Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref’e iki hafta içinde ikinci kez düzenlenen saldırıda 14 kişi hayatını kaybetti. Aracı hasar gören Müşerref’in olaydan yara almadan kurtulduğu belirtiliyor. Polisin intihar saldırısı olarak açıkladığı eylemde 46 kişi de yaralandı. Saldırıdan sonra başkent İslamabad ve olayın gerçekleştirildiği Ravalpindi’de yoğun güvenlik önlemleri alındı.
Pervez Müşerref, geçen hafta düzenlenen saldırıda, yüksek teknoloji ürünü dalga karıştırıcı cihazların, uzaktan kumandalı bombaların patlamasını geciktirmesi üzerine yara almadan kurtulmuştu. Dünkü saldırıda ise bombalı araçların doğrudan konvoyun içine dalması, dalga karıştırıcı cihazlara yönelik bir karşı tedbir olarak görülüyor. Saldırının yapıldığı bölge, 14 Aralık’ta düzenlenen birinci saldırının gerçekleştirildiği güzergahta bulunuyor.
Pakistan Enformasyon Bakanı Şeyh Raşid Ahmed, “Saldırı, bir suikast girişimiydi. İki araçtaki iki saldırgan, Devlet Başkanı’nın aracını vurmak istedi, Allah kendisini korudu.” dedi. Ahmed, saldırıda Müşerref’in aracıyla birlikte konvoydaki üç aracın da hasar gördüğünü belirtti. Görgü tanıkları intihar saldırısının, Müşerref’in içinde bulunduğu konvoyun geçmesinden yaklaşık yarım dakika sonra gerçekleştirildiğini ifade ediyor. Olayda çok sayıda araç hasar görürken, çevre binaların camlarının da kırıldığı açıklandı.
İkinci saldırının Müşerref’in önceki gün muhalefet partileriyle yaptığı anlaşma uyarınca, 2004 yılı sonuna kadar genelkurmay başkanlığı görevinden istifa etmeyi kabul ettiğini açıklamasının ardından düzenlenmesi dikkat çekiyor. Demokrasiye geçiş için son dönemde önemli adımlar atan Müşerref’in anlaşma uyarınca 1999’daki askeri müdahalesinden sonra kararnamelerle elde ettiği bazı özel yetkileri de iade etmeyi kabul ettiği kaydedilmişti.
Müşerref, El Kaide’nin kendisini öldürmek istediğini açıklamıştı
Olaydan sonra başkent İslamabad’ın tüm giriş çıkışları, alışveriş merkezleri, caddeler, kavşaklar asker ve polisler tarafından kurulan arama noktaları vasıtasıyla didik didik arandı. Saldırı, İslamabad’da aralarında Türkiye’nin de bulunduğu İslam ülkelerinden temsilcilerin katıldığı Comsatt bilim toplantısı sırasında gerçekleştirildi.
Saldırı, toplantıya katılan Müşerref’in Ravalpindi’de ikamet ettiği Army House gidişi esnasında meydana geldi. Müşerref’in konvoyunu hedef alan saldırının yapıldığı bölge, 14 Aralık’ta düzenlenen birinci saldırının gerçekleştirildiği güzargahta bulunuyor. Birinci saldırıdan da Müşerref yara almadan kurtulmuş, yüksek teknoloji ürünü dalga karıştırıcı cihazların, uzaktan kumandalı bomların patlatılmasını geciktirdiği açıklanmıştı. Müşerref, üç gün önce yaptığı bir açıklamada, El Kaide’nin kendisini öldürmek istediğini söylemiş, Pakistan’daki El Kaide işbirlikçisi örgütlerin de hedef listesinde olduğunu ifade etmişti.
Ocak ayında gerçekleştirilecek Güney Asya Bölgesel İşbirliği Örgütü (SAARC) zirvesi öncesi İslamabad’da günlerdir yoğun güvenlik önlemleri alınıyordu. Alınan güvenlik önlemleri çerçevesinde yapılan operasyonlar esnasında önceki gün bir bomba yüklü araç ele geçirilmişti.
1999 yılında kansız bir darbe ile iktidara gelen Müşerref, geçen yıl yapılan parlamento seçimleri sonucu oluşan siyasi yapı karşısında zor durumda kalmış, sık sık parlamentoda protestolarla karşılaşmıştı. Muhalif partilerle yapılan sıkı pazarlıklar sonucu da Müşerref önceki gün, 2004 yılı sonunda genelkurmay başkanlığı görevini bırakmayı kabul etmişti.
