bölüm Başkanı. İlgilenenler bilecektir; özellikle Osmanlı yakın tarihi ile ilgili çalışmaları, Türkçe'ye de çevrilmiş olan değerli bir Türkolog. Arai, ‘külliyat' çalışmalarında ciddi problemler olduğunu, 19. yüzyılda yazılmış bir metnin kime ait olduğunun bile, kolay kolay tespit edilemediğini söyleyip şaşırtıcı örnekler verdi.
(Bu konuya önümüzdeki hafta da devam edeceğim.)
24.12.2003
|