Ankara, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin çalışmalara odaklanırken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümeti kurma görevini 14 Aralık seçimlerinden birinci çıkan Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat’a verdi. Vekil transferine kapıları kapatan Talat, Türkiye ile istişare içinde en kısa zamanda bir çözüm hükümeti kurmayı hedeflediğini, 3 ya da 4 partili formüllere açık olduğunu söyledi.
Bu arada Ankara’nın Kıbrıs planına ilişkin hazırlıkları son aşamaya geldi. Sorunun Annan Planı çerçevesinde çözülmesini öngören Kıbrıs raporunda, Türkiye’nin Ada’daki asker sayısını çözümden sonra aşamalı olarak 6 bine kadar indirmesi planlanıyor. Toprak paylaşımı için de yeni haritalar hazırlandığı kaydediliyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs konusunda Annan Planı’nın kesin olarak görüşeleceğini söyledi. Konuya ilişkin Dışişleri'nin hazırladığı raporu salı günü Başbakan Tayyip Erdoğan'a teslim edeceklerini kaydeden Gül, “Bunun dışında başka çaremiz yok. Çünkü Mayıs 2004’ten itibaren karşımızda yeni bir devlet bulacağız.” dedi.
Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal’in Başbakan Erdoğan’a bugün plan hakkında brifing vermesi bekleniyor. Ziyal, dün de planın artı-eksilerini son kez tartışmak ve askeri kanadın da görüşlerini almak için Genelkurmay’dan yetkililerin katıldığı bir toplantı yaptı.
AK Parti İl Başkanları Toplantısı’na katılan Dışişleri Bakanı Gül, dış politikadaki gelişmeler hakkında bilgi verirken Kıbrıs konusunda gelinen son noktayı anlattı. Toplantının basına kapalı kısmında parti yöneticilerine bir brifing veren Gül, Annan Planı’na yönelik Dışişleri tarafından hazırlanan raporun bugün Başbakan’a sunulacağını söyledi. Annan Planı’nın ‘kesin olarak görüşüleceği’ vurgusunu yapan Gül, “Başka çaremiz yok. Çünkü 2004 Mayıs’ından itibaren karşımızda yepyeni bir devlet bulacağız. Bu devletin fikirleri, görüşleri AB tarafından resmen tanınacak ve daha önemli hale gelecek. KKTC ise hiçbir şeyden istifade edemez duruma düşecek.” değerlendirmesinde bulundu. Sorunun Annan Planı çerçevesinde çözülmesini öngören Dışişleri’nin Kıbrıs raporunda, Türkiye’nin adadaki asker sayısını çözümden sonra aşamalı olarak 6 bine kadar indirmesi planlanıyor. Bakanlığın toprak paylaşımı için yeni haritalar hazırladığı da kaydediliyor. Haritaların bazılarında tartışmalı Güzelyurt’un tamamının Rumlara bırakıldığı iddia ediliyor. Türkiye’nin AB’ye üye olacağı tarihe kadar, Rumların Kuzey’de ikinci ev edinmelerinin, ekonomi ve sanayi kuruluşlarına ortak olmalarının ve arazi satın almalarının kısıtlanması isteniyor. NTV ve Cumhuriyet gazetesinin dün detaylarını açıkladığı rapora göre, adaya Türkiye’den ve Yunanistan’dan yerleşecekler için Annan Planı’nda belirlenen yüzde 5 oranı kabul ediliyor. Çözümden sonra ortaya çıkabilecek sorunlar için ise AB hukukunun benimsenmesi öneriliyor. Raporun, bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a sunulduktan sonra önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanlığı’nda yapılması planlanan zirvede son halini alması bekleniyor.
30.12.2003
Talat, hükümeti kuramazsa iade için 15 günü beklemeyecek
KKTC’de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş hükümeti kurma görevini seçimlerden birinci çıkan Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat’a verdi. Vekil transferine değil partilerle görüşmelere odaklanacağını söyleyen Talat, Türkiye ile istişare içinde bir çözüm hükümeti kurmayı hedeflediğini ifade etti.
Denktaş ise tercihinin Meclis’e giren 4 siyasi partinin ortak hükümet kurması olduğunu, Ankara’dan gelen telkinlerin de bu yönde olduğunu belirterek, “İnşallah bunu başarırlar” dedi. Anayasaya göre Talat’ın 15 günde hükümeti kurması gerekiyor. Bugün partilerle görüşme trafiğine başlayacak olan Talat’ın, görüşmecilik konusunda ilk aşamada Denktaş’ın da içinde olacağı bir komite oluşturulmasından yana olduğu belirtiliyor.