Öte yandan Hindistan, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref’e yönelik suikast girişimini şiddetle kınadı. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ‘Hindistan hükümeti, bugün Ravalpindi’de yapılan, pek çok masum insanın canını alan ve sivillerin yaralanmasına yol açan çirkin terörist saldırıyı şiddetle kınamaktadır.’ denildi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bazı milletvekillerinin fazla para veren tarafa geçeceklerine dair duyum aldıklarını belirterek, “Böyle yapanlar halkın gözünde değerini kaybeder, halkın yüzüne bakamaz.” uyarısında bulundu. Dünkü Bakanlar Kurulu toplantısında hükümet üyelerine, ‘geniş tabanlı bir hükümet oluşumuna gidilmesi için gereken esnekliği göstermelerini tekrar rica ettiğini’ belirten Denktaş, “herkesin, Türkiye’den gelecek havayı beklediğini” söyledi.
Bir heyeti kabulü sırasında Meclis’in bugünkü açılışı ve hükümet kurma arayışlarına ilişkin açıklamalar yapan Denktaş, meclisin yemin etmesinin ardından, siyasi parti liderlerinin kendi aralarındaki temaslarını tamamlamasından sonra görevlendirme yapacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Denktaş, seçimde hükümete tepki olarak muhalefete oy verenlerin pişmanlık duymaya başladığını öne sürerek, Türkiye ile birlikte geniş tabanlı bir hükümet istediklerini kaydetti.
Seçim atmosferinden bir an önce çıkılması gerektiğini ifade eden Denktaş, “Yeni seçime gitmek akıl harcı değildir. Seçim, halk arasında oldukça gerginlik yaratır. Devlet işleri yavaşlar, inşallah gerekli olmaz.” şeklinde konuştu.
‘Seçim kaçınılmaz olabilir’
Kurul toplantısının ardından Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu da, hükümet kurulma çalışmalarından sonuç alınamazsa, erken seçimin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Eroğlu, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, ‘erken seçimin düşünülmemesi, geniş tabanlı bir hükümetin kurulmasının tercihleri olduğunu’ söylediğinin hatırlatılması üzerine, “Bizler de Kıbrıs’ta bir hükümet arayışı içerisindeyiz. Ama bu hükümet kurulamazsa alternatiflerden bir tanesi de erken seçimdir. Seçime başvurma mecburiyetinde kalırsak elbette erken seçimden kaçınılmaz.” diye konuştu. Eroğlu, CTP lideri Mehmet Ali Talat’ın, “Ocak ortasında seçim olsun” sözlerine katılıp katılmadığının sorulması üzerine de, “Hükümeti kurma çalışmasını başlatmak üzere sadece kendilerine bu görev verilsin, hükümeti kuramazsa erken seçime derhal gidilsin istiyor. Anayasaya diğer partilere de hükümeti kurmak için görev verilmesini emrediyor. Dolayısıyla, o konu, o noktaya gelirsek değerlendirilecektir.” dedi. Lefkoşa, Cihan
26.12.2003
Rum lider Papadopulos: Plan ne imzaya, ne referanduma hazır
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Annan Planı’nda birçok konunun netleşmediğini belirterek, planın imzaya ve referanduma hazır olmadığını söyledi. Papadopulos, Haravgi gazetesine verdiği özel demeçte, “Diğer boşluklarının ötesinde, güvenlik ve Türk askerinin çekilmesi konusunu netleştirmediği için Annan Planı ne imzalanmak ne de referanduma sunulmak için hazır.” dedi. Rum lider, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması için BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a gönderdiği mektuba cevap almadığını ifade etti.
Papadopulos, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın, “güvenlik konusu Türkiye ve Yunanistan arasında halledilmesi gereken bir konu olduğunu” söylediğini hatırlatarak, güvenlik konusundaki anlaşmanın TBMM’den geçmesi gerektiğinin belirtilmesi üzerine, “Bu, Lahey’de ortaya koyduğum bir şarttı.” dedi.
