Kalpazanlar, ucuz balığa estetik yaparak beş katı fiyata satıyor
Türkiye'de yeni bir kalpazanlık türü ortaya çıktı. Bazı balıkçıların, fiyatı 5 milyon lira civarında olan ot barbununu, çini mürekkebi dökülmüş kaynar suya atarak, 25-30 milyonluk kaya barbununa dönüştürdükleri tespit edildi. Balık kalpazanları, ucuz balığı lüks balık diye satıyor.
Sahte para ve bilet olaylarına sık rastlanan Türkiye'de şimdi de balık kalpazanlığı yaşanmaya başladı. Bazı balıkçıların ucuz balıkları, pahalıya satılan balığa dönüştürmek için makyajla boyadıkları belirlendi. Aynı kişilerin, ucuz fiyata satılan taze balığın gözlerini, bayatlamış pahalı balıklara yerleştirdikleri ve bayat balıkları taze diye sattıkları tespit edildi.
İzmir'de kilosu 10 milyon liraya satılan normal barbun balığını çini mürekkebiyle boyayıp 30 milyon lira değerindeki kaya barbununa dönüştüren iki balıkçı yakalandı. Balıkçılara, Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'ne aykırılıktan 4 milyar 600 milyon lira, 1380 sayılı Gıda Kanunu'na muhalefetten ise 346 milyon lira para cezası kesildi. Boyalı balıkların muayanelerinde ise sağlığa zararlı maddeler tespit edildi.
Balık kalpazanlığı özellikle barbun balığında yapılıyor. Piyasada iki tür barbun bulunuyor: Ot barbunu ve kaya barbunu. Ot barbununun fiyatı 5 ile 10 milyon lira arasında. Fiyatı 30 milyon lira civarında olan Kaya barbunu ise lüks balık statüsünde. Bazı balıkçılar, büyük bir varili su ile doldurup içine birkaç damla çini mürekkebi, soğan kabuğu ya da fıstık boyası atıp kaynatıyor. Daha sonra ot barbununu boyalı suyun içine döküp bir müddet bekletiyorlar. Balıkların rengi bir süre sonra kırmızı renkli kaya barbununa dönüşüyor. Uyanık balıkçılar, boyadıkları ot barbununu kaya barbunu diye tezgahlarda satıyor.
İzmir Tarım İl Müdürlüğü Kontrol Şubesi’ne geçen aylarda bir balıkçı tarafından ihbar yapıldı. Ucuz balıkların boyanıp pahalıya satıldığı şeklindeki ihbar üzerine Kontrol Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Zabıta ekiplerinden destek alan denetim elemanları, Kemeraltı’nda iki balıkçıya baskın yaptı. Yapılan kontrollerde denetim elemanlarını bile şaşırtan gerçek ortaya çıktı: Balıkçıların, kilosu 10 milyon liradan satılan normal barbun balığını kırmızı renkli çini mürekkebiyle boyayıp 30 milyon liraya satılan kaya barbununa çevirdiği tespit edildi. Kontrol Şube Müdürlüğü laboratuvarında yapılan incelemede balıkları boyamada kullanılan maddelerin sağlığa zararlı olduğu tespit edildi. Bunun üzerine balıkçılar hakkında Tarım İl Müdürlüğü ekipleri tarafından Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’ne aykırılıktan 4 milyar 600 milyon lira, 1380 sayılı Gıda Kanunu’na muhalefetten ise 346 milyon lira para cezası kesildi.
Su Ürünleri Derneği (SU-DER) Başkanı Dr. Osman Tatar ise bayat balıkların kulaklarının fırçayla boyanıp gözlerinin bıçakla çıkarılıp pahalı balıklara takıldığı duyumlarının kendilerine de geldiğini bildirdi. Tatar, zabıta ekiplerinin konusunda uzman olmamalarından dolayı balıkçıların tam olarak denetlenemediğini dile getirdi. Tatar, balık hallerindeki denetimlerin sağlıklı olabilmesi için zabıta ekiplerinin yanında su ürünleri uzmanının da olması gerektiğini vurguladı.
Balık hallerindeki esnaf da sahtecilikten şikayetçi. Yıllardır İzmir Balık Hali’nde balık satan Ahmet Balkır, hileye başvuran kişilerle rekabette zorlandıklarını söyledi. Balkır, boyanmış ve estetik yapılmış balıkları devamlı balık alan kişilerin fark edebileceğini, ara sıra alan kişilerin fark etmesinin zor olduğunu belirtti. Balkır, vatandaşları sahtecilik konusunda uyardı. İzmir’de 25 yıldır balık lokantası işleten İbrahim İmdat, balıktaki estetik ve boyamaya karşı birçok noktaya dikkat ettiklerini söyledi. İmdat, balık alırken “gözlerinin parlak, solungaçlarının kırmızı ve etinin yumuşak olmasına’ dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. İzmir Barosu avukatlarından Resmiye Barlas Törün, sahtelikle karşılaşan bir kişinin satıcısı hakkında tazminat davası açabileceğini bildirdi.
Bayat balık nasıl taze oluyor?
Balıkçıların verdiği bilgiye göre; balık türleri içinde boyama, barbunlar üzerinde oluyor. Barbunlar ot ve kaya barbunu diye ikiye ayrılıyor. Ot barbununun fiyatı 5 ile 10, kaya barbununki ise 25-30 milyon lira arasında. Balık boyanırken büyük bir varili su ile doldurup içine birkaç damla çini mürekkebi ya da fıstık boyası dökülüyor. Varile atılan ot barbununun rengi bir süre sonra rengi kırmızı olan kaya barbununa benziyor. Fiyatı pahalı ama bayatlamış balıkları taze göstermek için balıklar üzerinde estetik yapılıp boyanıyor. Kırlangıç, sargoz, sarpa gibi ucuz ve taze balıkların gözleri göz hanelerinden bıçakla çıkartılıyor. Lahos, trança, sinarit gibi pahalı ama bayatlamış balıkların gözleri yine bıçakla çıkartılıyor. Ucuz balıkların cam gibi parlak gözleri pahalı balıkların göz hanelerine yerleştiriliyor. Yine bayatlamış ve solungaçları beyazlamış balıkların solungaçları fırçayla kırmızıya boyanıyor.