Bu arada Denktaş, dün bir soru üzerine "KKTC'de Denktaş yanlılarına ev ve arsa verildi" iddialarına çok sert tepki gösterdi. Denktaş, Metin Münir'in köşesinde yer verdiği iddialarla ilgili olarak, "Birtakım iddialarda bulunuyorlar. İsim vermeden konuşuyorlar. Madem isim biliyorsunuz, açıklayın. İsim vermeden konuşmak bile büyük bir ahlaksızlıktır." dedi. Murat Uçar, Lefkoşa, Cihan
30.12.2003
Erdoğan, Org. Özkök’le Kıbrıs’ı görüştü: Artık zaman kaybedemeyiz
Dün akşam Başbakanlık'ta Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök ile Kıbrıs ağırlıklı bir zirve gerçekleştiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'de hükümeti kurmakla görevlendirilen CTP lideri Mehmet Ali Talat'ın başarılı olmasını dilediklerini söyledi.
1,5 saatlik görüşmede Kıbrıs'ı konuştuklarını belirten Erdoğan, "KKTC'nin bu konuda kaybedecek vakti yok. Hele hele geniş tabanlı bir hükümet olursa biz de buna memnuniyetle bakarız." dedi. Başbakan, Kıbrıs konulu bir ‘devlet zirvesi'nin henüz gündemde olmadığını da aktardı. Erdoğan-Özkök görüşmesinin, Mehmet Ali Talat'a hükümet kurma görevi verildikten hemen sonra gerçekleşmesi dikkat çekti. Ankara, Cihan
30.12.2003
Iraklı Kürtler federasyonu halk oyuna sunma yolunda
Kuzey Irak’taki Kürt gruplar, 28 Şubat’a kadar bitirilmesi planlanan Irak Anayasa taslağına, Kürt bölgesini yarı özerk bir yapıya kavuşturan maddeler koymak için baskılarını sürdürüyor. İngiliz Financial Times gazetesi, Kürtlerin taleplerinin bölgenin doğal kaynaklarının kontrolünden Irak ordusunun bölgedeki askeri hareketlerini veto yetkisine kadar çeşitli alanları kapsadığını yazdı. Gazeteye konuşan Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin sözcüsü Adil Murat, “Reddedilirsek, referandum yolunu seçeriz.” dedi.
Irak Türkmen Cephesi lideri Faruk Abdullah Abdurrahman ile görüşen Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ise “Federasyonu reddediyoruz.” mesajını vererek, Kürt grupların federasyon temelli anayasa hazırlıklarının Arap dünyasında meydana getirdiği rahatsızlığı ifade etti. Irak Kürdistan Demokratik Partisi lideri Mesud Barzani, iktidarın Iraklılara devrine ilişkin 15 Kasım’da imzalanan anlaşmanın gözden geçirilmesini istedi.
Partinin yayın organı Etteahi gazetesinin haberine göre Barzani, anlaşmanın, ‘Iraklı Kürtlerin haklarının da yer alacak şekilde’ gözden geçirilmesini istiyor.
Irak’taki Geçici Hükümet Konseyi’ndeki Kürt üyelerin, değişim sürecinde yapılacak yasal düzenlemelerle Kürt bölgesine geniş egemenlik hakları sağlamaya çalıştıklarını belirten gazete, Kürtlerin peşinde oldukları egemenlik haklarının bölgenin doğal kaynaklarının kontrolünden Irak ordusunun bölgedeki askeri hareketlerini veto yetkisine kadar çeşitli alanlarda ortaya çıktığını öne sürdü. Gazete, ‘Kürtlerin bu talepleri 28 Şubat tarihine kadar bitirilmesi hedeflenen yasal hazırlıkların önünde yeni bir engel oluşturacak.’ diye yazdı.
Kürt partilerin yarı özerk bir yönetim yapısının sağlanmasını da önerdiklerini, bu yapıya ‘Kürt bakanlar konseyi’ adının verilmesini istediklerini belirten Financial Times, oluşturulacak konseye Bağdat’ta yapılan bütün idari uygulamalara onay verme hakkının sağlanmasının da hedeflendiğini kaydetti. Gazete, konuyla ilgili olarak bu ay içinde Geçici Hükümet Konseyi’ne sunulan tasarıların muhabirleri tarafından ele geçirildiğini de iddia etti. Gazete, Kürtler tarafından Konsey’e sunulan bu tasarıların bir anda yapılan tartışmaların odağına oturduğunu belirtirken, Kürtlerin bu isteklerine Hükümet Konseyi’nin birçok Arap üyesinin karşı çıktığını belirtti. Financial Times, bu durumda Kürtlerin referandum seçeneğini zorlayacağını yazdı ve Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB)’nin sözcüsü Adil Murat’ın, ‘Eğer reddedilirsek referandum yolunu seçeriz.’ dediğini bildirdi.