‘Çözüm anahtarı Türkiye’de’
KKTC’de 14 Aralık’ta yapılan seçim sonuçlarını da değerlendiren Papadopulos, seçim prosedürünün, uluslararası alanda, KKTC’nin tanınması açısından bir adım olduğunu söyledi. Kıbrıs sorununun çözümünde anahtarın Türkiye’de olduğunu iddia eden Papadopulos, müzakerelerde, Denktaş yerine muhalefet partilerini tercih edeceklerini kaydetti. Papadopulos, Ankara’nın Kıbrıs konusunda hazırladığı planla ilgili bir soru üzerine, “Türk kaynaklarından edindiğimiz güvenilir bilgilerimize göre, devletin yapısı, ayrı egemenliğin elde edilmesi, iki ayrı devletin tam bağımsızlığı, ortak devletin sadece AB ile ilgili konularda sınırlı yetkilere sahip olması, Rumların kendi (Türk) bölgelerine dönmelerini arzu etmedikleri mülkler konusu ve Türkiye’nin garantileri konularıyla ilgili gözlemler üzerinde birleşiyor.” dedi. Rum lider, Türkiye’nin garantileri konusunu neden gündeme getirdiğini anlamanın güç olduğunu da savundu. Lefkoşa, aa
26.12.2003
S. Arabistan büyükelçisi: Biz de terör kurbanıyız
Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed El–Bassam, İstanbul’da gerçekleştirilen saldırıların iddiaların aksine İslami nitelik taşımadığını, yapanların da esas itibarıyla Müslüman olamayacağını söyledi. Basında ilk kez ZAMAN’a konuşan Suudi Arabistan'ın Ankara Büyükelçisi Muhammed El–Bassam, Türkiye ile Suudi Arabistan'ın terör mağduru iki dost Müslüman ülke olduğunu belirtti.
İstanbul ve Riyad saldırılarının yapısal olarak birbirini andırdığına dikkat çeken El–Bassam, “Delilleri görmediğimden bu konuda konuşmam doğru olmaz. Ancak, bir büyükelçi ve diplomat olarak şunu söyleyebilirim: İki eylemin ortak yönü, ikisinin de İslam ülkelerinde ve Müslüman imajına zarar vermeye dönük yapıldığıdır. Bunları yapanlar, İslam'a zarar vermek için bu olayları gerçekleştirmiştir.” ifadesini kullandı.
İslam’ın barış dini olduğunu ve terörü tasvip etmediğini vurgulayan Büyükelçi, “İslam dini, ehli kitap olarak tanımladığımız ve İslam ülkelerinde yaşamalarına müsaade edilen Hıristiyan ve Yahudilere karşı şiddete izin vermez. İstanbul’da yapılan terör, aslında İslam’a ve İslami değerleri tahribe yöneliktir. Bu saldırılarda Müslümanlar da hedef alınmıştır. Failler eğer Müslüman olduklarını iddia ediyorsa kesinlikle beyinleri yıkanmıştır.” şeklinde konuştu.
Terör örgütü militanlarının Selefi–Vahhabi kökenli olduğu iddialarını değerlendiren Suudi Büyükelçi, “Birtakım basın yayın organları bu tür terörist faaliyetlerin ardında ‘selefi örgütlenme’ olduğunu yazıyor. Selefi örgütlenmesi tabiri asıl itibarıyla yanlış bir tanımlama olarak göze çarpıyor. ‘Selef’ kelimesi ‘önceki’ anlamına geliyor. İslam inancında ‘Selefi’ tanımlaması sahabileri anlatmak ve onların yaşam biçimlerini yansıtmak manalarını içerir. Bunun terörist bir organizasyona ilham kaynağı olamayacağı da zaten böylece ortaya çıkar.” şeklinde konuştu. Selefi inancının sahabeler gibi, bidat olarak tanımlanan ve dinin aslından olmayan hurafe ve batıl inançların reddini içerdiğini ifade eden Büyükelçi El–Bassam, “Gerçek Selefiler, sahabeyi kendine örnek alan Kur’an toplumudur. Bu insanların terör eylemleri yapmalarına olanak yoktur. Yapanlar bu tür isimleri ancak kalkan olarak kullanıyorlardır. Çünkü bu, dinin yapısına terstir. Selefilik orta yolu emreder. Aşırılıkları yasaklar.” ifadelerini kullandı. Kamuoyundaki bazı yanlış algılamalara rağmen Türkiye ile Suudi Arabistan’ın ikili ilişkilerini ‘din, ekonomi ve dostluk çerçevesinde’ mükemmel olarak niteleyen Büyükelçi El–Bassam, “Birçok Türk firması Arabistan’da büyük ihaleler üstlenmiş durumda ve biz bundan mutluluk duyuyoruz. Yine, turizm aylarında Arap turistler, Türk turizmine katkıda bulunuyor. ” dedi.
