|
Pakistan ve sağduyu
Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, 4 yıl önce iktidarı ele geçirdiğinden bu yana hem dış hem de iç güçlerin hedefi. İç güçler onun siyaseten tasfiyesi için ellerinden geleni yaparlarken dış güçler de durmadan hayatına kastediyorlar, onu bombalarla yok etmeye çalışıyorlar.
Nitekim, Müşerref önceki gün 11 gün içinde ikinci defa bombalı bir intihar saldırısıyla saf dışı edilmek istendi. Bu son saldırı 14 Aralık’ta yapılan uzaktan kumandalı bombalı saldırıdan intihar saldırısı olması yüzünden farklı sayılır. Birinci saldırı köprüye yerleştirilen uzaktan kumandalı bombaların Müşerref’in konvoyunda bulunan bir özel elektronik karıştırıcı cihaz sayesinde akim kalmıştı. İşte bu yüzden son saldırı bu defa doğrudan Müşerref’in konvoyuna dalan iki bombalı intihar saldırı şeklinde yapılarak bu defa muhakkak sonuç alınacak şekilde gerçekleştirildi. Ne var ki, Müşerref 30–40 saniyelik bir gecikmeyle bu defa da bu terörist saldırıdan kurtuldu.
Saldırıları yapan teröristler ve bunların arkasındaki güçler şüphesiz bundan sonra da muhtemelen daha değişik, kendilerine göre sonuç alıcı metotlar kullanıp Müşerref’ten kurtulmaya çalışacaklar ve Pakistan’ı biraz daha karıştırmaya çalışacaklardır. Bugünden görünen budur.
Pervez Müşerref iki sebep yüzünden bu saldırıların hedefi. Birinci sebep şüphesiz onun Afganistan operasyonunda ve sonraki terörle mücadelede Amerika’ya verdiği destek. Hem Pakistan içindeki radikal çevreler ve hem de Afganistan’da barınmaya devam eden Kaide, Taliban güçleri bu destekten dolayı Müşerref’e düşmanlar ve onun tasfiyesini gerçekleştirmeye çalışıyorlar. İkinci sebep, Müşerref’in Pakistan’ın güvenlik ve askeri yapısında yapmaya çalıştığı değişiklikler. Müşerref bir süredir ordu, polis ve istihbaratta önemli değişiklikler ve tasfiyeler yapıyor, bu kurumları radikal unsurlardan temizlemeye çalıyor. Şüphesiz bu da buralarda yıllardır bulunan ve Pakistan’ın güvenlik ve askeri politikalarını yıllardır belirleyen bazı çevreleri çok rahatsız etmiş bulunuyor. Bu çevrelerin Müşerref’in hayatını doğrudan hedef alacak teşebbüsler içinde olduklarını söylemek doğru olmamakla beraber bunların içinde bulunan bazı unsurların esas suikastçı gruplara kolaylık sağlamalarının mümkün olabileceği de güçlü bir ihtimal olarak ortada bulunuyor. Nitekim, her iki saldırının da oldukça güvenli askeri bölgeler civarında yapılmış olması ve saldırıları yapanların Müşerref’in güzergahından, programından haberdar olduklarının ortaya çıkması söz konusu ihtimali daha da güçlendiren karineler olarak düşünülebilir.
Müşerref’in Kaide ve Taliban çevrelerinin hedefi olması tabii bir durum şüphesiz. Bu çevreler kendilerine zarar verdiklerine inandıkları Müşerref’i bir şekilde devre dışı bırakma faaliyet ve çabalarına devam edeceklerdir. Müşerref’in askeri ve güvenlik çevrelerinde yaptığı değişiklerden memnun olmayanların Müşerref karşıtı hareketleri ve planları ise bana göre uygun ve tabii değildir; çünkü her şeyden önce Pakistan’ın yüksek çıkarlarını, bu ülkenin bekasını düşünmek zorunda olan bu çevreler muhtemel hareketleriyle sadece Devlet Başkanı’na zarar vermekle kalmayacaklar, bu hareketleriyle kendi ülkelerini zaafa, karışıklığa, istikrarsızlığa sürükleyeceklerdir.
Bu bakımdan bu çevreler hareketlerini ve sonuçlarını iyi tartmak, iyi düşünmek zorundadırlar. Bunlar Müşerref’ten, politikalarından memnun olmayabilirler ama bu memnuniyetsizliklerini Pakistan’ın zararına olacak şekilde kullanmamalılar; zira bugün Pakistan 56 yıllık tarihinin en zor dönemlerinden birinden geçiyor.
Ekonomisi, siyaseti zor durumda; parlamento muhalefet yüzünden çalışamıyor, kanun çıkaramıyor; dış ilişkilerde büyük zorluklar var; Afganistan Pakistan bakımından kaybedilmiş bir ülke gibi; buna mukabil Hindistan Afganistan’da iyi yol alıyor; nükleer programı yüzünden Pakistan üzerinde olumsuz rüzgarlar esiyor; kısacası bu ve başka zorluk ve problemler yüzünden Pakistan’ın daha fazla karışmaması için Müşerref’in devam etmesi gerekiyor; sağduyu Pakistan ile ilgili olarak bunu emrediyor.
27.12.2003
|