Barzani ise Etteahi gazetesindeki ifadesinde ‘15 Kasım’daki anlaşmanın gözden geçirilmesi lazım ve bir Irak federasyonu bünyesinde ‘Kürtlerin hakları’ bu anlaşmada yer almalıdır.’ diyen Barzani, ‘Bugün Kürtler güçlü konumda, ancak birliklerini korumak için mücadelelerini sürdürmelidir. Bizler bir federasyon istiyoruz ve bu halkımızın temel isteklerinden biridir. Silahlı mücadele devri kapanmış, sandık mücadelesi başlamıştır.’ ifadelerini kullandı. Irak Geçici Hükümet Konseyi ile Amerikan-İngiliz koalisyonu tarafından 15 Kasım’da imzalanan anlaşma, 31 Mayıs 2004’e kadar geçici bir ulusal meclis kurulmasını öngörüyor. Irak Türkmen cephesi lideri Faruk Abdullah Abdurrahman ile görüşen Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, ‘Irak’ın siyasi birliği ve toprak bütünlüğü dışında herhangi bir görüşü kabul etmiyoruz.’ dedi. Irak’ın geleceğine halkın içindeki tüm unsurların birlikte karar vermesi gerektiğini savunan Türkmenlerin sorunlarını da dinleyen Musa, Abdurrahman’a ‘Sizler Irak’ı temsil ediyorsunuz, kapımız sizlere her zaman açık, burası sizin eviniz.’ mesajı verdi. Dış Haberler Servisi
30.12.2003
Türkmen ve Araplar: Kerkük hiçbir zaman Kürt bölgesi olmadı
Irak Geçici Hükümet Konseyi’nin Kürt üyeleri tarafından Kerkük’ün, kurulması planlanan Kürt Federasyonu’na dahil edilmesi gerektiği yönündeki açıklamalarına Kerküklü Arap ve Türkmenlerden tepki geldi. Kerkük’ün tarihinde hiçbir zaman Kürt bölgesi olmadığını söyleyen bölge halkı, etnik yapıya dayalı federasyonun da karşısında olduklarını vurguladı. Kerküklü Arap Muhammet Casim, bölgede Kürt federasyonuna karşı olduklarını dile getirerek, Irak’ın bütünlüğünün korunması gerektiği düşüncesini taşıdıklarını ifade etti.
Kerim Mahmut Huttap ise Kerkük’te Türkmen ve Arap halkının yıllarca kardeşçe yaşadığını belirterek, ‘Kerkük’te huzur ortamını bozmak isteyenler var.’ dedi. Kerkük nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Türkmenler de Araplar gibi düşünüyor. Sabah Muhammet, Kerkük’ün Türkmen şehri olduğunu söyleyerek, şehrin Kürt gruplara teslim edilmeyeceğini ifade etti. ‘Türkmen’siz Kerkük asla düşünülemez.’ diyen Muhammed, kendilerine uygulanan baskıların arttığını ifade etti. Murat Mahmut Yayçılı ise Kürtler tarafından geçtiğimiz hafta içerisinde düzenlenen yürüyüşün Türkmen halkının kışkırtmaya yönelik olduğunu dile getirerek, bu türlü kışkırtmalara gelmeyeceklerini söyledi. Kerkük, Cihan
30.12.2003
Saddam-El Kaide bağlantısı sahte çıktı
11 Eylül saldırılarının elebaşısı Muhammed Atta’nın 2001 yılı yaz aylarında Bağdat’ı ziyaret ettiğini kanıtladığı öne sürülen belgenin sahte olduğu ortaya çıktı. Söz konusu belgeyle ilgili haber, Saddam Hüseyin’in yakalanmasından birkaç saat önce İngiliz Sunday Telegraph gazetesi tarafından manşetten verilmişti.