‘Mekke’ye sadece uzaktan bakanların eleştirisi’
Suudi hükümetinin, ‘Peygamber Efendimiz’in (sav) evini tahrip ettiği ve çöplüğe çevirdiği’ iddialarını sert bir dille kınayan El–Bassam, “Suudi Arabistan, İslam’ın güzelliklerini hayatın her yanına yaymaya çalışan bir ülkedir. İslam eserlerine zarar vermek bir yana milyonlarca dolar harcayarak bu eserlerin bakımını yürütmektedir. Zaten devletimizin en büyük hedeflerinden birisi bu mukaddes beldenin korunması ve güzelleştirilmesidir. Doğrusu ben bazı Türk basın organlarında çıkan olumsuz yazıları hayretle izliyorum.” dedi. Suudi Arabistan’ın, Osmanlı eserlerini yok etmek niyetinde olmadığını ifade eden Büyükelçi El-Bassam, “Medine’deki Hicaz Tren İstasyonu onarıldı ve müze haline getirildi. Osmanlı döneminde yapılan camiler restorasyondan geçirildi. Hâlâ kullanıma açık ve Müslümanlar buralarda ibadetlerini yapıyor. Güya Suudi Arabistan’da Peygamber’in doğduğu ev çöplük haline gelmiş. Nereden çıkar bu kadar gerçek dışı bilgi anlayamıyorum. Kütüphane olarak kullanılan bina, gelen kitap sayısının artışı üzerine yeniden eski haline çevrilerek korunuyor. Harem sınırı içerisindeki tüm binalar kaldırılırken, Efendimiz’e hürmeten bu bina özellikle korunuyor.” dedi.
Hac döneminde 2,5 milyon insanın aynı anda ibadet ettiği dikkate alındığında, bu insanların oluşturduğu kirliliğin tamamen oratdan kaldırılamayacağına dikkat çeken Büyükelçi, “Eski bir fotoğrafla insanlar aldatılmaya çalışılıyor. Kabe ve çevresinde günümüzün en modern temizlik hizmeti veriliyor. Zaten hacca giden kardeşlerimiz bunun farkında. Sorun, bu tür yerlere gitmek gibi bir düşünce taşımayanların uzaktan bakarak yaptıkları yorumlarda.” ifadesini kullandı.
“Kutsal beldelerdeki otellerden şikayet edenlere seslenmek istiyorum, lütfen hacı adayları ile ya da diyanet yetkilileri ile görüşsünler.” diyen Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçi El-Bassam, “İnsanlar hâlâ kutsal mescitlere yakın mesken bulamamaktan şikayet ediyorken, bizim ne yapmamızı beklersiniz. Hacı adaylarımızın rahatı ve bunu sağlarken günün teknolojilerini kullanmamız da gayet doğal. Hacılar mescitlere yakın olmak istiyor.” şeklinde konuştu.
Salih Boztaş, Emre Demir
/ Ankara
26.12.2003
İntihar saldırısı abluka getirdi
İsrail’in başkenti Tel Aviv’de dün düzenlenen ve 5 kişinin ölümüne sebep olan intihar saldırısının ardından İsrail yönetimi Filistin’e tam abluka uygulama kararı aldı. İntihar saldırısı, İsrail’in dün Gazze’de bir İslami Cihad üyesi ile 4 sivili öldürmesinden sonra meydana geldi. Geha Caddesi’nde otobüs durağına yürüyen bir intihar komandosunun üzerindeki bombaları patlatarak gerçekleştirdiği saldırıda 15 kişi de yaralandı. Saldırının ardından 100’den fazla Filistinli tutuklandı.
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FHKC) üstlendiği saldırının ardından İsrail, Filistin topraklarını tam ablukaya aldı. Filistin Başbakanı Ahmet Kurey de, intihar saldırısıyla birlikte İsrail’in Gazze’ye düzenlediği hava saldırısını kınayarak, İsrail’den barış için ‘yol haritası’nın bir an önce uygulanmasını talep etti. İsrail hükümet sözcüsü ise Başbakan Ariel Şaron’un Kurey’le görüşmeye hazır olduğunu; ancak Filistin tarafının tereddüt içinde olduğunu savundu. FHKC, İsrail’in geçen hafta Nablus’ta 4 militanı öldürdüğü saldırıya ‘misilleme’ olan dünkü eylemi yine Nabluslu 18 yaşındaki Said Hanani’nin düzenlediğini açıkladı. Eylem, İsrail’de 4 Ekim sonraı ilk intihar saldırısı oldu. Dış Haberler Servisi
26.12.2003
Kardeş Bush’tan ilk ‘inanç cezaevi’
ABD Başkanı George Bush’un kardeşi, Cumhuriyetçi Partili Florida Valisi Jeb Bush, mahkumlara dini eğitim vererek bir daha suç işlenmesini engellemeyi planlıyor.