İsa Sezen
/ İzmir
26.12.2003
Köşe yazarı ve reklam uzmanı Atıf hoca dekan oldu
CNN Türk'te televizyon programı yapan, Hürriyet Gazetesi’nde ise köşe yazarı olan Prof. Dr. Ali Atıf Bir, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'ne dekan olarak atandı. Prof. Dr. Zekeriya Beyaz'dan boşalan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığı'na ise Prof. Dr. Mustafa Fayda getirildi.
Prof. Dr. Erdoğan Teziç'in YÖK Başkanlığı'na atanmasından sonra boşalan Galatasaray Üniversitesi Rektör Vekilliği’ne ünlü avukat ve üniversitenin Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Duygun Yarsuvat atanırken, Çankaya Üniversitesi Rektör Vekilliği’ne ise Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı Prof. Dr. Ziya Aktaş getirildi.
Prof. Dr. Erdoğan Teziç başkanlığında toplanan Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 17 üniversitenin 36 fakültesine yeni dekan atadı. İletişim ve reklamcılık sektöründe ‘Atıf Hoca' olarak tanınan ve farklı kişiliği ile bilinen Prof. Dr. Ali Atıf Bir, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı oldu. Bir, bir dönem reyting hakemi olarak görev yaparken, halen Hürriyet Gazetesi'nde ‘Atıf Hoca'nın Not Defteri' adlı köşesinde reklam odaklı yazılar yazıyor, CNN Türk'te de ‘Atıf Hoca ile Reklam ve Rekabet' adlı bir program yapıyor.
Öte yandan 1 Aralık 2000 ile 1 Aralık 2003 tarihleri arasında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanlığı yapan ve 3 yıllık görev süresi dolan Prof. Dr. Zekeriya Beyaz'ın yerine ise 1 Aralık'tan itibaren dekan vekilliği yapan Prof. Dr. Mustafa Fayda getirildi. Yeni görevine atanan Prof. Dr. Fayda, “Allah utandırmasın" diyerek başarılı olmak için çalışacağını söyledi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. E. Tümer Çorapçıoğlu'nun dekanlığı 3 yıl daha uzatılırken, Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Dekanlığı'na Prof. Dr. Duran Altıparmak, Eczacılık Fakültesi'ne Prof. Dr. Mustafa Fethi Şahin, Dokuz Eylül Tıp Fakültesi'ne ise Prof. Dr. Ayşe Şebnem Özkan getirildi. İbrahim Asalıoğlu, Ankara
26.12.2003
Basın Konseyi, BM’ye danışman oldu
Basın Konseyi, Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatı tarafından “Danışman Sivil Toplum Kuruluşu” olarak kabul edildi. Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, söz konusu kararın 16 Aralık 2003 tarihinde New York’ta toplanan BM Sivil Toplum Örgütleri Komitesi tarafından alındığını söyledi.
Bu kararın Türkiye’deki meslek kuruluşları arasında olduğu gibi dünyadaki tüm basın konseyleri arasında da bir ilk olduğunu vurgulayan Ekşi, “Bu, bir sivil toplum kuruluşu için en itibarlı konumdur.’’ diye konuştu. Ekşi, kararın Basın Konseyi’yle ilgili meşruiyet tartışmalarının da önüne geçtiğini kaydetti. BM tarafından “Özel Danışman Örgüt Statüsü” verilen Basın Konseyi, bundan böyle BM’nin düzenlediği toplantılara veya kendi bünyesinde karar almak için yaptığı görüşmelere gözlemci sıfatıyla katılabilecek. Düzenlenen konferans ve toplantılarda yazılı veya sözlü olarak görüşlerini ifade edebilecek. Ali Tiril, İstanbul
26.12.2003
Antalya’yı sel aldı: 7 kayıp
Antalya'da üç gündür devam eden fırtına ve şiddetli yağış hayatı felç etti. Aşırı yağışlar yüzünden taşan derelerde sele kapılan 7 kişi kayboldu. Akdamlar köyü ile, 4 köprünün göçmesi sebebiyle ulaşım sağlanamazken, civarındaki su bentleri de çökme tehlikesi ile karşı karşıya. Bentlerin yıkılması durumunda tüm bölgenin su altında kalabileceği belirtiliyor.
Bölgede, sel yüzünden çok sayıda ev, işyeri ve turistlik tesis sular altında kalırken, bazı otellerin yılbaşı rezervasyonlarını iptal ettiği öğrenildi. Fırtınanın elektrik tellerini koparması nedeniyle de bazı semtlere elektrik verilmedi. Çok sayıda vatandaş sel suları sebebiyle evlerinde mahsur kaldı, itfaiye ekipleri kurtarma çalışması başlattı. Bölgeye ulaşan kurtarma ekibi, Akdamlar’da evini su basan ve 4 çocuğuyla çatıya sığınan anne ve çocuklarını, eve halat gererek kurtardı. Kurtarma operasyonu sırasında bir dozer devrilirken, dozer operatörü ile birlikte bir itfaiye eri ve kurtarılmaya çalışılan bir çocuk sel sularına kapılarak kayboldu. İfaiye eri daha sonra kendi imkanlarıyla kurtuldu. Sel sularına kapılan merkeze bağlı Doyran beldesinde 3 kişilik Negiz ailesi ile Karatepe beldesinde 2 kişinin kayıp olduğu bildirildi. Kaybolanları arama çalışmaları sürüyor. Serasındaki sel suyunu tahliye etmeye çalışan bir çiftçi ise, elektrik akımına kapılarak öldü.