Amerikan Newsweek dergisi dün piyasaya çıkan sayısında, ‘FBI ve Amerikan istihbarat örgütlerinin, Atta’nın, ziyaretin gerçekleştiği öne sürülen tarihlerde ABD’deki ucuz otel ve apartman dairelerinde kalmakta olduğunu kanıtladıklarını’ yazdı. Bu arada, Saddam Hüseyin’in, iktidardayken yurtdışına yaklaşık 40 milyar dolar aktardığı öne sürüldü. Irak’taki Geçici Hükümet Konseyi’nin üyesi İyad Allavi, bazı Arap gazetelerinde çıkan demecinde, Amerikan ordusunun eline geçen Saddam’ın, yurtdışına kaçırdığı paralarla ilgili bilgi verdiğini söyledi. Allavi, paraların başta İsviçre, Japonya ve Almanya olmak üzere birçok ülkedeki bankalara hayali şirketler adına yatırıldığını kaydetti. Dış Haberler Servisi
30.12.2003
Sırbistan’da reform sürecinin geleceği milliyetçilere teslim
Sırbistan–Karadağ Devleti’ni oluşturan cumhuriyetlerden Sırbistan’da önceki gün yapılan parlamento seçimleri aşırı milliyetçilerin büyük çıkışına sahne oldu. Resmi olmayan ilk sonuçlara göre, 250 sandalyeli parlamentoda 100’den fazla vekil elden eden aşırı milliyetçi iki parti, hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamazken, demokrasi yanlısı partilerin kuracakları hükümetin reformlarını engelleyecek bir konum kazandı.
Katılımın yaklaşık yüzde 59 olduğu seçimlerin ilk sonuçlarına göre, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nin Lahey’de tutuklu yargıladığı Voyislav Şeşel’in lideri olduğu Sırbistan Radikal Parti’si (SRS) oyların yaklaşık yüzde 27,3’ünü alarak parlamentoya 81 vekil sokmayı başardı. Yine Lahey’de tutuklu bulunan Slobodan Miloşeviç’in Sosyalist Parti’si (SPS) yüzde 7,6 ile parlamentoda 22 sandalye kazandı. Milliyetçi partilerin yükselişi ülke ve bölge konusundaki endişeleri artırırken, parlamentoda çoğunluğu elde eden Batı yanlısı üç partinin aşırı milliyetçilerin iktidara gelmelerinin önünü kesebilecekleri belirtiliyor. Ancak, aşırı milliyetçi partilerin de elde ettikleri 100’den fazla sandalyeyle hükümeti, özellikle Batı’nın bu üldeki reformlara destek için şart koştuğu savaş suçlarının iadesi konusunda büyük baskı altına almaları bekleniyor. Radikal Parti’nin tek başına bir hükümet kuramayacağını kabul eden Başkan Vekili Tomislav Nikoliç’in, yapılacak değişiklikleri engelleyecek bir konuma ulaştıklarına vurgu yapması bu açıdan dikkat çekici bulunuyor. Nikoliç, şampanya patlatarak kutladığı zaferi, Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanan Sırplara atfetti. Nikoliç, “Zafer, yeterince küçük düşürülen Sırbistan vatandaşları, iş, barış ve çocuklarını vatanperver bir ruhla yetiştirmek isteyenler, kimsenin bir şeyini çalmayan; ancak başkalarına da birşey vermeyen bir devlet isteyenler içindir.” dedi. Uluslararası gözlemciler, özellikle Batı yanlısı reformlar ve Lahey’deki mahkeme ile işbirliğine karşı çıkan Radikal Parti’nin zaferinin Sırbistan’ın dünya ile ilişkilerine büyük bir darbe vuracağı görüşünde.
Seçimlerde, Miloşeviç’i deviren Ekim 2000 darbesinin lideri konumundaki Yugoslavya’nın son Devlet Başkanı Voyislav Koştunitsa’nın muhafazakar Sırbistan Demokrat Partisi (DSS) yüzde 17,8 ile 53 sandalye, mart ayında uğradığı suikastta öldürülen Başbakan Zoran Cinciç’in reform yanlısı Demokrat Parti (DS) yüzde 12,6 ile 37 sandalye, eski Başbakan Yardımcısı Mirolyab Labus liderliğindeki liberal ‘G17 Plus’ yüzde 12,7 ile 37 sandalye ve Miloşeviç’e karşı muhalefetin öncü isimlerinden olan Vuk Draskoviç Sırbistan Yenilenme Hareketi yüzde 7,7 ile 23 sandalye elde etti.