Bush, ‘inanca dayanan’ ilk hapishane uygulamasını dün başlattı. 800 mahkumun yer aldığı hapishane inanca dayalı bir enstitü haline getirilecek. Bush’un destek verdiği ‘Lawtey Düzeltme Enstitüsü’ adlı hapishanede “dini eğitim, koro çalışması, dini danışma ve diğer ruhani faaliyetlere” her gün yer verilecek. Katılım gönüllülük esasına dayalı olacak; mahkumlar başka cezaevine nakil isteyebilecek. Washington, aa
26.12.2003
Roketli saldırılar, Bağdat elçiliğimizi de vurdu
Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’ne dün roketli saldırı düzenlendi. Saldırıda ölen ya da yaralanan olmazken, binada küçük hasarlar oluştu. ABD karargahlarının yanı sıra İran ve Almanya elçiliklerinin de hedef olduğu roket saldırılarında Türk elçiliğinin bizzat hedef alınıp alınmadığını bilmediklerini belirten Bağdat Büyükelçisi Osman Paksüt, elçiliğin yeterince korunduğunu; ancak riskin sürdüğünü vurguladı.
Dün ayrıca elçiliğimiz yakınlarındaki bir bomba etkisiz hale getirildi. Bu arada Iraklı Sünni Araplar, Türkmenler ve Kürtler, ‘Danışma Şurası’ kurdu. Şuranın seçeceği 70 kişilik komite, geçici meclis seçimlerinde izlenecek tutumu belirleyecek. Bağdat, Cihan
26.12.2003
Dış politikada ‘en zor yıl’ masaya yatırılıyor
Türkiye’nin AB’ye katılımı yönünde ‘en kritik’ kararın alınacağı 2004 yılında izlenecek politika Ankara’da masaya yatırılıyor. Dışişleri Bakanlığı tarafından kritik dönemlerde yapılan toplu istişare toplantılarına merkez teşkilatı temsilcileri yanı sıra AB üyesi ülkelerdeki 15 Türk büyükelçisi, BM ve AB daimi temsilcisi ve Lefkoşa elçisi katılıyor.
Edinilen bilgilere göre görüşmelerde, Türkiye’nin 2004 yılında izleyeceği AB politikası, reforma ihtiyaç duyulan hususlar, AB ülkelerinin Türkiye’ye ve uygulamalara dönük tavrı gündeme geldi. İstişarelerde, “2004, Türk dış politikası için ciddi anlamda yorucu bir yıl olacak.” değerlendirmesi yapıldı. Diplomatlar, 2004 sonunda müzakere tarihi alınması için ne gibi çalışmalar gerektiği konusunu tartıştı. Elçilerin söz alarak kendi ülkelerinde Türkiye yanlısı ve karşıtı durumları izah ettiği toplantıda Kıbrıs’ın Türkiye’nin üyelik sürecine etkisi de etraflıca ele alındı ve “Kıbrıs sorununun çözümünün Türkiye’nin üyelik sürecini kolaylaştıracağı kanaati” ortaya kondu.
Büyükelçiler daha sonra Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Çankaya Köşkü’nde kabul edildi. Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal başkanlığındaki istişare toplantısının ikinci bölümü bugün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül başkanlığında gerçekleşecek. Büyükelçiler, ardından istişare sonuçlarını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunacak. Salih Boztaş, Ankara
26.12.2003
Moskova, Bakü’ye de doğalgaz satacak
Türkiye başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesine doğalgaz satan Rusya, müşterilerinin arasına, zengin enerji kaynaklarına sahip olan Azerbaycan’ı da dahil etti.
Bütün hisseleri Gazprom enerji şirketinin elinde bulunan Gazexport ile Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi arasında, Rus gazının satışına dair 5 yıllık bir anlaşma imzalandı. Gazexport Başkanı Aleksandr Medvedev ile Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi Başkanı Natık Aliyev tarafından imzalanan anlaşmanın 1 Ocak 2004’te yürürlüğe gireceği bildirildi. Anlaşmaya göre Rusya’dan yılda 4 milyar metreküp doğalgaz alacak Azerbaycan, 2006’dan itibaren zengin bir rezerve sahip olduğu belirtilen Şah Deniz yataklarından da gaz çıkartmaya başlayacak. Yıllık doğalğaz ihtiyacı 7-8 milyar metreküp olan Azerbaycan’ın Rusya’dan alacağı gazın bir miktarını Türkiye’ye satmak istediği belirtiliyor. Mirza Çetinkaya, Moskova