|
Kıbrıs, AK Parti’nin ateşle imtihanıdır
Hakkı teslim etmeyi bilenler de ifade ediyorlar ki, bu iktidar, başka iktidarlar için her biri başlı başına büyük başarı sayılacak icraatlara imza attı. “Yapılamaz”, “yapamazlar” denilen değişiklikleri, demokratikleşme adımlarını büyük bir cesaret ve kararlılıkla gerçekleştirdi. Sivil iradeyi vesayetine almış gibi görünen MGK bu görüntüden kurtarıldı.
Başbakanlığa bağlı olduğu halde ikinci bir icra organı gibi çalışan MGK Genel Sekreterliği bu konumundan çıkartıldı ve yönetmeliği şeffaf hale getirildi. Yıllardır Türkiye’yi iç borç-dış borç sarmalında sıkan enflasyon nihayet düşürüldü. Piyasalara ümit, ekonomiye canlılık gelmeye başladı. Karamsarlığın yerini, yeniden yatırım heyecanı aldı. Güneydoğu’da gerilimi azaltacak, tansiyonu düşürecek adımlardan biri olan Kürtçenin suç olmaktan çıkarılması sağlandı. Avrupa Birliği’ne uyum yasalarıyla, Özal’dan sonra en önemli demokratikleşme ve reform adımları atıldı.
AK Parti hükümeti bu zor sınavlardan başarıyla geçti. Ama Kıbrıs farklı. Neden farklı?
Çünkü Kıbrıs “Milli bir dava”dır. Kamuoyunu bir anda hükümetin aleyhine çevirmek mümkündür. Halbuki yukarıdaki başarıların hepsinde kamuoyu hükümetin destekçisi olmuştur. Ama hükümetin yanlış atacağı bir adım da malum bir koro “bunlar Denktaş’ı harcadılar, Kıbrıs’ı satıyorlar” diye yaylım ateşine başlarsa AK Parti tabanını bile maniple edebilir ve seçmen desteğini zayıflatabilirler. Hele bir de Annan Planı çerçevesinde 1 Mayıs 2004’e kadar bir çözüme imza atıldığı halde, AB Türkiye’ye müzakere tarihi vermez ise “hem Kıbrıs elden gitti, hem de AB üyesi olamadık” hücumunun bu hükümeti nasıl sarsacağını, ayakta kalmasının mümkün olmayacağını tahmin etmek zor değildir.
Kıbrıs meselesi o kadar farklı bir sınav konusu ki, başarısızlık halinde AK Parti iktidarının bugüne kadar sağladığı bütün başarılar sıfırlanabilir. Doğacak siyasi kaos ülkemizi başka mecralara alıp götürebilir. AB üyeliği hayal olacak Türkiye, antidemokratik bir süreçte içine kapanan bir ülke haline gelebilir.
Demek ki Kıbrıs, AK Parti iktidarı için, itina ile hazırlanmış bir tuzak haline dönüşebilir. Değişim, demokratikleşme ve AB üyeliği konusunda AK Parti’nin karşısına büyük direnç kuvvetleri yığmayan STATÜKO, belki de iktidar olduğu günden beri hiç hazmedemediği ve bunu her fırsatta hissettirdiği bu hükümeti son kalesinde vurmayı düşünüyor. Hem de hiç yanına alamadığı halk desteğini bu defa yanına çekmeyi umarak...
Hükümet Annan Planı zemininde Kıbrıs meselesini çözmezse bu defa AB üyeliği imkansız hale geliyor. Son Brüksel zirvesi sonuç belgesinde “Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye’nin AB üyeliğini kolaylaştıracak” denilerek bu gerçek bize bir defa daha hatırlatıldı.
Kıbrıs Türkiye için bir düğüm, AK Parti için de karşılaşacağı en büyük sınav. Bir yanda Türkiye’nin çağdaşlaşma stratejisinin hedefi Avrupa Birliği üyeliği, bir yanda da Türkiye’yi bu hedefe kilitleyen bir iktidarı bitirmek için zemin seçilen bir milli dava var.
Kaptan dalgalı sulara asıl şimdi giriyor.
Sayın Erdoğan için “başarılı siyasetçi”den, “devlet adamlığı”na yükselmenin de sınavıdır bu. Değişimin de, ilerlemenin de hep bir bedeli olmuştur. Ama bu bedeller, devlet adamlarını hiçbir zaman caydırmamıştır.
Milletin desteğinin önemini unutmadan, devletin ortak aklını devreye sokarak, risk alarak, daha önceki kararlı adımlarla yola devam edilirse bütün bir toplum olarak sakin sulara kavuşabiliriz.
26.12.2003
|