|
Rüştü’nün kararsızlığı...
Geçen hafta içerisinde hatırlayacağınız üzere milli kalecimiz Rüştü Reçber ile Barcelona’da röportaj yapmış ve iki günlük bir yazı dizisiyle sizlere ulaştırmıştık. O yazılarda bir noktayı bilhassa ihmal etmiştik, şimdi onu da tamamlayalım! Rüştü ile görüşmeye gittiğimizde klas kaleci tam 15 haftadan beri hasretle beklediği formasına yeni kavuşmuş olduğu için haliyle çok coşkuluydu, mutluydu. O haleti ruhiye ile söylememesi gereken bazı şeylerden de bahsetmedi değil.
Ama biz bazılarını yazımızın içine dahil etmedik. Her neyse tam bir haftadan beri diğer gazetelerde onunla ilgili çıkan yazıları da dikkatle takip ederek kendisi hakkında bazı yorumlar yapalım istedik. Bakalım görüşlerimize katılacak mısınız?
Öncelikle Rüştü henüz kendine tam anlamıyla güvenemiyor. Belki de kendine güveniyor; ama şartların neler getireceğini öngöremediği için ortaya böyle bir görüntü çıkıyor. Daha geçen hafta en az 30 gazeteci ve televizyoncunun önünde bizzat bizim sorduğumuz, “Mukavelem bitene kadar buradayım diyebiliyor musun?” sorumuza “Evet 4 sene daha buradayım.” dedikten yalnızca bir hafta sonra ne değişti ki, şimdi, “Sezon sonuna kadar Barcelona’dayım, sonrasına bakacağız.” diyor!
Evet Rüştü Barcelona’da yaşamaktan mutlu; ancak orada kaldığı müddetçe kendini fazla rahat hissedemeyeceğinin de bilincinde. Valdez tecrübesiz bir kaleci; ama ciddi bir rakip. Dahası Katalan ve seyirci onun oynamasından yana. Rüştü onunla arasında olan klas farkını uygulamalarla ispat edemezse sıkıntıdan kurtulamayacak. Her gelen kalecinin Zubizaretta ile mukayese edilmesi de cabası!
‘İyi çalışıyorum’ diyor, ona inanmak mecburiyetindeyiz. Ama ne yapsa ne etse o bir maç kalecisi. Maç kalecileri de asla müsabaka performanslarını idmanlara yansıtamazlar. Dahası kaleci hocası bir zamanlar Barca forması giymiş bir isim ve hiç de sempatik değil. Bizim ortada diye tabir ettiğimiz 5’e 2 ısınma oyunlarına o da giriyor ve öfkesinden hiçbir futbolcu kendini kurtaramıyor!
Yaklaşık 90 kez Milli Takım forması giymiş bir isim hâlâ ellerinin topa karşı olan hünerinin yarısını bile ayaklarına yansıtamıyor ise bu da üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir konu! Diğer bir nokta ise kendisini bir an önce spor kamuoyuna kabul ettirmek isterken kendi stilinin dışına çıkıyor olması! Kendin gibi oynamadıkça hata yapmaktan doğal ne olabilir ki? Ona İspanya’dayken bir tavsiye de bulunmuş ve demiştik ki, “Osmanlı donanmasının yaptığı gibi gemileri yak ki, fetihten başka şansın olmadığını bilip de rahatlayasın”. Ama söylemek tabii ki kolaydır, yapmak ise bazen imkansız derecesinde zor!
İşin en ilginç tarafı eğer bu kararsızlıklarını sık sık İspanyol basını ile de paylaşıyorsa, o takdirde Barcelona da bazı arayışlara girmeye başlar ki, o zaman da zor olan durumu daha bir giriftleşir. Geçen haftaya kadar oynamıyordu, o yüzden oynayacağı anı sabırsızlıkla bekliyor, bir taraftan da hırs yapıyordu. Şimdi ise oynamanın zevkini yeniden hissetmeye başladı. Bunun manası şu demektir, artık maazallah yeniden kulübeye dönecek olursa bu kez ona katlanabilmesi çok daha güç olacaktır!
Sözün kısası biz Rüştü’nün demeçlerinden ne yapacağına bize söylediği gibi kararlı olmadığını, günlük gelişmelere göre yeni kararlar alabileceğini anlıyoruz. Yalnız bir noktayı unutmasa iyi olur. Birçok Avrupa kulübü onu istiyor olabilir; ancak Barcelona’dan kendini kabul ettirmeden ayrılacak olursa büyük bir takıma transfer olabilmesi neredeyse imkansız. Keşke ne olursa olsun 4 sene orada kalmaya dil de değil de, beyninde ve kalbinde karar vermiş olsa! Bunun dışında bir şansının olmadığını da bir an önce anlasa!
25.12.2003
|