Kemer’e bağlı Kuzdere köyünde ise 5 ev ve işyeri sel sularının etkisiyle yıkıldı. Sel ihtimaline karşılık Kuzdere köyü Cumhuriyet Mahallesi’ndeki evler boşaltılırken, Kemer ilçesindeki Ağva Deresi’nin geçtiği Kuzdere Köprüsü de sel suları altında kaldı. Yeni yapılan Çamyuva Köprüsü yıkıldı. DSİ ve belediyeye ait iş makineleri taşan derenin önünü kesebilmek için yoğun çaba harcıyor. Bölgeye çok sayıda kepçe, dozer ve kamyon sevk edildi. İlçede devam eden fırtına sebebiyle çok sayıda işyerinin camı kırılırken ilçe halkının korkulu bekleyişi sürüyor. Ayrıca ilçede bulunan 5 ekmek fabrikasından 4’ünün ilçe merkeziyle irtibatı kesilen Kuzdere köyünde bulunması sıkıntıya yol açtı.
Antalya Valisi Alaaddin Yüksel, Kemer'deki Ağva Deresi'nin en yüksek su oranına 350 metreküp ile 1972'de ulaştığını, bugün ise dereden geçen su miktarının 995 metreküp olarak gerçekleştiğini belirterek, “Antalya'da nasıl bir afetle karşı karşıya olduğumuzu bu rakamlar ortaya koyuyor.” dedi. Vali Yüksel, sadece dün kent merkezine düşen yağış miktarının metrekareye 359,1 kilogram olduğunu açıkladı.
Meteoroloji Bölge Müdürü Mehmet Arandı, Antalya’yı üç gündür etkisi altına alan fırtına ve yağmurun Manavgat ve Alanya ilçelerine kayacağı uyarısında bulunarak, “Bölgemizde hâlen yağış etkili, risk devam ediyor.” dedi. Fırtınanın en çok Antalya kent merkezinde etkili olduğunu belirten Arandı, rüzgarın saattte 88 kilometre hızla estiğini bildirdi. Şiddetli fırtınayla birlikte denizin kabarması yüzünden dalgalar, Konyaaltı Plajı’nın dar olduğu kesimlerde plajı aşarak, Akdeniz Bulvarı’na kadar ulaştı. Dalgaların yola attığı çakıl ve taşlar nedeniyle Akdeniz Bulvarı’nda ulaşım güçlükle sağlanıyor. Arandı, fırtınanın yağmur bulutlarını Toroslar’a kadar sürükleyip, dağ yamaçlarına yaslayarak bu bölgelerde etkili yağışlara neden olduğunu söyledi.
Yaylalardaki yoğun yağış ve yine bu bölgelere önceki gece yağan dolunun erimesi sonucu akarsulara çok miktarda su geldiğini açıklayan Arandı, bu yüzden Kemer’deki Ağva Deresi’nde saniyede 220 metreküp su aktığını kaydetti. Antalya Köy Hizmetleri İl Müdürü Hüseyin Bengü, yağış nedeniyle Hacısekiler, Akdamlar, Geyikbayırı, Çağlarca, Yarbaş Çandır ile Çitdibi köy yollarının sular altında kalması ve su yüksekliğinin 1 metreden fazla olması nedeniyle köylerin Antalya ile bağlantısının kesildiğini bildirdi.
Ağaçlandırma sahasında yangın çıktı
Antalya şiddetli yağmur ve fırtınaya teslim olurken, Gazipaşa ilçesine bağlı Hasdere köyü yakınındaki ormanlık alanda ise yangın çıktı. Hasdere köyü yakınlarındaki yangın, itfaiye, vatandaş, asker ve orman işçilerinin çalışmaları sonucu kontrol altına alındı. Bozuk ormanların çam ormanına dönüştürülmesi çalışmaları kapsamında oluşturulan orman alanındaki yangının, N.T. (66) adlı vatandaşın, bahçesindeki çalı çırpıyı, ısınmak için yaktığı sırada çıktığı belirlendi. 5 hektar alanda etkili olan yangın söndürülürken N.T. de gözaltına alındı.
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesine bağlı köy okulundaki yangında yaralanan ve hastanede hayatını kaybeden öğretmen Burçin Uysal'ın alevler arasında gördüğü öğrencisini kurtarmak isterken hayatını feda ettiği belirlendi. Olay anını anlatan köylüler, “Burçin öğretmen Okan’a sarılmış cayır cayır yanıyordu.” dedi.
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesine bağlı Ortadirek köyü, önceki gün meydana gelen yangın faciasının hüznünü yaşıyor. 159 öğrencinin okuduğu, 3 öğretmenin görev yaptığı Ortadirek Köyü Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okulu'nda acı bir olay yaşandı. Her sabah öğrencilerine sıcak ortam hazırlamak için erkenden köye giden ve sobayı yakan öğretmenlere, o gün ilköğretim 4. sınıf öğrencisi Okan Kömürcü (10) yardım etmek istedi. Tineri sobaya döken Kömürcü'nün alevler arasında kaldığını gören öğretmen Burçin Uysal, öğrencileri sınıftan boşaltmaya çalışırken, kendisini öğrencisinin üzerine attı. Alevlerin Burçin öğretmeni de sarması üzerine, diğer öğretmen Aysun Karalar, üzerindeki kabanı çıkarıp eline alarak yanan arkadaşını ve öğrencisini kurtarmak için alevlerin arasına daldı. Öğretmen Elif Tezcan da diğer sınıfta bulunan pencerenin camını kırarak öğrencileri okuldan tahliye etti.
