İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
29.12.2003
Pazartesi
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


SELÇUK GÜLTAŞLI s.gultasli@zaman.com.tr
 
 

2004 Türkiye yılı olacak mı?

Artık çok emin değilim. 15 gün önceki Avrupa Birliği (AB) Brüksel Zirvesi’ne kadar çoğu kişi gibi ben de AB açısından 2004’ün Türkiye yılı olacağını düşünüyordum. Ancak Zirve, Valery Giscard D’Estaing’in deyimiyle Avrupa’nın 50 yıllık geleceğini şekillendirecek anayasa taslağı üzerinde anlaşamadı. Anayasayı hazırlayan heyetin başkanı D’Estaing’in Amerika’nın kurucularına özenip istediği “AB Anayasası’nın babası” unvanıyla tarihe önemli bir dipnot olarak demir atma ihtirası da şimdilik tehlikeye girdi.


Konumuz anayasanın reddi ile gem vurulan D’Estaing’in ihtirasları değil. Mesele, anayasa hezimetinin Türkiye tartışmalarını ciddi şekilde gölgeleyecek/etkileyecek olması. Anayasanın öngördüğü kurumsal reform tartışmalarına dalan Brüksel, Ankara’yı ya ihmal edecek ya da bazı üyeler daha olumsuz bir tavır içine girebilecekler. 1 Ocak-31 Haziran 2004 tarihleri arasında AB’nin dümenine geçecek İrlanda, ihtilafı çözmeye pek teşne görünmüyor. Anayasa tartışmalarının, Ankara’ya nihai cevap verecek olan Hollanda dönem başkanlığına, hatta ondan sonraki Lüksemburg’a kalabileceği yorumları yapılıyor.

İrlanda, marttaki ara AB Zirvesi’ne bir anayasa uzlaşı formülü sunacak. Türkiye için en iyi sonuç, bu formülün 25 üye için kabule şayan olması ve anayasanın aradan çıkması. Reddedilmesi durumunda -ki bu, daha güçlü bir ihtimal olarak beliriyor- İspanya ile birlikte Brüksel Zirvesi’nin dağılmasının asıl suçlusu olarak görülen ve kulübe üye olacak 10 ülkenin en büyüğü olan Polonya, 1 Mayıs’tan itibaren hem Komisyon hem de Konsey’deki koltuğuna yerleşecek. O zaman anayasa tartışmalarının daha da alevlenmesi mukadder.

Polonya tartışmasının Ankara’yı derinden etkileyebilecek ikinci bir sonucu da, Polonya ile başa çıkamayan Almanya-Fransa ikilisinin Türkiye’ye müzakere tarihi verme konusunda daha isteksiz hale gelmeleri ihtimalidir. Fransa’nın şimdiye kadar rengini belli etmediği gibi hemen hemen bütün siyasi partilerin Aralık 2004’te Ankara’ya tarih verilmesi konusunda son derece isteksiz olması Ankara’yı ciddi şekilde düşündürmelidir.

Ankara için en iyi senaryo, martta İspanya’da yapılacak seçimlerin ardından Madrid’in anayasaya ilişkin tavrını yumuşatması ve Polonya’yı muhalefette yalnız bırakmasıdır. Böyle bir durumda İrlanda dönem başkanlığında anayasada bir uzlaşı sağlanabilir ve Türkiye bütün cesametiyle gündeme oturur. Anayasa tartışmasının uzaması her halükarda Ankara’nın aleyhine sonuç verecektir.

Bu, işin Avrupa sahnesi. Türkiye tarafında ise uygulamalar için çok vakit kalmadığını görmek gerekiyor. Verheugen’lu Komisyon’un 1 Kasım 2004’ten itibaren görevi bırakacağını düşünürsek, nihai kararın zemini olacak ilerleme raporunun yazımı bu sene daha erkene alınarak, galip ihtimalle ekim başında yayınlanacak. Unutmamak gerekir ki, yeni rapor 20 değil, aralarında Kıbrıs Rum idaresi komiserinin de bulunacağı 30 üyeli bir komisyon tarafından yazılacak. Kıbrıs meselesinin çözülmediği bir vasatta Rum komiserin Yunanlı meslektaşı ile olumsuz bir rapor çıkması için elinden geleni yapacağını söylemek kehanet sayılmamalı.

2004’te Türkiye’nin AB gündemine oturması önemli; ancak ne olursa olsun anayasa ihtilafının gölgesinde geçmeye aday görünen 2004’ü Türkiye’nin uygulama sorunlarının halline ayırması gerekiyor.


29.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (22.12.2003) - Sebep Türkiye mi?

> (15.12.2003) - Güneydoğu da nereden çıktı?

> (01.12.2003) - Avrupa Birliği, haritadan silinir mi?

> (24.11.2003) - Bombanın Avrupa tesiri

> (17.11.2003) - Türkiye ne yapabilir?

> (10.11.2003) - Rapor ne demeye çalışıyor?

> (03.11.2003) - Hıristiyanlığa atıf ve Türkiye

> (27.10.2003) - Bir ihtimal daha var mı?

> (20.10.2003) - Kapılar Tayyip sevgisine dayanamadı

> (13.10.2003) - Türkiye’nin stratejik olarak AB’ye pazarlanabilirliği




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.