Cumhuriyet, milli birlik, erkek-kadın eşitliği, fırsat eşitliği, laiklik ilkesi, fanatizm ve gericiliğe karşı saygı, hoşgörü ve diyalog ortak değerleri; işte Jacques Chirac’ın 17 Aralık günü Elysee Sarayı’nda “Cumhuriyet’te laiklik ilkesine saygı” konulu Cumhuriyet onuruyla beslediği tartışmalı konuşma. Chirac’ın konuşması Bütün ‘belirgin’ dini sembollerin okullarda yasaklanması için bir kanun çıkarmanın gerekliliğini savunan sert bir konuşmaydı. Karar ilk olarak başörtüsü sorunuyla karşı karşıya kalan memurları ve okul müdürlerini rahatlattı. Konuşma aynı zamanda bütün siyasi yetkililerin ve Fransa’daki dini otoritelerin Chirac’a onay veren eğilimlerini perçinledi.
Müsaade edin de bu görüşbirliğini bozalım. Bu köşede İslami başörtüsü karşıtı kanunun, ki örtü karşıtı bir kanun olduğu ortada, getireceği tehlikelerin altını çizmiştik. Bu tasarı sadece korkak, savunmacı ve kapalı bir laiklik mesajı vermekle kalmayacak, aynı zamanda kaçınılmaz olarak ülkenin uyuma en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda, toplumun bir kesiminin dışlanmasına, ayıplanmasına ve marjinalleştirilmesine sebebiyet verecektir. Ne kadar tuhaftır ki, altmış milyonluk bir ülkenin Cumhurbaşkanı bütün siyasi enerjisini ülkesinde en fazla bir milyon kişinin tam olarak uyguladığı bir dinin bir ‘belirgini’ sorusu üzerine sarf ediyor. Hangi korkudur ki, siyasi yetkilileri bir azınlığın –Müslümanların- azınlığına –başörtüsü takan kadınlar- karşı acil olarak kanun çıkarmaya itmiştir?
Okullarda ve hastanelerde ortaya çıkan sorunlar gibi tüm rasyonel argümanlar söz konusu kararın kısmi olarak saçma olduğu yönündeki inancımızı sarsmıyor. Chirac tarafından alınan tüm tedbirlere rağmen, konuşmayla kamuoyuna verilen işaretin çok daha ileri gideceği görülüyor: Bundan sonra Müslüman kadınların kıyafetlerinin şehrimizde, sokaklarda ve meydanlarda, yasaklanması gündeme gelmeyecek mi?
Daha geçtiğimiz günlerde bir okul müdürünün, Fransız toplumuna uyum sağlamış öğrenci velisi bayanları, sırf başörtüsü taktıkları için okullar hakkındaki “büyük istişare”ye katılmasını yasakladığını görmedik mi? Özetle, okul, bir açılım yeri değil de “Cumhuriyet’in tapınağıdır” şeklindeki tuhaf açıklamanın ardında yatan şey küçük bir azınlığın, köklerinden, dininden ve farklılığından dolayı dışlanması ve ayıplanması değil midir? Başörtüsünü okullarda yasaklayacak olan kanun, Cumhurbaşkanı Chirac samimi olarak inansa da, bir uyum ve yatıştırma aracından ziyade tam tersi yönde bir sinyal olacaktır. Sosyal bir sorun söz konusu olduğu halde, kanun merkeze dinsel, kimliksel ve komüniter bir soruyu koymaktadır. Tuhaf bir şekilde, bu da bütün entegristlerin işine yarayacaktır. (19.12.2003)
LE MONDE BAŞYAZI
24.12.2003
|