Kurtarılan 2 öğretmen ve 3 öğrenci, Doğubayazıt Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken, durumları ağır olan öğretmenler Aysun Karalar, Burçin Uysal ve öğrenci Okan Kömürcü, Van 100. Yıl Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Yanıkları ciddi olan 3 yaralı, 2. Ordu Komutanlığı'nca helikopterle Diyarbakır'a sevk edilecekleri esnada minik Okan helikopter pistinde hayatını kaybetti. Aysun ve Burçin öğretmen Diyarbakır'a sevk edilirken, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in girişimleriyle Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan temin edilen ambulans uçakla Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ne (GATA) kaldırıldı. Burçin öğretmen, dün hayatını kaybederken, durumu ağır olan Aysun Karalar'ın tedavisi sürüyor. Şoka giren Elif Tezcan ise psikolojik tedavi görmeye başladı.
Köylülerden Süleyman Kömürcü olay anını şöyle anlattı: “Alevler çıkmaya başlayınca okula koştum. Burçin öğretmen Okan’a sarılmış alev alev yanıyordu. Aysun hoca da yanıyordu. Öğrenciler camlardaki tel örgülerden dolayı çıkamıyorlardı. Bir yandan yananları kurtarırken diğer yandan camları kırıp çocukların dışarı çıkmasını sağladık.”
Doğubayazıt'a 10 km. uzaklıktaki Ortadirek köyüne, sınıf öğretmeni olarak ilk ataması yapılan Burçin Uysal (24), Mart 2002'de göreve başladı. 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji Öğretmenliği mezunu olan Uysal, meslektaşı Aysun Kayalar (23) ile Doğubayazıt'ta bir otel odasını paylaşıyordu. Lojmanın sağlıklı olmamasından dolayı otelde kalan genç öğretmenler, alışık olmadıkları köy ortamına kısa sürede uyum sağlamıştı. Burçin öğretmenin ölüm haberinin köye gelmesi üzerine, veli ve öğrenciler gözyaşlarına hakim olamadı. Doğubayazıt Kaymakamı Nurullah Çakır, “Burçin öğretmenimizi manevi olarak yaşatmak için gereken ne varsa yapılacaktır. Ortada büyük bir fedakarlık örneği bulunmaktadır. Öğretmenlerimizin heykellerini yaptırmayı ve ilçemize yerleştirmeyi düşünüyoruz.” dedi.
Ölen Okan Kömürcü'nün cenazesi köyünde toprağa verildi. Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Okan Kömürcü'nün babasını telefonla arayıp taziyelerini iletti.
Orhan Akkurt
/ Ağrı, Cihan
26.12.2003
Teziç: Hükümetle sürtüşme istemiyoruz
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Yükseköğretim Yasa Taslağı konusunda hükümetle sürtüşme istemediklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in YÖK Başkanlığı’na atadığı Teziç, atanmasından sonraki ilk YÖK Genel Kurulu’nu dün topladı.
Toplantıda Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) alt komisyonunun hazırladığı Yükseköğretim Yasa Taslağı ele alındı. YÖK üyeleri Teziç’in başkanlığında öğleden sonra Anıtkabir’e giderek Atatürk’ün mozolesine çelenk koydu. ÜAK’nın hazırladığı taslağın rektörler, ÜAK üyeleri ve öğrenci konsey başkanlarına gönderildiğini belirten Teziç, “Böyle bir yelpaze içerisinde taslak üzerinde görüşlerimizi ortaya koyup nihai metne çok kısa süre içerisinde dönüştürmeyi hedefliyoruz.” dedi. Taslak metnin gerekçelerinin yazılmasının hükümet açısından da zaman kaybını önleyeceğini dile getiren Teziç, metnin netleşmesinden sonra kamuoyuna açıklanabileceğini söyledi. Teziç, anayasa değişikliği gerektirmeyecek şekilde taslağı hazırlayacaklarını söyledi.
Fransa Cumhurbaşkanı’nın laiklik konuşmasının neden üyelere dağıtıldığının sorulması üzerine ise Teziç, türban ve laiklik konusunun ‘şu andaki konuları’ olmadığını söyledi. “Bu konu yargı organlarınca, hatta uluslararası yargı makamlarınca çözülmüş bir konudur.” diyen Teziç, kendilerinin, hükümetin ve Cumhurbaşkanı’nın yargı kararlarına uymaktan başka bir sorumluluğu olmadığını kaydetti. İbrahim Asalıoğlu, Ankara
26.12.2003
Laila yıkıldı Reina ayakta!
İstanbul Boğazı'nın iki ünlü gece kulübünden Laila'nın imara aykırı yapıldığı tespit edilen üst kapalı mekanları yıkılırken, komşusu Reina'nın deniz dolgusu yıkılamadı. Reina'nın denizde işgal ettiği 140 metrekerarelik dolgu alan yerini koruyor. Laila, sadece yaz aylarında 90 gün açık kalırken, Reina kapalı restoranlarıyla yıl boyu hizmet veriyor.
İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Şube Müdürlüğü Teknik Şube ekipleri, 19 Temmuz 2003'te, Reina'da ölçüm yapmış ve kulübün Boğaz'dan 140 metrekarelik alan işgal ettiğini tutanaklara geçirmişti. Milli Emlak ekipleri bir önceki denetimde ise Reina'nın kaçak deniz dolgusunu 69 metrekare olarak ölçmüştü. Yıkılmadığı için 69'dan 140 metrekareye çıkan Reina'da kaçak dolgu tespitini yapan Milli Emlak, dolguyu Boğaz öngörünümünden sorumlu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Boğaziçi İmar Müdürlüğü'ne bildiriyor. Yıkımlar Boğaziçi İmar Müdürlüğü ekiplerince yapılıyor. Milli Emlak ekipleri Reina'yla birlikte ölçüm yaptıkları Laila'da denize dolgu olmadığını tespit etmişti. Boğaz kıyısındaki bazı mekanların Boğaz öngörünümünü bozduğu gerekçesiyle geçtiğimiz temmuzda yıkıldıktan sonra, Boğaziçi İmar Müdürü Ruşen Serdaroğlu, kimliği belirsiz kişilerin silahlı saldırısına uğramış ve yaralanmıştı.
