| |
Sünnet-i seniyye
Gençliğin hareketli ve hararetli günlerinden yaşlılığın karlı tepelerine gelmiş bir insan hayatın her devrini yaşamış demektir. Yaşamak bir yana çok kimseleri görmek, onları mümkün olduğu kadar maddeten ve manen seyretmek bugünler için en güzel sermaye.
Zikrin zevkine dalanlardan bir cümle duymak zordu. Onlar sadece susmuyordu, dünya ile sanki ilişkilerini kesmiş “Allah” demenin zevkine varmış, hayat bir cehennem tavrını almışsa onlar bu cehennemde cennet hayatı yaşıyordu. Fakirlik onlar için az yemek, az uyumak, kopma noktasına gelen ümitleri toplayıp Allah’ın inancına bağlamak ve sünnet–i seniyyeyi yaşamak. Sünnet–i seniyyeyi sahabe planında anlatırsak şöyle: Onlar her türlü alışkanlığı, haramı terk edip Peygamber’imizin yaşadığı gibi yaşadılar. İşte sünnet–i seniyye budur. Buna kısaca İslamiyet “İslami hayat” da diyebiliriz. Bu, öyle bir hayattır ki Bizans İmparatorluğu içinde yaşayan Müslümanları hatırlatır. Yani sünnet–i seniyye kalesine giren kurtulur. Onların dış dünyasında fırtınalar olsa da iç dünyaları sakindir. Yorgun, uykusuz, aç bir insan kıbleye döndü, oturdu on bin defa Allah dedi. Olumsuz hallerin hepsi bitti. Allah demenin zevki, keder adına hiçbir şey bırakmadı. Tebessüm ederek anlatıyordu Hz. Osman. Resulullah’ı rüyasında görür, buyururlar ki: “Ya Osman bu akşam iftarı beraber yapalım.” Artık vefat edeceği kesindir; fakat Resulullah’a kavuşmanın heyecanı içindedir. Dünyadan ayrılmanın ıstırabı yok. Resulullah’a kavuşmanın sevinci var.
Sünnet–i seniyye bir kaledir. Oradakiler İslamiyet’i yaşar. Allah’a köle olanları esir etmek mümkün değil. Zikrin zevkine eren hapishanenin kalın duvarları arasında bile hürdür. O zevkten mahrum kalanlar en iyi imkanlar içinde sıkıntılı ve perişandır. İslamiyet’i her an yaşamak, her an Kur’an’la, hadislerle, alimlerle bütünleşmek başka bir dünyada, başka bir hayatı yaşamak gibidir. Bu şekilde yaşayanları gördüm, hayatın o zirve noktalarına ulaşamamanın çilelerini çektim. Sahabeden Mısır fatihi Amr bin As, hasta döşeğinde ağlarken ona soruyorlar: “Ölümden mi korktun?” Diyor ki, “Hayır. Bir zamanlar müşriktim, tövbe edip ondan kurtuldum. Sonra vali oldum, insanların hakkına ve hukukuna ne kadar riayet ettim? İşte onu bilmiyorum, vebal altında kaldım mı? Onun için ağlıyorum. “Sünnet–i seniyyeye ittiba etmek sahabeyi yüceltti, onların dünya ve ahiretini cennet etti. Kıyamete kadar değişmeyecek sır budur. Bu kapıdan gir kurtul.
27.12.2003
|