| |
El insaf!
Şimdi kalkıp da, ‘şu Adalet ve Kalkınma Partisi ne kadar talihsiz bir parti!’ desem, herhalde (herhalde değil, mutlaka!) şaşıracak ve büyük bir ihtimalle, ‘ne talihsizliği! Adamlar tek başlarına iktidar olmuşlar, daha ne olsun?’ diyeceksiniz. Görünüşte öyle.
Hafızam beni yanıltmıyorsa, neredeyse 40 yıldan beri ilk kez, Türkiye’de tek başına iktidar olma talihi, AKP’ye nasip olmuş bulunuyor. Tabiatıyla, burada, ‘tek başına iktidar’, lafın gelişi! Hele bir düşünelim bakalım: AKP, iktidar oldu olmasına da, acaba gerçekten ‘tek başına iktidar’ oldu mu? Ya da, en iyisi, soruyu şöyle soralım: AKP gerçekten ‘iktidar’ oldu mu?
Bu sorunun cevabının ne olduğunu herkes biliyor bilmesine de, tecahülden gelme sanatında üstümüze kimse olmadığından, bilmiyormuş gibi yapıyoruz.
Benim meselem ‘iktidar’ meselesi değil, ‘muhalefet’ meselesi. ‘Muhalefet’ derken de, ne parlamento içi ana muhalefet partisi CHP’yi ne de CHP dışında kalan siyasi partileri kastediyorum;- elbette, iktidarı AKP’ye rağmen AKP ile paylaşan, AKP’ye muhalif gizli ortakları da! (Tuhaf bir demokrasi deneyimi: İktidar ile iktidara rağmen iktidara muhalif olanlardan oluşan bir ‘iktidar’ koalisyonu!). Ben, AKP, ağzıyla kuş tutsa asla ve kat’a yaranamayacağı yeminli muhaliflerden bahsediyorum. İktidara rağmen iktidar ortağı olanların bile, muhalefeti bu kertede bir kör düşmanlığa vardırmadıkları muhaliflerden...
Yeminli bir muhalefet;- gerçekten de öyle: AKP, bırakınız ağzıyla kuş tutmayı, zümrüdüanka yakalasa bile faydasız! Her şeye bir kulp takacaklar ya da mutlaka (ama mutlaka!) bir punduna getirip kötüleyecekler!
Şu bir yıllık iktidarları süresince AKP hükümetlerinin yapıp ettikleri içerisinde, AKP’nin, Allah rızası için, bir tek doğru icraatı yok mudur? Bütün yapılan işler kötü, berbat, işe yaramaz, beş para etmez, ipe sapa gelmez, yanlış, hatalı, budalaca ve ‘ulusun çıkarlarına aykırı’ mıdır? Bu hükümetler kamu menfaati ölçüsünden beceriksiz, kişisel menfaatler bakımından becerikli midirler? Doğru bir şey yapmış görünüyorlarsa bu, her zaman ve tereddütsüz, ‘takiyye’ midir?
El insaf! Evet, öyle! ‘El insaf, nısf’üd din’;- ‘insaf, dinin yarısıdır’, ama dinleyen kim! Varoluş sebeplerini AKP’yi kötülemek üzerine inşa etmiş olanların insafına sığınmak, abesle uğraşmak olur.
Kuzuyu yemeye hazır kurtlar, suyun bulanmasını beklerler;- kuzuya ‘suyu bulandırıyorsun!’ diyebilmek için! Halbuki nehrin suyu, kuzudan kurtlara doğru değil, kurtlardan kuzulara doğru akarmış;- ne gam! Kuzuyu yemeye karar vermişler bir kere; suyu kimin bulandırdığının ne önemi var?
Daha geçenlerde Başbakan’ın asgari ücretin yükseltilmesini düşündüğünü açıklaması, yeminli AKP düşmanlarını, oldukça müşkül durumda bıraktı. Bunlar, kendilerini ‘solcu’ zannederler, o sebeple de ‘işçi sınıfı’ndan yana olduklarını söylerler: Dolayısıyla, asgari ücretin yükseltilmesinin, bu zevat açısından ‘sevindirici’ olması gerekir. Öyle düşünüyorsanız, kötü yanıldınız! Zira, ‘bu kararı neresinden karalayalım?’ mantığı derhal yürürlüğe girmekte gecikmez. Acaba bu zammın kaynağı var mı imiş? Nereden kaynak bulunacakmış da bu artış ödenecekmiş? Bahaneler, bahaneler, bahaneler! Neden? Çünkü AKP’nin işçiden yana bir karar alacağına, mümkünatı yok, inanmazlar da ondan!
Bu yeminli muhalif tavrının AKP’yi değil, asıl kendilerini yıprattığını, bakalım ne zaman idrak edecekler!
28.12.2003
|