İbrahim Balta
/ İstanbul
26.12.2003
Nejat Daş, cezasını çektikten sonra iade edilebilecek
İspanya’da 3 gün önce 70 kilo eroinle yakalanan Nejat Daş’ın bu olaydan yargılanıp cezasını çektikten sonra Türkiye’ye iadesinin söz konusu olabileceği bildirildi.
Emniyet Genel Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, uyuşturucu kaçakçısı Nejat Daş ile birlikte uyruğu açıklanmayan 3 kişinin daha yakalandığı kaydedildi. Yetkililer, Türkiye'nin Nejat Daş ile ilgili iade talebi bulunduğunu hatırlatarak, “Ancak, Daş yargılanıp son olayla ilgili cezasını çektikten sonra Türkiye'ye iadesi söz konusu olabilir.” dediler. Adı Akdeniz'in uluslararası sularında 3,1 ton uyuşturucu yüküyle batırılan ‘Kısmetim 1' ve 14 ton uyuşturucuyla ele geçirilen ‘Lucky S' gemileriyle anılan Nejat Daş, bu maddelerle ilgili yargılandığı İstanbul DGM'de getirildiği bir duruşmanın ardından firar etmişti. Daş hakkında kırmızı bültenle arama kararı çıkartılmış, İstanbul 1 No'lu DGM tarafından da gıyabında toplam 35 yıl 10 ay ağır hapis ve 1 trilyon 729 milyar lira ağır para cezasına çarptırılmıştı. Ankara, İstanbul, aa
26.12.2003
Hizbullah sanıkları da ‘pişman’ oldu
Hizbullah Davası sanıkları, “Topluma Kazandırma Yasası”ndan yararlanmak için ifade değiştirdi. Sanıklar, yasadan yararlanabilmek için Hizbullah terör örgütüne tehdit ve baskı altında girdiklerini dile getirdi.
Ankara 1 No’lu DGM’ce 3’ünün idam, 29'unun da 3 yıl ile 15 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldığı Hizbullah Davası, Yargıtay'ın bozma kararının ardından yeniden görülmeye başlandı. 4959 No’lu ‘Topluma Kazandırma Yasası'ndan yararlanmak isteyen sanıklardan Şehmus Alpsoy, örgüte 1992'de baskı ile girdiğini, öldürme olaylarıyla ilgisinin olmadığını savundu. Mahkeme duruşmayı erteledi. Ankara 1 No'lu DGM’nin 3 kişiyi idam, 29’unu da 3 ile 15 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırdığı dava, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nce bozulmuştu. Aykut Ceylan, Ankara
26.12.2003
El Kaide bağlantılı 500 kilo patlayıcı bulundu
El Kaide örgütünün Türkiye yapılanması içerisinde yer alan oluşum tarafından yeni eylemlerde kullanılmak üzere hazırlandığı belirtilen 500 kilogramın üzerinde yeni patlayıcı madde ele geçirildi.
Alınan bilgiye göre, İstanbul’da 15 ve 20 Kasım tarihlerindeki bombalı saldırıların ardından çalışmalarını sürdüren Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı birimler, Zeytinburnu, Ümraniye Dudullu ve Küçükçekmece Kanarya'da yaptığı operasyonlar sonucu 500 kilogramın üzerinde patlayıcı madde buldu. Yeni eylemlerde kullanılmak üzere hazırlandığı belirlenen patlayıcılar arasında ‘RDX’ adı verilen patlayıcı maddeye de rastlandığı öğrenildi. Gerçekleştirilen bu operasyonla, ileride yaşanabilecek muhtemel terör olaylarının da önüne geçilmiş olduğu kaydedildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün olayla ilgili olarak bugün geniş kapsamlı bir açıklama yapılması bekleniyor.
Bu arada İstanbul'daki terör saldırılarıyla ilgisi olduğundan şüphelenilen bir kişinin Azerbaycan sınır koruma birlikleri tarafından yakalandığı öğrenildi. Azerbaycan sınır koruma birlikleri komutanlığı, İran sınırında bir kişinin yakalandığını, ancak şüphelinin kimliğinin ve olayla ilgili ayrıntılı bilginin daha sonra açıklanacağını duyurdu. Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliği yetkilileri, ‘haberin doğru olması, şüphelinin olaylarla ilgisi bulunduğunun ve suçlu olduğunun anlaşılması’ durumunda iki ülke arasındaki ‘suçluların iadesi’ ve ‘adli yardımlaşma’ anlaşmaları çerçevesinde işbirliği yapılabileceğini kaydetti. İstanbul, Bakü, aa
26.12.2003
Terör paneli güvenlik gerekçesiyle iptal edildi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB), yılbaşı gecesi 250 bin kişinin katılımıyla 'Türkiye'nin bir terör ülkesi olmadığı' mesajını vermek için düzenleyeceği organizasyon güvenlik gerekçesiyle iptal edildi. "İstanbul Hepimizin" sloganı ile Taksim Meydanı'nda düzenlenmesi planlanan programa, pop starı Tarkan dahil, yaklaşık 50 sanatçı davet edilmişti.
