İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
29.12.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


AHMET ÇAKIR a.cakir@zaman.com.tr
 
 

Güneş kendini tüketiyor

TSYD'nin Antalya seminerlerindeki "ağır" konuklarımızdan biri de Şenol Güneş'ti. Milli Takımın başında "gereksiz bir uzatma" oynadığının bilincinde olan hocamız, açıklamalarıyla bu görevde kalma zorunluğuna bizi değil de kendisini inandırmaya çalışır gibiydi.


Kişi olarak Şenol Güneş'i severim. Kendisi de kabul ederse, dostluğundan övünç duyarım. Ayrıca, milli takımın ya da kulüp takımlarının başına şu gelsin bu gitsin gibi yazılar yazıp görüşler belirtmek tarzım değildir.

Ancak Güneş'in saniye bile geçirmeden görevden ayrılma zorunluğunu göstermek istemeyişine çok şaşıyor ve inciniyorum.

Seminerde de bu işin en can alıcı boyutu kendisine hatırlatıldı. Ondan sonra göreve gelecek kişinin daralan süre nedeniyle çekebileceği sıkıntı anlatıldı. Çünkü nöbet değişiminin haziranda yapılması halinde, eylülde 2006 elemelerine başlamak zorunda kalacak teknik direktörün yaşayabileceği sorunlar gün gibi ortada. Kaldı ki bu işin ekip oluşturma, fikstür çalışmaları, hazırlık kampları ve öteki pek çok düzenlemesi var. Bunlar için yeterli zaman bulamayan yeni hoca, 2006'ya katılamamak gibi bir felaket karşısında, suçlanacak kişiyi göstermekten kaçınmayacaktır.

Felaket diyorum, çünkü Almanya'da yapılacak Dünya Kupası neredeyse Türkiye ile ortak düzenleme anlamına gelebilecek bir turnuva olacaktır. Her maçımızı tıklım tıklım dolu tribünlerdeki kendi seyircimiz önünde oynayabileceğiz. Böylece, 2002'deki başarıyı tekrarlama konusunda çok önemli bir şans yakalamış olacağız. Türkiye'yi böyle bir büyük avantajdan yoksun bırakmanın vebali çok yıkıcı olur.

Güneş şu ana kadar neyi yapmak isteyip de yapamamıştır? O, milli takımın başında en çok kalan ve en büyük başarıları kazanan kişidir. Bunu tarih yazmıştır ve kimsenin değiştirmesi mümkün değildir.

Sözleşmeler ille de yazılı oldukları tarihlerde değil, bazı önemli dönemeçlerde de bitebilir. Güneş'in bundan dolayı yüksünmesini gerektirecek bir şey yoktur. Efendim, yönetimle görüş alışverişinde bulunmadan istifa etmenin şık olmayacağı yolundaki imalar, ayrıca Güneş'in gidip başkasının gelmesiyle takımın daha başarılı olacağı garantisinin bulunmadığı yolundaki dolaşık bir takım sözler, gereksizdir, anlamsızdır çırpınışlardır. Ayrıca, ona dönük bazı suçlamaları haklı çıkarmaktan başka bir işe de yaramayacaktır.

Türkçe'de biten cümlenin sonuna nokta konulur. Kimi durumlarda onu virgüller, bağlaçlar ve noktalı virgüllerle uzatabilirsiniz. Fakat o zaman ne dediğinizi anlamak güçleşir ve anlatımınız da sıkıcı, hatta boğucu bir hal alır.

Üstelik, milli takım teknik direktörlüğü, elbette ki büyük onuru dışında, o kadar önemsenecek bir görev de değildir. Nitekim, yarışmacı ruh taşıyan, mesleğini daha aktif biçimde yapmak isteyen hocalar, en çok 3-4 yıllık bir dönem sonunda hemen bu işi bırakmaktadır. Ayrıca, ileriki dönemlerde yeniden bu göreve dönme yolu kimseye kapalı değildir. Bunun en çarpıcı örneğini de Coşkun Özarı oluşturmaktadır. Özarı 4 kez "gitmeyi bildiği için", tam 5 kez milli takımın başına getirilmiştir.

Güneş'in görev süresi boyunca hiç tanık olmadığımız, bir takım istatistiği verilerle dönemindeki başarıyı ortaya koymaya çalışması, İngiltere maçındaki verilen bizi üstün gösterdiği halde, istediğimiz sonucu elde edemeyişimiz, Letonya karşısındaki yaşadığımız talihsizlikler gibi hüzün verici çırpınışlardır. Bunların tümü doğru olabilir. Hatta Güneş başarı için daha fazlasını da yapmıştır. Ancak bugün gelinin noktada o artık tıkanmıştır. Yeni bir atılımla milli takımı bir yerlere götürebilmesi konusunda ona inanan tek futbol adamı bile yoktur! Hatta federasyon bile arkasında değildir. Ulusoy'un "Kendisi ayrılırsa onu bilemeyiz" mealindeki sözlerinin anlamı açıktır.

Sevgili Güneş, biz seni seviyoruz ve başarılarının da tarihe altın harflerle yazılacağını biliyoruz. Merak etme, kimse yazmazsa biz yazarız. Ancak bu noktada lütfen kendini daha fazla tüketme.


29.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (27.12.2003) - Bülent Yavuz komedisi

> (24.12.2003) - Ahlâk zabıtaları görevde!

> (21.12.2003) - Batista’nın emeğine yazık oldu...

> (19.12.2003) - G.Saray’da geniş kadro sorunu!

> (18.12.2003) - Aslan’a kupa morali

> (16.12.2003) - Zirvede Karadeniz fırtınası

> (15.12.2003) - Operasyon başarılı ama hastayı kaybediyoruz

> (13.12.2003) - Futbolda ilk kaybeden biz değiliz

> (11.12.2003) - Bir Hakan Şükür’le bu kadar...

> (10.12.2003) - Cim Bom yine bıçak sırtında...




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.