İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
29.12.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


ETYEN MAHÇUPYAN e.mahcupyan@zaman.com.tr
 
 

Fransa’dan demokrasi dersi

Medyamız ders verdirmeye bayılır. Hemen her fırsatta örneğin Kuzey Irak Kürtlerine veya AB yetkililerine ‘ders veren’ bir yetkilimiz gazete sayfalarını süsler. Ama medyamızın en fazla hoşlandığı ders verme durumları, askerlerin ve genelde bürokratların sivil siyasetçilere hadlerini bildirdikleri beyanatlarla ortaya çıkar.


Bizde medya organları, bürokratların sivillere sivillik öğretme çabalarını vurgulamaktan nedense çok hoşlanır. Dolayısıyla da siyasetçilerin yıllar boyu en fazla aldıkları dersin konusu hep ‘demokrasi’ olmuştur.

Oysa aslında bu durum temel bir çarpıklığın göstergesi. Türkiye’de demokrasi birtakım fikirlerin, duruşların, hatta o fikir ve duruşları sembolize eden işaretlerin taşınması olarak algılanıyor. Tam da bu nedenle örneğin başı açık kadınlarımız kendilerini başörtülülere oranla demokrasiye daha uygun sanmaktalar. Çünkü onların kılık kıyafet ‘durumları’, kendi kafalarında demokrasinin ima ettiği imaja daha uygun. Fikirlerin ve sembollerin demokrasiyi ifade etmesinin ardında ise, hemen her konuda tek bir doğrunun olduğuna dair zımni inanç yatmakta. Çünkü doğrunun tek olduğu durumlarda, iş söz konusu doğrunun ‘taşınmasına’ indirgenir. Diğer taraftan artık önemli olan o doğruyu kimin bildiğidir ve söz konusu aktör konuşunca diğerlerine de ‘ders’ almak düşer. Bürokrasi ise memleketimizde geleneksel olarak, ‘işini iyi bilen, tarafsız’ bir otorite olarak sunulurken; siyasetçiler ‘kaypak ve güvenilmez’ olmaktan muzdaripler... Böylece ortaya demokrasi konusunda bile bürokratların ‘hoca’, sivillerin ‘talebe’ olduğu bir yapı çıkmakta.

Fikirlerin demokrasi niyetine kullanılması, yabancıların işimize gelen kanaatlerine de sık sık ‘ders’ mahiyeti kazandırıyor... Fransa’da Stasi komisyonunun dini sembollerin okullarda taşınmasına ilişkin raporu da bize bir ‘laiklik dersi’ olarak yansıdı. Çünkü laiklik konusunda da bizimkiler tek bir doğru olduğunu sanmaktalar... Oysa bugün Avrupa ülkelerinin kendi içinde bile nerdeyse uzlaşmaz anlayış ve uygulama farklılıkları mevcut. Doğal olan da bu... Toplumsal çeşitlilik kamusal alan düzenlemesinde standart bir norm oluşturmaya izin vermez. Modernizm bile birçok alanda standart oluştururken, dayandığı tanımların tabanını genişletmek ve farklılıkları böylece kuşatmak zorunda kaldı. Dolayısıyla her ülkenin, hele dayandığı İslami kültürel temel üzerinden modernleşen Türkiye gibi ülkelerin kendi ‘doğru’larını toplumsal olarak üretmeleri gerekmekte. Bu ise toplumsal tartışma yoluyla ortak bir ‘birlikte yaşama iradesi’ oluşturmaya çalışmak demek...

Buna Batı dünyasında demokrasi deniyor: Çünkü demokrasi önceden saptanmış birtakım fikir ve sembollerin taşınması değil, bir toplumsal karar mekanizması yöntemi. Fransa başörtüsünün okullarda giyilip giyilmemesinden hareketle, saygınlığı olan bir komisyon kurdu, bu komisyon aylarca çalışıp bir rapor üretti, bu rapor kamuoyunda derinliğine tartışıldı ve sonuçta bir referans olarak kullanıldı. Ama böylece Fransa bu konudaki evrensel doğruyu bulmuş olmadı... Gelecekte konunun defalarca yeniden ele alınacağı, değişen algılamalar ışığında yeniden belirleneceği açık. Fransa bile laikliği mutlak bir kavram olarak kullanamayıp, komisyon kuruyor... Çünkü laiklik konusunda Fransa bile demokrasiden sapacak güce sahip değil. Stasi komisyonunun ürettiği fikirler bize doğru veya yanlış gelebilir; ama Fransa’nın bu konuyu ele alma biçiminde bize nazaran belirgin bir farklılık var: Onlar bir demokrasi, biz ise değiliz... Biz hâlâ yanlış dersleri alıp vermekle uğraşıyoruz.


29.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (28.12.2003) - Başörtüsü meselesinde asıl sorun

> (26.12.2003) - Kıbrıs’ta bürokratik ‘çözüm’

> (22.12.2003) - Emekli general siyaseti

> (21.12.2003) - Basmakalıp bir analiz

> (19.12.2003) - Eğlenceli bir analiz

> (15.12.2003) - Denktaş’ı daha da tanıyalım

> (14.12.2003) - Denktaş’ı tanıyalım

> (12.12.2003) - Kıbrıs’ta AB referandumu

> (08.12.2003) - Kıbrıs’ta meselenin özü

> (07.12.2003) - Kıbrıs’ı hak ediyor muyuz?




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.