İBB tarafından düzenlenecek organizasyon, bombalı eylemlerin ardından halkın moralini yükseltmek için gerçekleştirilecekti. Etkinlikleri canlı yayınlamak için ismi açıklanmayan 5 Alman televizyonu da sıraya girmişti. İstanbul Valisi Muammer Güler’in “Şurada patlama olacak, burada saldırı olacak diye bir durum yok. Önümüzdeki bir gün içinde çok önemli açıklamalar yapabileceğimiz bir çalışma var.” açıklamasının ardından Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah da “Her ülke yılbaşı nedeniyle bazı beklentiler içinde. Yılbaşı tedbirlerimizi alıyoruz.” dedi. Bu açıklamalar üzerine, belediye söz konusu organizasyonu iptal ettiğini duyurdu. Birol Aydın, İstanbul
26.12.2003
Gürbüz Çapan, Atatürk’e hakaretten mahkûm oldu
Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, Kars’ta yaptığı bir konuşmada Atatürk aleyhine sözler sarf ettiği gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis cezasına mahkum oldu.
Gürbüz Çapan, Kars’ta yerel bir kanalda yaptığı konuşmada “Mustafa Kemal, Dolmabahçe Sarayı’nın bahçesinde kız kovalarken, sizin atalarınız burada cumhuriyet kurdu.” demişti. Bu sözler üzerine hakkında Atatürk’e hakaretten dava açılan Çapan, yanlış anlaşıldığını, Atatürk’ün saraya damat olmak istediğini anlatmak istediğini söylemişti. Dava dün sonuçlandı. Mahkeme, Çapan’ı basın yoluyla Atatürk’e hakaretten 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Ceza, İnfaz Kanunu hükümleri gereğince ertelendi. Çapan’ın, cezayı temyiz hakkı bulunuyor. Sefer Hacıoğlu, Cevdet Altundaş, Kars
26.12.2003
Benin uçağı sahile çakıldı, 90 kişi öldü
Batı Afrika ülkesi Benin’in ticari başkenti Cotonou’dan Lübnan’a gitmek üzere havalandıktan sonra sahile düşen uçakta en az 90 kişi öldü.
Kazada ölenlerin çoğu Lübnanlı. Cotonou’daki görgü tanıkları ise kaza sonrası 35 kadar Lübnanlının kurtulduğunu söyledi. Beyrut’taki havaalanı yetkilileri, United Transit Airlines’a ait uçakta yaklaşık 140 kişinin bulunduğunu bildirdi. Boing 727 tipi uçaktaki yolcuların çoğunun Noel için Beyrut’a giden Lübnanlılar olduğu kaydedildi. Kaza sebebi henüz bilinmezken Lübnanlı yolcu yakınları fenalık geçirdi. Cotonou, aa, Cihan
26.12.2003
Çin’de doğalgaz patlaması: 191 ölü
Çin’in güneybatısındaki doğalgaz bölgesinde meydana gelen patlamada 191 kişi hayatını kaybetti. Çok sayıda kişi de yaralandı.
Patlama önceki gün sabah saatlerinde Kaişian ilçesindeki Çin Ulusal Petrol şirketine ait Çuandonbei doğalgaz sahasında meydana geldi. Siçuan Petrol İdaresi tarafından işletilen sahanın kapasitesinin yaklaşık 50-60 ton olduğu öğrenildi. Patlama sonucu, 30 metre kadar yükseğe sıkıştırılmış doğalgaz ve kükürtlü hidrojen yayıldı. Çinli yetkililer faciayı iki gün sonra duyurdu. Yaralıların dumandan zehirlendiği veya vücutlarında ağır yanıklar olduğu belirtildi. Patlamadan sonra 5 kilometrekare genişliğindeki bölgede oturanlar tahliye edildi. Sağlık, kurtarma, güvenlik ve ulaştırma ekiplerinin çalışmalarının şehrin üst düzey yöneticileri tarafından yönetildiği bildirildi. Pekin, aa
26.12.2003
19 yıldır hastanede yaşıyor
Antakya’da 20 yıl önce hayata gözlerini açan Mehmet Ali Karaman, 1 yaşında iken gittiği Adana’daki hastaneden bir daha evine dönemedi. İçtiği zehirli madde nedeniyle yemek borusu yanan Mehmet Ali, 19 yıldır aynı hastanede, aynı serviste şifa bulmaya çalışıyor.
6 çocuklu Fatma–Eyüp Karaman çiftinin oğlu Mehmet Ali’nin dramı 1984 yılında başladı. Bir yaşındayken Hatay’ın ünlü ‘gar sabunu’ yapımında kullanılan ve sutkostik denilen yakıcı maddeyi içen Mehmet Ali’yi ailesi Adana’da hastaneye yetiştirir. Önce Numune, daha sonra da Balcalı Hastanesi’nde tedavi edilmeye başlanan Mehmet Ali, dok-torların yoğun müdahalesi ile ya- şama döndürülür.
İkinci kez hayata gözlerini açan Mehmet Ali, o günden beri yaşamını hastanede geçiriyor. Eğitimi de hastanede verilen. genç hasta, gününün büyük bölümünü çizgi film ve dizi izleyerek geçiriyor. 20. yaşına da hastanede giren Mehmet Ali, çocuk cerrahi servisinde yatan diğer hastaların en büyüğü. Bu nedenle onlara ağabeylik yapıyor, hasta odalarını gezip hastalarla arkadaşlık kuruyor. Hastaneden çıkacağı günü ise iple çeken Mehmet Ali, en çok ailesini görememesine üzülüyor. Anne–babasını en son ne zaman gördüğünü hatırlamayan Mehmet Ali, hastaneden çıkacağı günü sabırsızlıkla bekliyor.
Fiziki olarak 9–10 yaşındaki bir çocuğu andıran, ancak zeka düzeyi 20 yaşıyla uyumlu olan Mehmet Ali, nefes borusundaki tahribattan dolayı boğazına geçirilen trakeostomi aleti sayesinde nefes alabiliyor. Koyu bir Galatasaray taraftarı olan Mehmet Ali, takımının posterini ve bayrağını da yatağının başucuna asmış.
