İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
27.12.2003
Cumartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


ALİ ÇOLAK a.colak@zaman.com.tr
 
 

Âkif’i nasıl analım?

Şairlerin, yazarların ölüm yıldönümlerinde yapılan anma merasimleri bana oldum olası soğuk, manasız ve yapmacık gelir. Bu etkinliklerin neredeyse tamamında yapılan konuşmalarsa hiçbir kıymeti harbiyesi olmayan ve âdet yerini bulsun diye yapılan hamâsi nutuklardan ibarettir. Hele siyasilerin konuşmaları, başlı başına bir fecaattir ve dinleyen hemen hiç kimsede sahih bir tesir uyandırmaz.


Bu tür programlara siyasetçilerin çağrılması bile bana anlamsız gelir. Çünkü onların çoğu sindirilmemiş; siyaseten ve vazife icabı yapılmış konuşmalardır ve oracıkta unutulmaya mahkûmdur. Bugün Mehmet Âkif’in ölümünün 67. yıldönümü. Sanırım yine pek çok mahfilde anma etkinliği yapılacak; pek çok ‘yetkili’ ile birlikte siyasilerimiz de Akif üstüne o alışageldiğimiz ‘hamasi’ nutukların bir benzerini söyleyecekler. Bunların ne Âkif’e, ne eserine ne de Âkif 'i okumaya aday gençlere bir faydası var! Eğer her ölüm yıldönümü ve anma etkinliği Âkif’le ilgili hayata geçirilecek yeni projelerin miladı olabiliyorsa yapılanlar o zaman anlamlı hale gelir.

Âkif’i anma toplantıları, nutuklar bir yana, bu yıl beni sevindiren, umutlandıran bir gelişme oldu. Bugün bu sayfada okuyacaksınız; arkadaşımız Ülkü Özel Akagündüz, Âkif’in şiirinin toplumda, halkın ve gençlerin arasında nasıl yaşadığını gösteren bir haber hazırladı. Kısa bir araştırmadan sonra başta Erzurum olmak üzere, Anadolu’nun bazı illerinde sürekli olarak Safahat okuma toplantılarının, yarışmalarının yapıldığını hatta ‘Safahat hafızlığı’ denebilecek bir geleneğin sürdüğünü tespit etti. Bu geleneğin en canlı yaşatıldığı Erzurum’a kadar giderek halktan, üniversite hocalarından ve öğrencilerden onlarca insanla görüştü. Sonuçta gördük ki Mehmet Âkif ve şiiri, çoğu insanın bildiğinin aksine, toplumda derinden derine yaşıyor ve yaşatılıyor. Doğrusu ortaya çıkan bu bilgiler beni şaşırtmadı; ama ölümünden şu kadar yıl sonra bir şairin, üstelik şiirinin dili bugünün nesilleri için bir hayli ‘zor’ olan Akif gibi bir şairin, toplumun bütün katmanlarında böyle capcanlı, taptaze yaşıyor oluşu, sanırım üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken bir durum.

Akif’in şiiri, tıpkı Mevlânâ’nın Mesnevi’si, Yunus Emre’nin Divan’ı ve Süleyman Çelebi’nin Mevlid’i gibi ‘yazı’dan söze evrilmiş, gündelik hayatın ve dilin içine karışmıştır. Toplum, kültürel mirası içerisinde ve sözel hafızasında bir yeraltı suyu gibi akıp giden sözlü geleneğe, Akif’in şiirini de ilave ederek onu yaşatıyor ve gündelik hayatının bir parçası kılıyor. Bir şiirin hayatta oluşunun delillerinden biri de onun kendiliğinden gündelik dilin içine karışması, okunup çoğaltılması, referans olarak söze katılması ise Akif’in Safahat’ının, bugünkü nesillerle arasındaki ‘dil duvarı’na rağmen, çağımızın hemen hiçbir eserine nasip olmayacak bir şansa eriştiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Üniversite hocasından öğrencisine, aydınlardan sokaktaki insana kadar belki hakiki manada şiirle ilişkisi bulunmayan insanlar, Safahat’a şiirin ötesinde anlamlar yükleyerek onu ezberleme, okuyup üzerinde konuşma ve ‘tefsir etme’ gereği duyuyor. Böylece Akif’i Mevlana’lar, Yunus’lar, Hacı Bektaş–ı Veli’ler zincirine ekliyor. Bu, şüphesiz Akif’in kişiliği, karakteri, toplumda üstlendiği öncü rol ve şiirinin verdiği mesajların eskimezliği ile doğrudan ilgili. Mehmet Akif; şair, âlim, ârif, tabip, halk adamı, hoca gibi farklı özellikleri taşıyan; giyim kuşamı, hayat tarzı, doğruluğu, vefası, özverisi, dostluğu ve tevazusu ile toplumun tarihî hafızasında yer etmiş mûteber insan tipiyle benzeşen bir karakterdir ve bu vadide, son yüzyıl içerisinde rastlayabileceğimiz yegane örnektir. Şiirinin toplumda bu denli yaygın ve canlı oluşunu, sanırım onun bu meziyetleri ve misyonu ile açıklamak gerekir. Adını yediden yetmişe her Türk vatandaşının bildiği; şiir kitabı, neredeyse hemen herkesin evinde bulunan başka hangi şair vardır?

Beni Âkif’le ilgili rutin anma toplantıları değil, Erzurum’un uzun gecelerinde oturup Safahat okuyan, ezberleyen gençler heyecanlandırıyor. Onlar, Safahat’ın ‘bizim romanımız’ olduğunu kavramışlar, ne mutlu!


27.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (13.12.2003) - Sokaklara ‘aşk’ yazan adam...

> (06.12.2003) - Okuma yorgunluğu

> (29.11.2003) - Sisİstanbul

> (22.11.2003) - Güle güle ramazan pidesi!

> (15.11.2003) - Osman Cemal'in İstanbul'unda gezinti...

> (08.11.2003) - O beyaz eve ne oldu?

> (01.11.2003) - Davulun sesi bozuldu

> (25.10.2003) - Sükûtun ateşlediği senfoni

> (18.10.2003) - Güze veda!

> (11.10.2003) - Ne mutlu, artık edebiyat ‘star’ımız da var!




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.