| |
2003’te ekonominin dirençleri kırıldı
2003 yılı başında tahmin edilen makro ekonomik göstergelerle, yılın sonunda gerçekleşen göstergeler gerçekten şaşırtıcı. Bu konuda birçok iktisatçı, akademisyen, baş ekonomist, piyasa uzmanı ve medyada ekonominin geleceğini yorumlayanlar, yıl sonu makro ekonomik gösterge tahminlerinde sınıfta kaldılar.
Bunlardan biri, size; ‘yıl sonunda dolar 1 milyon 400 bin lira seviyesinde olacak, enflasyon oranları yüzde 20’lerin altına inecek, Hazine’nin iç borçlanma faiz oranları yüzde 25’ler seviyesinde gerileyecek’ deseydi, birçoğunuz onun ekonomi bilgisinden ve aklından şüphe ederdiniz. Ayrıca, Merkez Bankası (MB) günlük dolar alış ihaleleriyle 6 ayda piyasadan 9 milyar 800 milyon dolar toplayacak şeklindeki tahminlerine de inanmazdınız.
“Türkiye’de ihracat seferberliği başlayacak, başta tekstil ve hazır giyim olmak üzere birçok mal ve hizmet dalında yapılan ihracatın yıl sonunda 48 milyar doları bulacağını, yüzde 6,5 oranındaki faiz dışı fazla hedefinin tutturulacağını tahmin ediyorum.” deseydi de inandırıcı olmazdı. Diğer ekonomik göstergelerin birçoğunda, yıl sonu geçekleşmeleri seviyesinde bir tablo gösterseydi, belki de ‘bu hangi ülkenin makro ekonomik verileri?’ diye sorardınız. Hükümet bile, 2003 yılı bütçesinde 3 milyar 750 milyon dolar olan yıl sonu carî açık hedefini revize ederek, 7 milyar 700 milyon dolara revzi etti. Ancak, ekim ayında gerçekleşen 10 aylık carî açık rakamı 4,1 milyar dolar oldu.
Merkez Bankası makro ekonomik göstergelerle ilgili yıl boyunca her ay iki kez beklenti anketi düzenledi. Birçok banka yöneticisinin ay ve yıl sonu dolar fiyatı, enflasyon yüzdesi, büyüme, bono faiz oranları ile ilgili tahminleri bu ankette yer aldı. Anketlerdeki tahminlerde her ay kademeli iyileşmeler gözlendi.
Peki, ne oldu da 25 yıl süren ve her ay karikatürü çizilen enflasyon canavarının direnci kırıldı? IMF yaptırımlarıyla gerçekleştirilen ekonomideki yapısal düzenlemeler, MB’nın kararlı para politikası ve tek parti hükümetinin rehavete düşmeden yaptığı uygulamalar, yıl ortasından itibaren kademeli olarak meyvesini vermeye başladı. Toplum ve piyasaların hükümetin ekonomi yönetimine güveni artmaya başladı. Halkın zorunlu ihtiyacı dışındaki harcamaları ertelemesiyle, emtia fiyatları yükselmemeye başladı. Ancak, iç pazarı durgunlaştırdı. Üreticiler, dış pazarlara yöneldiler. Küresel ekonominin getirdiği rekabet ortamında, üretilen malın pazarlanabilmesi için kârdan da fedakarlık etmek gerektiği düşüncesi yaygınlaştı. İhracatta döviz kurunun düşüklüğün dezavantajına da katlanıldı. Bütün bu olumsuz dış pazar koşullarına rağmen ihracatta Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı.
Her ne kadar enflasyonun düştüğüne inanılmıyorsa da, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin ekonomik görünümünün iyileştiğini teyit etmeleri, ABD’den, AB’den verilen hibe krediler ve İMF’nin borç ödemede hükümete esneklik sağlaması Türkiye ekonomisinin dışarıdan daha iyi göründüğünün bir göstergesidir.
Hükümet ekonomide rehavete düşmez ve popülist politikalar uygulamalar yapmazsa, ekonomide 2003 yılında yakalanan iyileşme ivmesi 2004 yılında hız kazanacaktır. Ancak, ekonominin kırılma noktaları yok değil. Kıbrıs konusu, Kuzey Irak’taki azınlıkların devlet kurma çalışmaları, AB’den üyelik takvimi alma konularında karşılaşılacak olumsuzluklar ekonominin kırılma noktaları olacaktır. Ancak, yapısal değişimlerle sağlam temeller üzerine oturmuş ekonomide bu kırılma noktalarının fazla etkili olmayacağı düşüncesindeyim.
2004 yılının size, ülkemize ve tüm dünyaya barış ve huzur getirmesi dileklerimle yeni yılınız kutlu olsun.
29.12.2003
|