Balcalı Hastanesi Gönüllüler Derneği 2. Başkanı Güngör Uysal, çocuk cerrahi servisinin maskotu haline gelen Mehmet Ali’nin ailesinin uzun süredir çocuklarını görmeye gelmediğini belirtiyor. Uysal, “Kendisi eğitim vakası olarak hastanede tedavi görüyor. Buradan ayrılması mümkün değil. Zaman zaman kendisine hediyeler getiriyoruz, moral vermeye çalışıyoruz. Yılbaşında bizden atari istemişti, atarisini alarak onu mutlu edeceğiz.” diyor.
İlk olarak Adana Numune Hastanesi’ne, daha sonra Balcalı Hastanesi’ne gelerek tedavi süreci başlayan Mehmet Ali, bugüne kadar 8’i büyük, 50’si küçük toplam 60’a yakın ameliyat geçirmiş. Mehmet Ali, hastaneye geldiğinde aynı hastanede uzmanlık eğitimi yapan Dr. Hasan Okur, aradan geçen sürede profesör olmuş ve bugün Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanlığı görevini sürdürüyor. Prof. Dr. Okur gibi bölümdeki diğer öğretim üyeleri de bu sürede akademik kariyer yaparak profesör, doçent unvanları almış.
Geldiği günden bu yana hastane dışına çıkamayan Mehmet Ali, bu nedenle ağızdan beslenemiyor ve gıda ihtiyacını, midesine takılı hortumla sağlıyor. Sadece sıvı gıdaları ağızdan alan Mehmet Ali, katı gıdaları karnından midesine uzanan borudan püre halinde alırken, ayrıca özel mamalarla da besleniyor. Doktorlar, Mehmet Ali’nin hastane dışına çıkması durumunda enfeksiyon kapacağını, yaşamının geri kalan kısmını da hastanede geçirmesi gerektiğini ifade ediyor. Antakya’da yaşayan Mehmet Ali’nin annesi Fatma Karaman, çocuğuyla ara sıra telefonla görüşerek dertleştiklerini ifade ediyor.
Mehmet Ali’nin babası Eyüp Karaman’ın gündelik işlerde çalışarak geçimlerini sağladığını ve 5 çocuğu daha bulunduğunu anlatan anne Karaman, “Çocuğumuzun hastaneden ne zaman çıkacağını bilmiyoruz. Antakya’daki hastaneler de yetersiz, çocuğumuzun yaşaması için mecburen orada kalması gerekiyor. Şimdiye kadar hiç para almadılar; ama hayırseverler gerekli tıbbi cihazları alıp Mehmet Ali’yi evde yaşatabilecek imkanı sağlarlarsa çok seviniriz.” açıklamasında bulunuyor.
‘Mehmet Ali’ye ömür boyu bakacak hayırsever gerekiyor’
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Recep Tuncer, 19 yıldır hastanede tedavi gören Mehmet Ali Karaman’ın taburcu edilmemesinin bazı tıbbi sakıncıları yanında sosyal sebeplerinin de bulunduğunu aktardı. Tuncer, “Kendisi tamamen bakıma muhtaç. Ben ailesinin en son 8 yıl önce geldiğini hatırlıyorum. Kimsenin hastanede olmadığı vakitte gelip çocuklarını görüyorlar ve geri gidiyorlardı. Böyle bir durumdaki hastayı taburcu edip sokağa bırakamayız.” diyor. Mehmet Ali’ye, gelişen tıpla birlikte en son cerrahi müdahalelerin yapıldığını anlatan Doç. Dr. Tuncer, bundan sonraki dönemde de nefes borusundaki tıkanıklığı gidermeye yönelik bir operasyon düşünüldüğünü kaydetti. Mehmet Ali’nin günlük ilaç masraflarının yanı sıra gerekli bakım giderlerinin de hastane yönetimi tarafından karşılandığını dile getiren Tuncer, “Hastaneden taburcu olmasını kendisi de istiyor; ama bu ancak belli şartlarda mümkün olabilir. Öncelikle kendisine ömür boyu bakacak bir hayırseverin çıkıp bazı taahhütleri yerine getirmesi gerekir. Daha sonra kendisinin günlük ihtiyaç duyduğu buhar makinesi, aspiratör gibi tıbbi cihazların alınması lazım.” şeklinde konuştu. Doç. Tuncer, Mehmet Ali’nin 20 yaşında olmasına rağmen 7–8 yaşındaki çocuk görünümünde olmasını, geçirdiği ameliyatlar, yeterli derecede beslenememe ve enfeksiyonlara bağladı.
Osman Balcı, Adana
26.12.2003
Noel için mum yakıp dilekte bulundular
Hıristiyan alemi, Hazreti İsa’nın doğum günü olarak andığı 24 Aralık Noel kutlamalarını ayinlerle gerçekleştirdi. Türkiye’de Hıristiyan vatandaşların bulunduğu illerdeki Noel ayinlerinde mumlar yakıldı.
