İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
25.12.2003
Perşembe
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


AHMED ŞAHİN a.sahin@zaman.com.tr http://www.ahmetsahin.org
 

Sakal bırakmak, kolonya kullanmak, kalitesiz kocaya katlanmak!

Geçmişte sorulmuş sorular bir daha sorulunca cevaplar da bir daha gelmiş oldu gündeme. Israrlı sorulardan bazıları:
-Sakal uzun mu kısa mı olmalı? Kimi diyor ki, sakal elle tutulacak kadar uzun olmalı, artan kısım kesilmelidir. Kimi de diyor ki, uzun sakal akılsızlık işaretidir, kısa kalmalıdır... Siz nasıl bakıyorsunuz meseleye? Ölçü nedir bu konuda?


Efendim, farklı görüşleri ifade edenler vardır. Ancak bunlardan anladığım özet bilgi şudur:

-Sakal ne uzun olmalı, ne de kısa... Belki güzel görüneni hangi türlüsü ise öyle olmalıdır! Bence konunun özeti budur. Sakalı böyle anlamamızın sebebi de şudur:

-Sakal sünnettir. Sünnet ise hep sevimli gösterilmeli, bakanların sevmeyeceği kaba sabalıkta takdim ve teşhir edilmemelidir. Bakanların yüzünü buruşturup sevimsiz bulacağı bir sakal, sünnetin aleyhinde duygu meydana getirecekse, sakal sahibi iyi düşünmelidir. Bu görüntüsüyle insanları neyin aleyhine çeviriyor, dikkat etmelidir. Sünneti sünnet aleyhine duygu meydana getirecek kaba sabalıkta göstermek her halde akla da, sünnete de uygun olmasa gerektir.

Öyle ise sakal, bakanların sevimli bulabileceği, “ben de böylesine güzel sakalı bırakabilirim” diyebileceği sevimlilikte görünmelidir. Bu sevimliliği sağlamak için sakalın hem yanlarından, hem de ucundan alınabileceğini anlatan hadisler Kütüb-ü Sitte’de mevcuttur. Bununla beraber şimdi bunları tartışma zamanında mıyız bunu da düşünmek gerekir gibi geliyor bana... Sakal bırakmak şöyle dursun, bazı kimseler 28 Şubat vak’a-i müthişe’sinden sonra bıyıklarını dahi koruyamaz hale gelmişlerdi. İşte bu sıralarda söylemişti Hekimoğlu dostum tebessüm ettiren meşhur sözünü.

-Eskiden yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal, derlerdi. Şimdi ise ne bıyık kaldı sakal, tükür tükürebildiğin kadar!..

***

Berberde tıraş kolonyası kullanan bey:

-Tıraştan sonra kolonya sürünmek mahzurlu mu? Kolonya abdesti bozar mı? Sürüldüğü yeri pis (necis) yapar mı?

-Tıraştan sonra mikropları öldürmesi için kolonya kullanmak haram olmadığı gibi, abdesti de bozmaz. Islattığı yeri de necis yapmaz... Hanefi alimlerinin çoğunluğunun görüşü budur. Şafii alimlerinin çoğunluğunun görüşü ise, daha dikkatli ve temkinli olmayı işaretlemektedir. Kolonyada bulunan alkol, karıştığı şeyi necis yapacağı görüşünden hareketle ilaç ve tedavi dışında mecbur kalmadıkça alkollü kolonya kullanılmaması tavsiyesindeler Şafii alimleri.

Şehirlerarası otobüs yolculuğumda yolculara kolonya dağıtan görevliye kolonya istemediğimi işaret edince, ‘Haram mı?’ diye sorması üzerine:

-Hayır, dedim. Ben kullanmak istemiyorum, ama kullananlara da bir şey demiyorum!.

Cevap hoşuna gitmiş olmalı ki:

-Keşke her yolcu sizin gibi olsa, dedi. Kullanmıyorsunuz; ama kullananlara da bir şey demiyor, konuyu güzel bağlıyorsunuz...

***

‘Kalitesiz kocaya katlanmak zorunda mıyım?’ diyen hanımefendiye:

Bu hayatta hemen herkes imtihandadır. Kimi, hanımından imtihanda, kimi de beyinden.. Anlattığınıza bakılırsa siz de kötü alışkanlıkları olan (kendi ifadenizle) kalitesiz beyinizden imtihandasınız. Kötü alışkanlık sahibi, memnun olarak ısrar etmez alışkanlığında. Ama ne çare ki, bir defa yakayı kaptırmış, iradeyi elinden aldırmışçasına bağımlı hale gelmiş. Her ne kadar açıkça itiraf etmeseler de vicdanlarındaki çığlıklar, yanlış yaptıkları yolunda yankılanmaktadır kalplerinde. Ne yazık ki bunu dahi itiraf edecek güçte değiller. Asıl maharet böyle biriyle yuvayı korumaktadır. Bence düşene herkes tekme atar. Bir tekme de siz atmayın. Siz bir vefa ve sadakat örneği verin. Tutup kaldırma gayretini sürdürün. “Gerçek dostluk böyle devrelerde belli olur.” deyip imtihanı kazanın. Gösterilecek sabır, tek çıkar yoldur. Kendi nefsinizde İslam’ı yaşama örneği verin, benim imtihanım da budur, diyerek cennet hanımlarının ablalığına talip olun!. Biliyorsunuz sabır kahramanı hanımlar, cennete girmekle kalmamış, cennet hanımlarının ablalığı makamına yükselmişlerdir. Hadiste cennet hanımlarının ilk ablasının Asiye validemiz olduğu haber verilmektedir. Kimdir bu Asiye Hanım, hiç dününüz mü?. Allahlık iddiasında bulunan zalim Firavn’ın hanımı?..

Bence kalitesiz kocaların hanımlarına, cennet hanımlarının ablalığı makamı görünmektedir. Faturasını ödeme sabır ve sadakati gösterirlerse tabii...


25.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (24.12.2003) - Tasavvuf, yazmak değil yaşamaktır!..

> (23.12.2003) - İşyerinde kadın sekreter çalıştırmanın şartı var mıdır? Varsa nedir?

> (18.12.2003) - Mevlâna Kur’an’ı ezberleyene böyle saygı gösteriyordu! (3)

> (17.12.2003) - Mevlana’ya göre irşad Müslüman’ı nasıl olmalı?.. (2)

> (16.12.2003) - Hz. Mevlana’dan çarpıcı örnekler!

> (11.12.2003) - Hizmet eden mi, edilen mi olmak istersiniz?

> (10.12.2003) - Hacca görevli olarak giden hac yapamaz mı?..

> (09.12.2003) - Ölü, mutlaka vasiyet ettiği yere mi gömülmeli?

> (04.12.2003) - İnsan en çok gafletinden mi pişmanlık duyacak? Düşünen insan gaflete düşmez

> (03.12.2003) - Bombalı bombasız, İslam’da her türlü intihar yasaktır! Neden?




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.