|
Çabalama kaptan, ben gelemem...
Asparagas manşet yüklü Amiral Gemisi’nin kaptanı, son vukuatlarının ardından, özür dilemek ne kelime hiç sıkılmadan “kitle gazetesi olmak meşakkatli bir iş” diyerek yaptıklarını savunmaya çabalıyor...
Hürriyet’in Kaptanı, tüm yazısını bu konuya ayırdığı halde, sürmanşetlerinin düzmece çıkması hakkında tek kelime edemiyor...
Sohane adlı genç kız, mini eteği yüzünden öldürülmedi; onu diri diri yakanlar da ‘Müslümanlar’ değildi! Yani, ortada, asparagasın babası var. Hürriyet’in Kaptan Köşkü ise hiç oralı değil!
Kapı gibi gerçeği itiraf edemiyorlar. O vakit, buyursunlar aslanlar gibi “Sürmanşetimizin arkasındayız” desinler! Ne duruyorlar?
Tüyler ürpertici mesleki cinayetlerini yok sayıyorlar. Koskoca bir sütunda, böylesine temel ve hayati bir eleştiriye verebilecek cevabınız yoksa, bu gazetecilik cinayetinin tam üzerinde oturuyorsunuz ve yenisini de işlemeye hazırsınız demektir!
Hürriyet’in Kaptanı, önceki gün öngördüğümüz üzere “karşı tarafın görüşünü de aldık” muhabbetine yatıyor. “Fransızca’yı ve laikliği çok iyi bilen Özdemir İnce’yi Paris’e gönderdiklerini” söylüyor. “Türban taraftarları” ile de Paris temsilcilerinin görüştüğünü hatırlatıyor. Bakınız, burada türbanın lehinde olanlarla ya da türbanlı kadınlarla neden Özdemir İnce’nin görüşmediğinin cevabı yok. Paris’e yazarını gönderiyorsun, ama türbanlılarla ‘özellikle’ görüşmüyor; nasıl iş bu?
Neticede, peşin hükümlü yazarın getirdiği asparagas malzeme ile mutfakta hep beraber ‘laikçi yemek’ pişiriliyor. Sürmanşet kamuoyuna ‘yedirilmeye’ çalışılırken tepkiler ortaya çıkınca da, Paris’teki temsilci Muammer Elveren hatırlanıveriyor!;–dizi bittikten sonra, acil tarafından ‘türbanlılar’ın görüşleri ekleniveriyor.
Mini etekli kızın gerçekte niçin yakıldığı nedense hiç hatırlanmıyor! Ciddi eleştiriler gelince de, gazetecilik cinayeti “Kitle gazetesi olmanın zorluğu işte burada. Her iki tarafın da görüşü verilince taraflar sinirleniyor. Bizim bir kabahatimiz yok, işimizi yapıyoruz” savıyla örtbas edilip, haklı çıkılmaya çalışılıyor!
Hürriyet’in Kaptanı, mutfaklarında tasarladıkları mesleki cinayeti, ‘kitle gazetesiyiz’ bağlamına sürükleyip ne kadar gözbağcılık yaparsa yapsın, bir gerçek değişmiyor!
Devlet gazetesi Hürriyet’te yazılı olmayan ilkelerden biridir, asparagas! Öyle sehven veya özensizlikle falan olmaz bu işler. Taammüden işlenir gazetecilik cinayeti, o yarı resmi mutfakta!
Özellikle irtica, din, laiklik gibi konularda fabrikasyon manşetler ya da haberler özenle hazırlanır. Psikolojik harekatın gereğidir bu. Asparagas, gayri nizami harbin gereği olarak bir yerde ‘mecburi istikamet’tir!
On beş yıl önceki kaptanlarının açıkça itiraf ettiği “Büyük kardeşe büyük, küçük kardeşe küçük pay” kuralı ile asparagas kanunu at başı gider. Mutfaktakilerin gözünden kaçanlar olduğunda da, ‘emekli’ kontrolörler, “Çatalı sağ eliyle tutan Erdoğan!” fotoğrafı olayındaki gibi anında devreye girerler!
Asparagasta da, illüzyonda da Hürriyet Mutfağı’nın eline hiç kimse su dökemez...
İki hafta kadar önce, Hürriyet’te “Sinek Avlayan İlahiyat” manşeti vardı! “Fakültedeki öğrenci yokluğunun nedeni siyasal baskıyla ilahiyat kurulmasıdır” demeye getiriyordu, gazete...
Haberin iç sayfalardaki detayında ise “İhtiyaç olmadığı gerekçesiyle öğrenci alımını YÖK’ün önlediği” okunuyordu! YÖK’ün İlahiyat’ı infaz ettiği yetmemişti; Hürriyet, büyük bir gözbağcılıkla bir daha ediyordu!
Hürriyet’in böyle çok vukuatı var. Hepsini toplasak, neredeyse “Asparagas Britannica” olur! Tam promosyonluk, yani...
26.12.2003
|