dileklerde bulunuldu. İstanbul’da geçtiğimiz ay yaşanan terör saldırıları nedeniyle kiliselerde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Harbiye’deki Saint Esprit Katedrali’nde gerçekleştirilen büyük ayine 500’e yakın vatandaş katıldı. Tütsüler eşliğinde İncil’den pasajlar okuyan Hıristiyanlar, dua edip birlikte ilahi söylediler. Mardin’de Süryaniler, Kırklar Kilisesi’nde, Hataylı Hıristiyanlar ilk mağara kilise olan Saint Pierre’de ayin yaptı. Noel’e İzmir’in Selçuk ilçesindeki Meryem Ana Evi’nde girmek için dünyanın dört bir yanından Hıristiyan da Selçuk’a geldi. Bu arada Mersin’de bir grup ülkücü, Hiltonsa Oteli’ne gelerek ekmek ve hamurdan yapıldığı ileri sürülen kulübe şeklindeki yılbaşı süsünün kaldırılmasını istedi. Ellerinde Türk bayrakları ve bozkurt işaretleriyle, tekbir getirerek otele giren ülkücüler, ekmeğin nimet olduğunu, nimetten yapılan yılbaşı süsünün kaldırılması gerektiğini dile getirdi. Grup, polisin gelmesiyle dağıldı. Haber Merkezi
26.12.2003
MERNİS'te numaralar karıştı
Vergi kimlik numaraları ile İçişleri Bakanlığı'nın MERNİS projesi kapsamında verdiği Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralarındaki bilgilerin birbirini tutmadığı ortaya çıktı. Maliye Bakanlığı, vergi numarası verdiği 50 bin kişiyi İçişleri Bakanlığı'nın kayıtlarında aradı, ancak 50 bin kişiden sadece 6 bini MERNİS'e kayıtlı çıktı.
Gelirler Genel Müdürü Osman Arıoğlu, girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından iki bakanlık arasındaki sistemin uyuşmasını sağlayacaklarını belirtti. 30 milyon kişiye vergi numarası veren Maliye Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasındaki veri farklılığının yazım hatalarından kaynaklanabileceği görüşü hakim.
Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürü Osman Arıoğlu, TBMM'de gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bizdeki bilgileri nasıl doğrulatabiliriz diye İçişleri Bakanlığı ile temasa geçtik. İçişleri Bakanlığı'na 50 bin örnek gönderdik, sadece 6 bininde bire bir uyum sağlandı.” MERNİS ile uyum sağlamalarının vergi açısından kendilerini olumlu bir noktaya götüreceğini anlatan Arıoğlu, yeni vergi kimlik numarası verilirken kimlik numarası da istediklerini ve sorun giderilinceye kadar bu uygulamayı sürdüreceklerini söyledi. Vergi uygulamasının hassas bir iş olduğunu ifade eden Arıoğlu, “Numaralarda hata olursa Ahmet yerine Mehmet'e vergi salmak gibi bir durum ortaya çıkabilir. Bu yüzden dikkatli olmak zorundayız.” diye konuştu.
20 Ocak 2003 Pazartesi günü resmen başlatılan Nüfus Vatandaşlık Genel Müdürlüğü MERNİS Projesi ile tüm vatandaşlara 11 rakamlı kimlik numarası verilmişti. Ankara, aa
26.12.2003
Hükümlüler, ağaç dikip para kazanacak
Cezaevlerinde bulunan hükümlüler bundan böyle Türkiye’ye yeşil alan kazandırmak için çalışacak. Çevre ve Orman Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın imzaladığı protokolle hükümlülerin hayatla olan bağlarının kopmaması ve ormanların artırılması amaçlanıyor.
İmza töreninde bir araya gelen Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe ile Adalet Bakanı Cemil Çiçek, protokolün önemine değindi. Bakan Çiçek, cezaevlerinde bulunan hükümlülerin iş yapma potansiyeli varken boş durmalarının doğru olmadığını ifade ederek, “Hem topluma kazandırılmaları, hem de topluma yararlı olmaları açısından ağaç dikme çalışmasını çok önemsiyoruz.” şeklinde konuştu. Çiçek, Türkiye’de açık cezaevlerinde 5 bin hükümlünün bulunduğunu, bunlardan 2 bin kişinin ağaç dikme işinde istihdam edileceği bilgisini verdi. Hükümlülerin bu işten gelir elde edeceğini de vurgulayan Çiçek, “Cezaevlerindeki vatandaşlarımız günlük olarak bu işi 4 milyon ücret karşılığında yapacaklar. Dışarı çıktıklarında ellerinde birikmiş paraları olacak.” diye konuştu. Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe de daha önce Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü gibi kurumlarla da ağaç dikme konusunda işbirliği yaptıklarını hatırlatarak, Türkiye’nin orman zengini ülkeler arasında yerini alması gerektiğini kaydetti. Ankara, Zaman
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konvoyunun geçtiği yol üzerine bırakılan bir araç, Ankara polisini alarma geçirdi. Yoğun güvenlik önlemleri alan polis, terk edilen araçta ‘sallama' diye tabir edilen bıçak dışında başka bir şey bulamadı
Ankara polisinde paniğe sebep olan olay Başbakan Erdoğan’ın konvoyunun, Genelkurmay kavşağından geçtiği dakikalarda yaşandı. Edinilen bilgilere göre; polis Erdoğan'ın güzergahında ve güzergah üzerindeki Genelkurmay kavşağında yoğun güvenlik önlemi aldı. Polisler Başbakan'ın bulunduğu konvoyun geçişini beklerken kimliği belirsiz iki şahıs, 34 UPR 60 plakalı Broadway marka bir otomobili kavşakta bırakarak yaya olarak kaçmaya başladı. Kaçan şahısları yakalayamayan polis, şüpheli otomobilin bomba yüklü olabileceği ve Erdoğan geçerken patlatılabileceği endişesiyle önlem aldı. Olay yerine Genelkurmay güvenlik birimlerinin yanı sıra Terörle Mücadele Şubesi ve bomba imha ekiplerinden uzman personel çağrıldı. Çevrede alınan güvenlik önlemleri artırılırken uzman ekipler şüpheli aracı incelemeye aldı. Yapılan incelemede terk edilen otomobilde sallama diye tabir edilen döner bıçaklarından başka suç unsuruna rastlayamadı. İstanbul'da bir şirketin üzerine kayıtlı olduğu belirlenen otomobilin çalıntı olduğu belirlendi. Polis, şüphelilerin yakalanabilmesi için operasyon başlattı. Sedat Güneç, Ankara