İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
26.12.2003
Cuma
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


BÜLENT KORUCU b.korucu@zaman.com.tr
 
 

CHP’de siyaset bilimci yok mu?

Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in 1995 yılında yaptığı bir konuşma naftalin kokulu sandukalardan çıkarılarak servise konuldu. CHP Grup Başkan Vekili Ali Topuz’un ‘takiyye belgesi’ şeklinde sunduğu konuşma aslında özeleştiri ve analiz içeriyor.


CHP’nin muhalefet yapma tarzıyla ilgili çok yazdık. Seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte sertlik dozunun artması, bunun bilinçli bir politika olduğu düşüncesini pekiştiriyor. CHP bu ataklarla yaklaşan yerel seçimlerde oy oranını artırmayı hesaplıyorsa yanılıyor. CHP, ‘AK Parti ve diğerleri’ şeklinde cepheleşme yaşanmasına umut bağlıyor olabilir. ‘Diğerleri’ parantezi içinde yer alan merkez sağ seçmenin, Ali Topuz’un temsil ettiği CHP’yle aynı safta yer almayacağı açık.

Gerçekten CHP’nin tek alternatifi bu cepheleşmeyi sağlamak gibi görünüyor. Fakat eleştiri oklarını AK Parti’nin icraatları yerine mukaddeslerine yönelttiğinde, siyaseten iktidar partisiyle aynı çizgide bulunmayan, ama aynı kutsalları paylaşan insanları rencide ediyor. Önceki tecrübelerde görüldüğü gibi, bu saldırılar AK Parti’yi daha fazla büyütüyor.

Şayet CHP, demokrasi dışı müdahalelere zemin hazırlama ve sonrasında ganimete konma planları yapıyorsa tarihten ders almamış demektir. Tarih bize demokrasi dışı müdahalelerin bütün siyaseti hedef aldığını söylüyor. Veya 28 Şubat döneminde olduğu gibi, işbirlikçilerin halk tarafından tasfiye edildiğini görüyoruz.

Şu anda CHP’de etkin olan ve yaşı epey ilerlemiş kadro, ‘bir seçim daha görecek değiliz. Yaptığımız yanımıza kâr kalır’ zihniyetindeyse, bilemiyoruz! O zaman CHP’nin yeni yüzü olarak görülen insanlar, hem kendilerinin, hem de partinin geleceğinin ipotek altına alınmasına izin vermemeli.

Prof. Dinçer, kendini savunurken, “Halka açık sempozyumda sunulmuş bildirinin, takiyye belgesi türünden yakışıksız sıfatlarla ve bağlamından koparılıp, çarpıtılmış cümlelerle niyet sorgulama aracı olarak kullanılması üzücüdür.” diyor. Tebliğ, siyasal İslam kavramına yönelik eleştirilerle başlıyor: “Siyasal İslam, sosyal İslam, kültürel İslam şeklindeki ayırımlar onun kapsamını daraltır, bütünlüğünden kopartır.”

İslam’ın siyasi iktidarı ele geçirme aracı olarak görülmesine itiraz eden Dinçer, “Sizin bürokratik mekanizmayı ele geçirdiğiniz takdirde toplumda bir değişmeyi başlatacak olmanız, daha öncekilerin yaptığı gibi totaliter bir değişmeyi öngörür. Halbuki İslam’ın buna cevaz vermediğini, hoşgörü dini olduğunu ve dayatmacı olmayacağını biliyoruz.” sözleriyle İslam adına yapılıyor olsa bile toplum mühendisliğine karşı çıkıyor. Siyasi iktidara talip olanların devleti ve toplumu nasıl görmek istediklerini deklare etmeleri gerektiğini vurgulayan Dinçer, iddia edilenin aksine takiyye yapılmamasını şart koşuyor.

Bir gazetenin, Topuz’dan alıntılayarak, ‘Cumhuriyet işlevini kaybetti’ cümlesini başlık yapması ayrı bir çarpıtma. Zira Dinçer, pek çok yazar ve aydın gibi, ‘halk adına değil, halkın yönetimi’ anlamına gelen demokrasinin ve katılımcılığın artırılmasını, cumhuriyetle yetinilmemesini savunuyor.

Prof. Dinçer’in bu eleştirileri, ‘siyasal İslam’ yükseliyor denilen günlerde yapmış olması da kayda değer. Refah Partisi, Ankara ve İstanbul Büyükşehirleri başta olmak üzere yerel seçimlerden ezici üstünlükle çıkmışken, bu uyarıların seslendirilmesi aslında takdir edilmeli.

Keşke Ömer Dinçer’i CHP adına Ali Topuz değil, bilimsel kriterleri kullanarak bir siyaset bilimci eleştirse. Biz izleyiciler zevk alırız, CHP ise puan toplar. Şimdi bize eziyet, onlara yazık oluyor. Baykal dışındaki siyaset bilimciler tasfiye edilen hizipte mi kaldı yoksa?


26.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (21.12.2003) - Erdoğan kapıyı açtı, şimdi görev iş dünyasının

> (19.12.2003) - Belediyecilik kanalizasyondan ibaret midir?

> (14.12.2003) - Hukuka güven yoksa, hepimiz suçluyuz

> (12.12.2003) - Kamu yönetimi nereye gidiyor?

> (07.12.2003) - Kur’an kurslarını ne yapmalı?

> (05.12.2003) - Erdoğan, İstanbul’a yed-i emin arıyor

> (30.11.2003) - Türk futbolu kaç yıl geri gitti?

> (28.11.2003) - ‘Sapkın dinci terör’

> (24.11.2003) - El Kaide'ye İslamcı diyelim mi?

> (23.11.2003) - Ramazan’a veda




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.