|
İnce’leme!
Devlet gazetesi Hürriyet, taammüden işlediği ‘son gazetecilik cinayeti’nin üzerine yatmış durumda. Özür bile dilemiyorlar. Herhalde “Vurduk, geçtik. Laiklik adına her türlü asparagas ya da psikolojik harekat meşrudur” diye düşünüyor olmalılar. Eh, ‘yarı resmi medyanın gayri nizami harbi’ de böyle oluyor, yani...
Hürriyet, ‘diri diri yaktılar’ manşetinden üç gün sonra, sözü nihayet dün ‘türban yanlıları’na verdi. Bir nevi ‘asparagas saldırısında hayatını kaybedenlerin ailelerine yardım’ babında bir yayın, bu! Hesapta, “Hadisenin öteki boyutunu da görüyoruz” diyecekler; üfürükçülüğün topuzu fena halde kaçınca ister istemez mecbur kaldılar, oysa...
Ünlü şair, yazar ve araştır‘mama’cı Özdemir İnce’nin türbanı destekleyenlerin görüşünü de aldığını sanıyorsanız, fena halde yanılıyorsunuz. Gazetenin Paris Temsilcisi Muammer Elveren’in ellerinden öpmüş, işin bu kısmı!
Gazeteciliğe soyunan ‘İnce Laikçi’ görevinin diğer kısmından neden kaçmış acaba? Mesela, türbanlılarla neden konuşmamış? Çok basit; kendisine ters gelen görüşleri dinlemeye en ufak bir tahammülü bile yok da, ondan!
Bunu İnce’nin, Paris Camii İslam Enstitüsü Rektörü ile yaptığı ‘görüşme’den de çıkarmak mümkün. Rektör, Özdemir İnce’nin dizisindeki ‘tek laikçi olmayan’ kişi. Onunla yaptığı da söyleşi falan değil; neredeyse adama bir tek kafa atmadığı kalmış! Rektör “Bu camide hep Türkiye’yi savunduk, Türkiye için dua ettik” diye konuşuyor, örneğin; İnce ise “Marx’ı tanır mısın? Marx ‘Din kitlelerin afyonudur’ der” karşılığını veriyor!
Özdemir İnce, utanmadan dizisinin tarafsız olduğunu öne sürüyor, hiç sıkılmadan da, rektörle yaptığı ‘bu görüşme’yi tarafsızlığına örnek gösterebiliyor. İnce’nin sorunu İslam dini ile. Dayanamayıp, ‘kitlelerin afyonu’ bahsine dalarak öfkesinin ‘din’e olduğunu açık ediyor...
Özdemir Bey, 1924 Anayasası’nda yer alan “Türkiye devletinin dini İslam’dır” ibaresinin 1928’de çıkartılmasını gerekçe göstererek “Türkiye’nin Müslüman ülke olarak tanımlanmaması gerekir!” demiş ve gerçek niyetini ortaya koymuştu, geçenlerde. ‘Devlet’ ile ‘ülke’yi taammüden karıştıran İnce’nin, dindarlar şöyle dursun, ‘Müslüman’ sözcüğüne bile tahammülü yok.
Sonuçta, böyle bir karakter Fransa’da türban dizisi yapmaya giderse gazetecilik ilkelerinin diri diri yakılması normal sonuç olur! Eh, mutfakta zaten ‘birileri’ var...
İnce, dün gazetesinde kendisini savunurken, “Gaye Petek’in mini etekli kızın Müslümanlar tarafından yakıldığını söylemediğini” iddia ederek akıl almaz bir kıvırma eyleminde bulundu. Yazdığı metinde, kızın Müslümanlar tarafından yakıldığına dair tek bir satır dahi bulunmadığını söyleyerek de ‘alemi aptal kendisini akıllı’ yerine koydu!
En basitinden, yakılan kızın neden ‘mini eteğinden’ söz ediliyor? Hem sürmanşetin spotlarında hem de haber metninde mini etekli kızın yakılması hangi bağlamda geçiyor, acaba? Petek, türbanın son iki yıl içinde topluma ve bireylere karşı tehlikeye dönüştüğünü öne sürdükten sadece bir cümle sonra “Artık gündelik hayat tarzı tehdit edilir hale geldi. Örneğin bir genç kız kısa etekle dolaştığı için diri diri yakıldı” diyor! Bay İnce, kendi yazdığı haberi mi okumuyor, yoksa okuduğunu anlamaktan mı aciz? Elbette bal gibi anlıyor; ‘kasten bir cinayet’ var, ortada...
Özdemir İnce, “Fransa’daki yasak yürürlüğe girdikten sonra Avrupa’da çok şey değişecek, türban bütün Avrupa’da yasaklanacak” iddiasında! Bu sav, gerçeği değil, İnce’nin temennisini yansıtıyor...
Almanya Başbakanı Schröder “Türbanı okulda yasaklayamayacaklarını” açıklayarak, İnce’nin kulaklarını çınlatıverdi! İngiltere hükümeti de, devlet okullarında türbana yasak getirmeyeceklerini özenle vurguladı!
24.12.2003
|