İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
29.12.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


EKREM DUMANLI e.dumanli@zaman.com.tr
 
 

Ayinesi haberdir gazetenin, lafa bakılmaz

Adamın biri, herkesin göreceği bir meydana slogan yazmak istemiş. Aklına Nietzsche’nin o malum ve meşhur sözü gelmiş, belki inancına da uygun düşmüş ve “Tanrı öldü” diye sloganı basmış. İmzayı da unutmamış, sloganın altına kocaman ‘Nietzsche’ yazmış. O meydana yolu düşen herkes, kendine göre bir anlam çıkarmış yazıdan; kimi haklı bulmuş ‘duvar yazarı’nı kimi haksız...


Ertesi sabah ilginç bir manzarayla karşılaşmış ahali. Meğer, oradan geçen muzip birisi, yeni bir sloganla cevap vermek istemiş. O yazı şöyleymiş: Nietzsche öldü! Bu iri puntolu yazının altına “Tanrı” yazmış adam. Böylece ilk yazıdaki temenninin yerini, gerçeğin ta kendisi almış... Zaten fiili durum önemlidir, kişilerin kendi kendine kurguladığı şeyler değil...

Türkiye’de gazetecilik de biraz böyle: Bir kendi kurguladıklarımız var bir de hakikatlerin çıplak yüzü. Umutlar, beklentiler, istekler bir yanda, gerçekler öbür yanda. Halbuki gerçekle yüz yüze gelmek önemlidir; hayallerle avunmak değil. Hayata meydan okumak, kendimizle hesaplaşmak demektir; yani kendimizi yenilemek ve hamle yapmak. En önemlisi, bunu yaparken vefalı ve dürüst olmak...

İlginç bir meslektir gazetecilik. Eskilerin ifadesiyle kîlü kâlü çoktur. Üstelik iddiası ve gösterişi boldur. Sorumluluğunu düşündüğünüzde ise karşınıza çetin mi çetin bir sınav çıkar. O yüzden kimin ne konuştuğuna, ne yazdığına bakmayın; nasıl olsa ürün ortada, onu değerlendirin, yeter! Elbette kimse “yoğurdum ekşi” demez; zaten o yoğurdun ekşi olduğuna inansa onun için gayret etmez. Bu sebeple söylüyorum, gazetecilerin kendi haklarında ahkam kesmesine bakmayın, ortaya konan ürüne bakın. Yanlışıyla doğrusuyla tarihe mal olan odur çünkü.

Ortada ürünler, hatta onların gölgesinde devam eden yönelişler varken kimlikler tartışılmaz gazetecilikte. Sadece bir istisnası vardır bunun: Yayıncı kimliği iflah olmaz bir ideoloji haline geliyor ve meslek sınırlarını yıkıp geçiyorsa o zaman yerden yere vurulabilir yayınlar. Yayıncının ‘sağcı’, ‘solcu’, ‘muhafazakar’, ‘liberal’ vs. olma hakkı vardır; yeter ki bu kimliklerden doğabilecek önyargılar, gazetecilik mesleğinin gerektirdiği dürüstlüğün önüne geçmesin. Yalan, iftira, asparagas, çarpıtma gibi seciyesi düşük davranışların inançla, ideolojiyle, ilkeyle vs. izahı yoktur çünkü. Zaten bu yüzden bazı gazeteler kitlelerden kopar, marjinalleşir. Dolayısıyla da her yazdığı satır, gerçekten uzak bir duruş sergiler. Marjinal yayınları fazlaca tehlikeli bulmam; çünkü inandırıcılıktan uzaktırlar hep. Belki de bunalan kitlelerin bir şekilde rahatlamasına da vesile olabilir bu tür gazeteler. Herhangi bir ideolojiye mensup görünmeden yanlı yayın yapmak, gazeteciliğin çıkmaz sokaklarından biridir. Objektif görünümlü önyargıyı sezmek kolay değildir çünkü. Her ne kadar erbabı daha ilk satırdan yanlışı anlasa da kitleler sezemeyebilir haksızlığı.

Aslında hadiseleri dallandırıp budaklandırmaya gerek yok! Bir yayını eleştirmek mi istiyorsun, alırsın eline gazeteyi, mecmuayı vs., somut veriler üzerine konuşursun. Somut veriler diyorum; çünkü Türkiye’de medya tartışmaları hep minder dışında yapılıyor. O nedenle “dinci basın”, “liboş medya”, “cemaat medyası”, “laikçi basın” gibi yakıştırmalar yakışıksızdır, çirkindir... Üstelik meslektaşlar arasında gözetilmesi zaruret olan nezaket kurallarına da uygun değildir.

Bu tür konular açıldığında üniversitelere de içerliyorum hep. Ancak onlar tarafsız değerlendirme yapabilir; şayet üniversitelerde ilmi çalışmalar hâlâ yapılabiliyorsa. Gazeteler, bilimsel araştırmalarla masaya yatırılmadıkça halüsinasyonlar devam edecek bu ülkede. Üniversiteler, araya hakem olarak girse, içerik analizleri yapsa, karşılaştırmalı metin incelemeleri yapsa, haber ve yorumları bilimsel kriterler ile tartsa hem kendileri itibar kazanacak hem gazetecilik; fakat kimin umurunda...

Yaptığı gazetenin arkasında yiğitçe duran her yayın kadrosu gür bir sesle şöyle diyebilmeli: Hodri meydan, gazetemiz ortada, alın inceleyin, araştırın, bilimsel kriterler ile doğru ve yanlışlarımızı ortaya koyun. Öbür türlü herkes kendi rüyasıyla baş başa kalıyor...