Kosova’da oy kullanan Sırpların çoğunluğu, Sırbistan Radikal Parti’sini tercih etti. Kosova Ovası Belediyesi’nde Slobodan Miloşeviç’in Sosyalist Parti’sinin, 420 Arnavut’un adını seçim listesine yazdırıp hile yapmaya çalıştığı bildirildi. Sırbistan’ın Preşova Vadisi’ndeki Arnavutlar ise seçimleri yine boykot etti.
Savaş suçu sanıkları da seçimi ‘kazandı’
Milliyetçi partilerden liste başı olarak seçimlere giren Slobodan Miloşeviç ile Voyislav Şeşel de seçilmeyi garantiledi. Ancak iki liderin vekilliğinin teoride kalacağı, parlamentoya giremeyecekleri belirtiliyor. Radikal Parti başkan vekili Tomislav Nikoliç, “Şeşel’in parlamentoda yeri olacak; ancak milletvekili olamayacak.” derken, Sosyalist Parti’den bir yetkili ise “Miloşeviç teknik olarak milletvekili olabilir; ancak parlamentodaki sandalyelere kimlerin oturacağını parti belirleyecek.” dedi. Gözlemciler, parlamentoda her oyun önemli olduğu bir dönemde iki sanığa sandalye ayırmanın partilere yarar getirmeyeceğini belirtiyor.
Dış Haberler Servisi
30.12.2003
Cezayir’de kayıp 200 kişi, toplu mezardan çıktı
Cezayir’de faaliyet gösteren bağımsız bir insan hakları örgütü, yıllardır kendilerinden haber alınamayan 200 kişiye ait bir toplu mezarın bulunduğunu açıkladı. İnsan Haklarını Savunma Cezayir Ligi adlı örgütün açıklamasında, toplu mezarda bulunan 200 kişinin devlet tarafından desteklenen paramiliter grup tarafından tutuklandıktan sonra kaybolan insanlara ait olduğunu duyurdu.
Relizane’de bulunan mezardaki cesetlerden birinin 1996’da ortadan kaybolan bir şahsa ait olduğunun teşhis edildiği belirtildi. Kurbanın babası, oğlunun yerel yöneticilerin kontrolündeki paramiliter grup tarafından götürüldüğünü söyledi.
Olay, güvenlik güçleri ya da onların gözetimi altında görev yapan silahlı gruplarca tutuklandıktan sonra kaybolan binlerce kişinin akıbeti hakkında ortaya çıkan ilk ipucu olması yönüyle dikkat çekiyor. İslami Selamet Partisi’nin 1992’deki seçim başarısının ardından yapılan askeri müdahale sonrası dönemde tutuklanan binlerce kişinin akıbetinden haber alınamıyordu. BBC’nin haberine göre, toplu mezarı ortaya çıkaran insan hakları örgütü, yöre sakinlerinin uyarısı üzerine gizli kazı yaptırarak cesetlere ulaştı.
7 bin kişiden haber yok
Cezayir’de ordunun, İslami Selamet Partisi’nin (FİS) kazanmasına kesin gözüyle bakılan seçimlerin ikinci turunu iptal etmesi sonrası yaşanan kaos döneminde 7 binden fazla kişinin kaybolduğu tahmin ediliyor. 100 binden fazla kişinin şiddet olaylarında öldüğü bu dönemde yakınlarını kaybeden anneler sürekli gösteriler yaparak seslerini duyurmaya çalışırken, hükümetin henüz hiçbir konuyu aydınlığa kavuşturacak adım atmadığı belirtiliyor. Kayıpların, devlet ile muhalif gruplar arasındaki çatışmaların zirveye çıktığı 1990’ların ortasında yaşandığı kaydediliyor. İnsan hakları örgütleri, her iki tarafın da sivillere karşı suç işlediğini kaydediyor.
Dış Haberler Servisi
30.12.2003
Müşerref, güven tazelemek için meclise başvurdu
Pakistan Devlet Başkanı General Pervez Müşerref, güven tazelemek için meclise gitme kararı aldı.
