| |
Çocuğumuza nasıl kitap okutabiliriz?
Tarık’ın babası zengin bir işadamıydı. Tarık hep özel okullarda yetişmişti. Derslerinde başarısız olduğu zaman özel hoca tutulurdu. Baba ona her zaman “oğlum kitap oku” diye söylenirdi.
Buna karşılık Tarık’ın bir kez olsun ders kitabı dışında bir kitap aldığı görülmezdi. Cebinde hep bir tomar parayla gezer, ne isterse alırdı. Tarık, İngiltere ve Amerika’da yaz kamplarına giderdi. Buna rağmen hep yanında Türkiye’den arkadaşlarla gittiği için bir türlü doğru düzgün İngilizce konuşmayı öğrenemedi. Son olarak üniversite sınavında da devlet üniversitelerinden birine giremeyince yıllık iyi bir para karşılığında özel üniversitelerden birine yerleşti. Dört yıllık okulu, disiplinsiz yaşam biçimi yüzünden yedi yılda bitirdi. Okul bitince babası, yanında çalışmaya çağırdı. Babasına özel bir şirkette çalışmak istediğini söyledi. Buna mukabil hiçbir işe başvuru yapmadı ve babasına iş aramaya devam ettiğini söyleyerek harçlığını almayı sürdürdü.
Pelin’in babası orkestra şefiydi. Viyana’da müzik eğitimi almış bir sanat insanıydı. O da birçok baba gibi, kızının kitap okuyarak kendini geliştirmesini istiyordu. Bir gece aklına Pelin’in kitap okumasını garanti altına almak için bir yol geldi. Sabah olunca Pelin’e planını açıkladı: “Pelin’cim, bundan sonra her hafta sana bir kitap vereceğim. Kitabı okuyacaksın, kitabın özetini çıkaracaksın ve harçlığını kitap özetin karşılığında alacaksın. Eğer kitabı bitiremezsen okuduğun kadarının özetini çıkarıp harçlığını da kitabın okunan yüzdesi oranında alacaksın. Yani yarısını okursan, harçlığının da yarısını alacaksın.” Pelin’in babası müthiş bir fikir bulduğunu düşünüyor; buluşunu her yerde anlatıyordu. Bu yöntemle kızı yılda 52 kitap okuyacaktı. Yöntemini uygulamaya başladı. Ancak Pelin, bu uygulamadan hiç hoşlanmadı. Ancak harçlığını alabilmek için kitapları okumaya devam etti. Pelin, üniversiteye başladığında yarı-zamanlı bir iş bulup çalışmaya başladı ve babasından harçlık almayı bıraktı. Bu arada babasını hayretler içinde bırakan bir gelişme oldu. Pelin, kesinlikle kitap okumuyordu. Para karşılığı kitap okumak onu kitap okuma kavramından soğutmuştu.
Hakan’ın babası yaşamda başarı için gerek eğitime, gerekse kitap okumanın önemine inanmıştı. Oğlunun hem iyi bir eğitim görmesini hem de kitap okumasını istiyordu. Oğlu birçok çocuk gibi harçlık peşindeydi. “Acaba sıra dışı bir şekilde, kitap okuma ile harçlık işini nasıl birbirine bağlayabilirim” diye düşündü. Aklına gerçekten çok ilginç bir yol geldi. Evdeki kitaplar raflara konularına göre yerleştirilmişti. Psikoloji kitapları, tarih kitapları, inceleme-araştırma kitapları gibi. Hakan’ın babası, her konudan kitap alır, her konuda birikim sahibi olmaya çalışırdı. Hakan’a yeni projesini açıkladı. Hakan’a haftalık harçlığını cumartesi günleri veriyordu. Bundan sonra harçlığını elden teslim etmeyecekti. Harçlığı kütüphanedeki raflardaki kitaplardan birkaçının sayfalarının arasına görünmeyecek şekilde koyacaktı. Hakan da harçlığını alabilmek için kütüphanedeki kitapları karıştıra karıştıra harçlığını bulacaktı. Bu yöntem inanılmaz bir şekilde işe yaradı. Harçlık bir hafta psikoloji kitaplarının, bir hafta tarih kitaplarının sayfalarının arasına yerleştiriliyordu. Bu etkinliğin birkaç sonucu olmuştu. Birincisi Hakan için harçlık alma işi oyuna dönmüştü, parayı buldukça mutlu oluyordu. İkincisi Hakan, harçlığı ararken farkında olmadan kitapları tarıyor ve birçok şey öğreniyordu. Üçüncüsü bu tarama faaliyeti, Hakan’ın değişik kitaplardaki bilgilere ilgi duymasına ve kitap okumasına yol açıyordu. Öyle ki, bazen harçlığı aramayı bırakıp kitap okumaya başlıyordu. Bazen de harçlığını bulsa bile, dışarı çıkmayıp kitap okuyordu. Babası bu oyunu biraz geliştirip kitapların içine haberleşme notları da bırakmaya başladı. Hatta oğlunun doğum günü hediyesinin yerini bile, kitapların içine saklanmış bir nota yazmıştı. Hakan, ilerleyen dönemde kitap okumayı hiç bırakmadı. O da babasına birçok oyun yapıyordu.
İşte üç sıra dışı okutma yöntemi. Hoşunuza gideni seçin.
28.12.2003
|