Hiçbir meslek, gazetecilik kadar nezaket gerektirmez; çünkü bu mesleğin özü insan onuruna, toplum huzuruna dayanır. Hatanın düzeltilme yolu da bellidir. Lakin Türkiye’de bu yollar kapalı.

Türkiye’de medya, kalite düzeyini artırmak zorunda. Seviye artırma, boğuşarak, didişerek, birbirine çamur atarak, yaftalayarak yapılmaz; belki dostça uyararak, yanlışları insaflıca ortaya koyarak, düzeyli tartışmalar yaparak yapılabilir. Toplumun bilgi düzeyi arttığına göre bundan kaçış yok. Toplam kalite artışının yolu, gazetelerin kendilerine dönmelerinden geçiyor. Su üzerine yazdıklarımız önemli değil; ma’şeri vicdan nasıl olsa tarihin muhkem sayfalarına bir not düşecek. O nottan utanmamak gerekiyor...

Söz veriyoruz: ZAMAN bir okul olacak

Hemen her gazetenin iddiasıdır okul olmak, ekol olmak. Keşke herkes ciddiyetle bu maksat için çırpınsa! Zaman, genç bir kadroya sahip. Her geçen gün daha da yetiştiriyor kendini. Üst üste başarılar elde ediyor. Geçenlerde 2003’e bir göz attım; arkadaşlarımız o kadar çok başarıya imza atmış, ödüller kazanmış ki! Üstelik önyargı ve yok sayma politikalarına rağmen...

Geçen haftaki başarı, 2003’ün mutlu bir kapanışıydı. 53 genç muhabirin katıldığı Basın Enstitüsü gazetecilik sertifika programı geçen hafta sona erdi. Programı düzenleyen Basın Enstitüsü’nü de, ona destek veren Hürriyet’i de tebrik etmek gerekiyor. Büyük bir ciddiyetle yürütüldü program, çok sayıda usta gazeteci katıldı, ders verdi.

Programı Zaman ailesinden Adem Yavuz Arslan birinci, Rahime Sezgin ikincilikle bitirdi. Genç kardeşlerimi kutluyorum... Okurlarımıza da duyuruyorum buradan, daha çok başarılara imza atacak Zaman’ın genç, dinamik kadroları...

Size bir başka sürpriz haber daha vereyim. Önümüzdeki günlerde Zaman’da kurum içi habercilik sınavı yapılacak. Geçen yaz dört günlük meslek içi eğitim semineri verilmişti. Her haberciye Haber Kılavuzu dağıtılmıştı iki yıl önce. Örnek haber metinleri üzerinde eleştirel konuşmalar yapılmıştı. Zaten her ay en başarılı haberlere ödüller veriliyor, haberciliği dört dörtlük yapan arkadaşlarımız teşvik ediliyor. Şimdi bu habercilerin teorik gazetecilik bilgilerini test etme zamanı geldi. Muayyen periyotlarla yapılması düşünülen sınavlarda habercilik ilkelerinden dil ve üslup inceliklerine kadar her bilgi gözden geçirilecek.

Tek bir hedef var: Zaman’ın bir okul haline gelmesi. Bunun sonuçlarını yakında daha net göreceksiniz...

Haftalık ortalama gazete satışları (15 Aralık–21 Aralık 2003)

 Gazete Fiyat H. ortalama net satış Önceki net satış
 Posta  200.000  523.575 513.277
 Hürriyet  350.000  480.901 473.766
 Zaman  300.000  393.323 389.197
 Sabah  300.000  383.605 380.517
 Milliyet  250.000  256.043 252.744
 Takvim  200.000  244.817 239.718
 Fanatik  200.000  223.117 219.543
 Akşam  200.000  217.008 215.072
 Vatan  250.000  199.202 196.592
 Star  250.000  177.359 178.340
 Pas Fotomaç  200.000  164.911 176.086
 Güneş  150.000  145.045 141.832
 Gözcü  150.000  127.915 127.063
 Yeni Şafak  300.000  116.030 117.133
 Şok  150.000  112.688 112.433
 D.B. Tercüman  150.000  111.555 116.230
 Türkiye  300.000  103.842 102.547
 H.O. Tercüman  100.000  69.318 68.029
 A. Vakit  300.000  61.177 59.682
 Cumhuriyet  500.000  48.046 48.051
 Radikal  350.000  46.430 45.521
 Bulvar  150.000  46.120 46.312
 Dünya  500.000  42.487 42.446
 Yeniçağ  300.000  29.778 29.381
 Milli Gazete  300.000  15.420 15.402
 Finansal Forum  500.000  8.468 8.224
 Y. Ö. Gündem  350.000  7.617 7.596
 Yeni Asya  350.000  7.004 7.121
 Günlük Evrensel  250.000  6.051 5.962
 Ortadoğu  250.000  5.995 6.311
 Önce Vatan  150.000  5.438 5.650
 Yeni Mesaj  300.000  2.791 2.781
 T. Daily News  1.000.000  1.682 1.632
 Hürses  50.000  1.583 1.576
 Genel Toplam  4.386.320 4.353.788


29.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (25.12.2003) - CHP’nin İslam kültürü ile imtihanı

> (23.12.2003) - Ya Baron’a sormak gerek ya Aslan Bey’e

> (22.12.2003) - Diri diri yakılan gazetecilik

> (18.12.2003) - “Sayın Başbakan... Sayın Bayhan”

> (16.12.2003) - Saddam’ın hatırlattığı lider krizi

> (15.12.2003) - Medya her reklamı yayınlayabilir mi?

> (11.12.2003) - Kur’an’dan utanır hale gelmek

> (09.12.2003) - Kemal Gürüz, MIT başkanı olsaydı

> (08.12.2003) - Piyasa gazeteciliğinden bıkmadınız mı?

> (04.12.2003) - Terörün üstesinden gelmek için




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.