General Müşerref, perşembe günü Pakistan Ulusal Meclisi’nin yanı sıra Sind, Pencap, Balucistan ve NWFP eyalet meclisi üyesi milletvekillerinin oyuna başvuracak. Daha önce yapılan bir açıklamada, Müşerref’in 2004’ün sonunda Genelkurmay Başkanlığı görevini bırakmasının ardından güven oylamasına gideceği belirtilmişti. Pakistan liderinin, kendisine düzenlenen iki suikast girişiminin ardından böyle bir karar alması dikkat çekti. Diğer yandan Pervez Müşerref, güvenlik gerekçesiyle kaldığı Revalpindi kentinde, art arda iki saldırıya uğraması üzerine, İslamabad’da ikamet etmeye başladı. Suikast girişiminin ardından başlatılan operasyonlar çerçevesinde 40 kişinin gözaltına alındığı bildiriliyor. Müşerref’e yönelik suikast girişimiyle ilgili oldukları ileri sürülen zanlılar arasında, Keşmirli ve Afganistanlıların yanı sıra Çeçenlerin de bulunduğu belirtiliyor. İslamabad ve saldırının gerçekleştiği Revalpindi kentlerindeki olağanüstü güvenlik uygulamaları da devam ediyor. Her iki kentin giriş ve çıkışları asker ve polis tarafından kontrol altında tutuluyor. Harun Çelik, İslamabad
30.12.2003
Rau’nun ‘dinlere eşit yaklaşın’ çağrısı CSU’da tepki çekti
Cumhurbaşkanı Johannes Rau’nun “okullarda tüm dinlere eşit davranılması, Müslüman bir öğretmenin türban takamaması durumunda, okullarda haçların da bulundurulmaması” yönündeki sözlerine, Alman Hıristiyan Sosyal Birlik Parti (CSU) üyesi bazı milletvekilleri tepki gösterdi.
Müslümanların 2. sınıf vatandaş olmadıklarını savunan Rau’ya karşı çıkan Avrupa Parlamentosu başkan yardımcısı CSU’lu vekil Ingo Friedrich, okullarda haçlara izin verilmesi ile Müslüman öğretmenlerin türban takmasına izin verilmesinin bağdaştırılamayacağını savundu. Friedrich, kadın öğretmenlerin türban takmalarının siyasi bir amaca hizmet ettiğini savunarak, “Okullara haç konulması ise Hıristiyan kültürünün yüzyıllardan beri sürdürdüğü bir gelenektir.” dedi. CSU Federal Meclis grubu üyesi Johannes Singhammer de Almanya’nın Fransa veya ABD’nin aksine “din açısından tarafsız ülke olmadığını, Hıristiyanlığa özel bir yer verdiğini” söyledi. Berlin, aa
30.12.2003
El Baradey, Kaddafi ile görüştü: Libya işbirliğine çok yatkın
Libya lideri Muammer Kaddafi ile görüşen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Muhammed El Baradey, nükleer silah denetimlerinin ilk safhasında Libya’nın işbirliğine çok yatkın olduğunu söyledi.
Baradey, basına yaptığı açıklamada, Libya’nın nükleer tesislerinin hemen denetimine izin vermeyi kabul ettiğini, denetçilere uranyum zenginleştirmede kullanılan cihazların gösterildiğini, Libya’nın, silah yapımında kullanmak üzere uranyumu arıtan bu cihazları karaborsadan aldığını bildirdiğini söyledi. Görüşmede Kaddafi, El Baradey’e kitle imha silah programını terk etme vaadini yineledi. Muammer Kaddafi, 19 Aralık’ta, kitle imha silahlarını tasfiye etmeyi ve denetimlere izin vermeyi kabul ettiğini açıklamıştı. Trablus, aa, Cihan
30.12.2003
Avrupa'da bombalı mektup serisi devam ediyor
Hafta sonu AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi'ye gönderilen bombalı mektubun ardından dün Almanya ve Hollanda'da iki bombalı mektup vakası daha yaşandı.
İlk olayda, AB polis örgütü Europol'un Amsterdam'daki merkezine gönderilen bombalı mektup, Hollanda polisince etkisiz hale getirildi. Polis, imha sırasında kimsenin yara almadığını açıkladı. İkinci vakada ise Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet'e gönderilen bir ‘şüpheli mektup' Frankfurt'ta Alman polisince incelemeye alındı. İnceleme sonucunun bugün açıklanacağı belirtildi. Dış Haberler Servisi
30.12.2003
Türkiye, İran’da yara sarıyor
İran’ın Bem şehrindeki deprem mağdurlarının yaraları Türkiye’den giden yardım ekimleri tarafından sarılıyor. Bem’e ulaşan Türk sağlık ekipleri iki günde üç bin kişiye tetanos aşısı yaptı, 500 hastayı da kurdukları çadır polikliniklerde muayeneden geçirdi. İran hükümetinin arama kurtarma çalışmaları ve sağlık hizmetleri için tahsis ettiği Tahab bölgesinde göçük altından çıktığı halde 4 gündür tıbbi müdahale yapılamayan binlerce yaralı bulunuyor.
Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde Bem’e gelen 112 Acil Sağlık Hizmetleri ekibi ve Kocaeli Yükseköğrenim Derneği medikal timleri çalışmalarını büyük bir özen ve tecrübeyle yürütüyor. Bir gün önce içme ve kullanma sularında sağlık testleri yapan ekipler, salgın hastalık belirtilerine rastladı. Bunun üzerine oluşturulan 6 kişilik bir ekip, şehrin değişik yerlerinde su dağıtım merkezlerini ve tankerleri klorladı. Olası salgınlara karşı üç bin kişiye tetanos aşısı yaptı. Canlı kurtarma umutları tükenirken, Türk kurtarma ekipleri, umutla yakınlarını bekleyen insanlara destek olmak için enkazların başında bekliyor. Diğer ülkelerin arama kurtarma personeli ise ül- kelerine dönmeye başladı.
Yaralılara geç müdahale edildiği için salgın hastalık endişesi ile bölgede karantina çalışmaları yapılacak. Sağlık ekipleri kentte bulunan ve ayakta kalan tek hastane olan İmam Hospital’ın başhekimi ile görüştü. İranlı yetkililer, sağlık ekibinden daha çok cerrahi malzeme, antibiyotik, ağrı kesici, tıbbi oksijen ve tetanos aşısı istiyor. Türk sağlık ekipleri, 3 çadır kentte 30 kişi ile hizmet veriyor. Üç gün önce getirilen 6,5 tonluk tıbbi malzeme tükendi. Sağlık ekibini koordine eden Dr. Fazıl İnan, halkın çadır hastanelere akın ettiğini söyledi. Bu çadırlardan birinde ilk müdahalesi yapılan 5 yaşındaki Rıza Zemani de depremden tam 4 gün sonra yaraları sarılabilen İranlı çocuklardan biri. Annesi ve babası sağ kurtulan; ancak çoğu yakını ölen Zemani, Türk doktorların müdahalesine korku ve gözyaşlarıyla cevap verdi. Enfeksiyon kaptığı belirlenen çocuk, tedavisinden sonra evinin yanı başındaki çadıra gönderildi.
160 kişilik Türk ekibinin sağlık müdahaleleri dışında arama kurtarma konusundaki çalışmaları da gün boyunca sürdü. Sivil Savunma ve AKUT ekipleri dördüncü günde enkazların altında canlıya rastlamazken, akşam saatlerinde Türk ekiplerinin çalıştığı 4. bölgeden arama cihazlarına enkazda canlı bulunduğu yönünde sinyaller geldi. Yarım saatlik çalışma sonrasında tamamen çökmüş bir binanın en alt katından Sivil Savunma ekipleri 7 adet güvercini sağ kurtardı. Daha önce Hindistan, Cezayir ve Tayvan depremlerinde kurtarma çalışmalarına katılan Sivil Savunma Birliği Ankara Müdürü Mustafa Ertekin, 4 gündür yürütülen arama kurtarma çalışmalarında canlıya rastlanamamasının sebebini bölgenin yapılaşma standardı ve kerpiç malzeme kullanılmasına bağladı. Ertekin’in tespitlerine göre, çoğu yığma bina şeklinde yapılan evlerde inşaat mühendislerinin ağır malzeme diye tabir ettikleri tuğlalar kullanılmış. Betonarme yapılar yaygın olmadığı için yıkılan binaların altında kalan canlılar ya boğularak ya da ezilerek can vermiş.
Bu arada depremdeki ölü sayıları ile ilgili gerçek rakamlara da ulaşılmaya başlandı. Üst düzey yetkililerden alınan bilgiye göre, Bem şehrinin mezarlıklarına defnedilen ve enkazlardan çıkarılan ölü sayısı 13 bini geçti. Canlı çıkarma ümidi tükenen yabancı ekiplerin de ülkelerine dönmeye hazırlandığı öğrenildi. Türk ekipleri, canlı çıkarma imkanı olmasa da enkazları başında hâlâ umutla bekleyen insanlara ölülerini çıkarmaları için yardım ediyor. Ekipler dün de onlarca cesedi enkazdan çıkardı. Bem Belediyesi yetkililerinin kurtarma birliklerinden çok sayıda ceset torbası talep ettiği öğrenildi. Felaketin simgesi haline gelen Zehra Mezarlığı’nda ise toplu defin işlemleri sürüyor.
