|
Laiklik: Fransa ve ABD farkı nereden kaynaklanıyor?
Fransa’nın kamu okullarında okuyan ortaöğretim öğrencilerine başörtüsü yasağı getirme kararı, ABD yönetimi tarafından eleştirildi. Dışişleri Bakanlığı’nın her yıl hazırladığı Uluslararası Din Özgürlüğü raporunu hazırlayan kurulun başkanı olan John V. Hanford şunları söyledi: “Başörtüsü konusu dahil savunduğumuz din özgürlüğünün temel bir ilkesi, başkalarını tahrik etmedikleri ve tehdit etmedikleri sürece herkesin din ve inançlarını barışçı bir şekilde, devletin müdahalesine maruz kalmadan uygulama hakkına sahip olmalarıdır.”
Bir Fransız hükümet sözcüsü Hanford’u şöyle yanıtladı: “ABD’de, okullarda uygulanan bağlılık yemini ve başka dini konularda sık sık tartışma çıkar. Siz hiç bir Fransız diplomatının ABD’deki bu iç tartışmalar üzerine yorum yaptığını duydunuz mu?” (NYT, 19 Aralık) Derken İngiliz yetkililer bu tür yasakların İngiltere’de hiç bir zaman söz konusu olmayacağını söylediler. Bu atışmaların ardında ABD ve İngiltere tarafının Irak’a saldırının İslam dünyasında uyandırdığı tepkileri dengeleme; Irak savaşına karşı çıkan Fransızlara nazaran Müslümanların inançlarına ne kadar daha saygılı olduklarını gösterme gayretinin yattığını görmemek mümkün değil.
Peki, Fransa kamu okullarında başörtüsünü yasaklarken, nasıl oluyor da ABD bunu “korunması gereken bir temel hakkın ihlali” olarak niteliyor? ABD ve Fransa, ikisi de liberal demokrati rejimlere sahip ülkeler. Kimilerinin iddialarının aksine (Bkz: Madeleine Bunting, “Çıldıran Laiklik”, Guardian, 18 Aralık / Zaman, 19 Aralık) Fransa’nın tutumu liberalizmin kaçınılmaz bir sonucu olmaktan çok uzak. Liberal felsefenin temel ilkesi, bireyin özgürlük ve özerkliğinin korunması; haklarının sınıf, millet ya da cemaat adına kısıtlanmaması. Çağdaş liberalizm birey hakları yanısıra grup haklarını da benimsiyor. (Bkz: 21.12.2002 tarihli yazım.)
Gerek ABD, gerekse Fransa siyasal boyutu açısından laikliği benzer şekilde uygulamakta. ABD kuruluşundan itibaren, Fransa da 1905’ten bu yana din ile devleti birbirinden ayırdı. ABD ve Fransa’nın laiklik uygulaması, gerek bir devlet kilisesinin bulunduğu İngiltere’den, gerekse devletin dini cemaatlere mali yardımda bulunduğu Almanya’dan hayli farklı; devletin dini denetlediği ve resmi yorumuna destek verdiği Türkiye’ye ise hiç mi hiç benzemiyor.
Din ile devletin birbirinden kesin olarak ayrıldığı ABD ile Fransa, laikliğin sosyolojik boyutu ya da laikleşme açısından oldukça farklı konumdalar. Çoğunlukla Protestan ABD, hayli dindar bir toplum; kiliseye devam oranları yüksek. Büyük çoğunlukla Katolik olan Fransa’da ise (tıpkı Protestan İngiltere’de olduğu gibi) kurumsal din hayli gerilemiş durumda; kiliseye devam oranı giderek düşüyor.
İki ülke arasındaki esas fark, hakim olan laiklik felsefesinden kaynaklanmakta. Birçoğu dini inançları nedeniyle ülkelerini terketmek zorunda kalan Avrupalılar tarafından kurulan ABD’ye hakim olan “negatif laiklik” anlayışı, Amerikan Devrimi’nin devletin inançlar karşısında eşit mesafede durmasını, bireylerin dinsel haklarına bir kısıtlama getirilmemesini öngören ilkelerine dayanıyor. Fransa’ya hakim olan anlayışın temelinde ise kilise ve ayrıcalıklarına savaş açan Fransız Devrimi’nin “pozitif laiklik” anlayışı yatıyor. Bu anlayış dinin özel alanla sınırlandırılması için devletin gerekirse dini düzenleyebileceğini ve dinsel özgürlükleri kısıtlayabileceğini öngörüyor. Fransa, 1905’te kabul ettiği kanun ile din ve devleti ayırdığı halde, pozitif laiklik felsefesi Fransız toplumunda ve elitleri arasında kuvvetle mevcut. Türk elitleri arasında yaygın laiklik anlayışı da kaynağını önemli ölçüde buradan alıyor. Türkiye ile Fransa arasındaki benzeşme de zaten bundan ibaret.
25.12.2003
|