Otomobil vergilerindeki çarpıklık son dakika önergesiyle giderildi
Hükümetin IMF ile sürdürülen ekonomik program çerçevesinde gündeme getirdiği bazı vergi kanunlarını yeniden düzenleyen tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kabul edildi. Otomobillerde ağırlık yerine silindir hacminin esas alınmasını öngören Motorlu Taşıtlar Vergisi miktarları Meclis'te yeniden düzenlendi. Otomobil vergilerini silindir hacmine göre belirlemenin adaletsizliğe yol açtığı yönünde eleştirilere cevap veren Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, kasko bedeline göre vergi almayı düşündüklerini, ancak bu sistemi uygulamanın zor olduğunu savundu. CHP'li Oğuz Oyan, 62 milyar liraya satılan BMW ile 11 milyar liraya satılan Lada Samara marka otomobilin aynı vergiyi ödediğini belirterek, vergilendirme sisteminde kasko bedelinin esas alınmasını istedi.
Tasarı ilk çıktığı şekliyle TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na gelmiş, burada kısmen değişiklikle Meclis Genel Kurulu’na götürülmüştü. Tasarı, Genel Kurul’da da Motorlu Taşıtlar Vergisi tutarlarıyla ilgili olarak önemli değişiklikler geçirerek kabul edildi. Tasarının ilk şekline göre yapılan değişiklik ile 1600 cc ve 1800 cc motor hacmine sahip otomobillerin arasında yeni bir kategori oluşturularak vergi oranlarında düşüşler sağlandı. Yeni değişiklik ile büyük hacimli motorlar ve 12 yaş üzerindeki arabalardaki vergiler üçte bire kadar indirildi. 2004 yılında 1-3 yaş arası otomobillerde en düşük Motorlu Taşıtlar Vergisi 250 milyon, en yüksek vergi ise 9 milyar 500 milyon lira olacak.
Silindir hacimleri 1300 cc ve aşağısı, 1301-1600 cc, 1601-1800, 1801-2000 cc, 2001-2500 cc, 2501-3000 cc, 3001-3500 cc, 3501-4000 cc 4001 cc ve yukarısı olarak 9 farklı grupta derecelendirilecek. Ayrıca, minibüs, otobüs gibi araçlarda vergilendirmede kriter olarak istiap haddi uygulamasına son verilerek, yerine taşıtların teknik belgelerindeki azami toplam ağırlık kriteri getirilecek.
Taşıtların yaşının belirlenmesinde, tescil belgesinde yazılı olan model yılında bir yaşında olduğu kabul edilerek, buna göre vergilendirilecek. Tasarıyla motosikletler için de Motorlu Taşıt Vergisi ödeme zorunluluğu getirildi. Motosikletler 2004 yılının Nisan ve Temmuz aylarında Motorlu Taşıt vergilerini ödeyecekler.
Kurumların 2004 yılı kazançlarının vergilendirilmesinde uygulanan Kurumlar Vergisi oranı yüzde 33 olarak uygulanacak. Özel hesap dönemine tabi kurumlar, 2004 yılında sona eren hesap dönemlerinin Kurumlar Vergisi tutarını, bu oranı kullanarak hesaplayacaklar. Bu kurumların geçici vergilerinin hesaplanmasında da bu oran uygulanacak.
Yeni düzenlemeler kapsamında, konutlara ait Çevre Temizlik Vergisi’nin, su faturasıyla tahsil edilmesi sağlanacak. Yapılan düzenleme ile ayrıca büyükşehir belediyesine dahil bulunmayan belediyelerin sınırları ve mücavir alanları içinde bulunan binaları kullananlardan su tüketim bedeli üzerinden alınmakta olan Çevre Temizlik Vergisi kaldırılıyor.
Tasarı ile cep telefonlarından alınan eğitime katkı payı ve Özel İşlem Vergisi kaldırılırken, bu hizmetler için alınan yüzde 25 oranındaki Özel İletişim Vergisi uygulaması devam edecek. Kablo ve uydu platformundan yayın hizmetleri ise yüzde 15 oranında Özel İletişim Vergisi’ne tabi olacak. Böylece kablo TV ve Digitürk aboneleri her ay yüzde 15 oranında Özel İletişim Vergisi ödeyecekler. Bakanlar Kurulu, yüzde 25 oranını yüzde 10’a indirmeye ve kanuni oran kadar artırmaya, yüzde 15 oranını ise yüzde 10’a kadar indirmeye ve yüzde 25’e kadar artırmaya yetkili olacak. Cep telefonu aboneliğinin ilk tesisinde 20 milyon lira ayrıca Özel İletişim Vergisi alınacak.
Gıda bankaları vergiden muaf
Serbest bölgelerde ifa edilen hizmetlerin KDV’den müstesna tutulmasına devam edilecek. Deniz ve hava taşıma araçları için verilen hizmetler, gümrüklü sahada olup olmadığına bakılmaksızın kısmi istisna kapsamına alınacak. Hurda ve atık teslimleri kısmi istisna kapsamında değerlendirilecek. Komisyonda AK Parti Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül’ün verdiği bir önerge ile “fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığı’nca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda maddelerinin teslimi ve maliyet bedeli, KDV ve Gelir Vergisi’nden muaf tutuldu.
Akgül, önergesinde gıda bankacılığını, “ihtiyaç sahiplerine doğrudan ulaştırmak üzere hayırseverler tarafından bağışlanan gıda ve benzeri ürünlerin belirli yönetmelik ve standartlarda depolayan ve bu ürünleri doğrudan veya insani yardım kuruluşları vasıtasıyla gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştıran çeşitli programlar/kuruluşlar’’ olarak tanımladı.
Ömer Şahin, Ankara
|