30.12.2003
İran, mezarlar için Türkiye’den kireç istedi
Ölümün insanı en çok etkilediği zaman dilimi gece olsa gerek. Şehirde göçük altından canlı çıkarma umudu kalmadığı için kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Gecenin ayazında, yaktıkları hurma dallarıyla ısınmaya çalışan insanların zaman zaman dudakları kıpırdıyor. Ağıt mı dua mı fark edilmiyor.
Kurtarma ekipleri ile birlikte askerlerin kampında kalıyoruz. Bem'e dışarıdan gelenler bölgedeki gece ile gündüz arasındaki ısı farkını bildikleri için uyku tulumları ve battaniyeleriyle yatıyor. Ancak her şeye rağmen soğuktan uyuyamıyorlar. Depreme hazırlıksız yakalanan Bem halkının ise tek çeresi yaktıkları ateşi söndürmemek.
Marmara depreminde olduğu gibi, burada da insanlar devletini yanlarında görmek istiyor. Öğle saatlerinde İran dinî lideri Ayetullah Hamaney, akşama doğru da Devlet Başkanı Muhammet Hatemi, Bem'e gelerek incelemelerde bulundu. Ayetullah Hamaney şehirden ayrılırken, Hatemi halkın arasında kalarak geceyi Bem'de geçirecek. Tebdili kıyafetle, normal bir vatandaş gibi gezen Hatemi’ye İçişleri Bakanı Musevi Lari eşlik ediyor. Hatemi, şehirdeki çalışmalarla yakından ilgileniyor.
Dinî lider Hamaney, dün Türk ekiplerinin çalışma yaptığı Tahab bölgesini de ziyaret etti, kurulan çadır hastanelerle ilgili memnuniyetini dile getirdi. Ekibimizi bugün de Hatemi ziyaret edecek. Marmara depreminden sonra, Türkiye ile Yunanistan arasındaki yakınlaşmanın İran için de söz konusu olabileceği konuşuluyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, bir bürokratı, ‘Türkiye'nin iyi niyetinin gösterilmesi için' görevlendirdiği belirtiliyor. Türk ekibinin, kurtarma ve sağlık hizmetleri dikkatlerden kaçmıyor. Özellikle sağlık ekibi hiç durmadan İranlı depremzedelerin yarasını sarıyor.
Depremde yaşadığımız tecrübe, burada daha iyi gözlemleniyor. Türkiyeli depremzedelerin çok iyi bildiği ölüm korkusu zaman geçtikçe artıyor. Bu durum biyolojik ve psikolojik hastalıklara neden olabiliyor. Salgın hastalıklara karşı, mezarların kireçlenmesi gerekiyor. Mezarlardaki eksikliği fark eden Acil Durum Yönetimi Genel Müdürü Selahattin Durmaz, Türkeye'den kireç istedi. Buraya yardım için gelen ülkelerin sayısı her geçen gün artıyor. 20'den fazla ülke Bem'de çalışma halinde. Bunlardan biri de İsveç ekibi. Ekipte bulunan bayanların başı örtülü. Farklı inanç ve kültüre mensup olmasına rağmen başını örten İsveçli Anna Gesihbluller, “İran'ın kurallarını yıkmak için değil insan kurtarmak için geldik.” diyor. Felaket bölgesinde güvenlik büyük sorun. İran askeri Bem'de güvenliği sağlamasına rağmen yardım ve kurtarma ekiplerinin tamamının Bem'e gelmesi, mal kaybına uğrayan köylüler araçları durdurmaya sevk ediyor.
[HABER İZLENİM] FATİH UĞUR-BEM
30.12.2003
Bem’de depremden kurtulan çocuklar meşhur hurma ağaçları ile ısınıyor
Daha önce hurmalarıyla tanınan Bem kenti sakinleri, şimdi bu hurma ağaçlarını yakarak ısınıyor. Ümit, Hüseyin ve Fatıma, Gülizar Bulvarı’nda babalarının yaktığı ateşle ısınmaya çalışıyor. Çocuklarını, yaktığı ateşle sıcak tutmaya çalışan İmamzade Zeyd, felakette kendi sülalesinden 500 kişinin hayatını kaybettiğini anlattı.
“Asıl bu ateş yüreğimizi yakıyor.” diyen baba, en çok ocak ve kışlık çadır ihtiyaçları olduğunu söyledi. Zeyd ailesinin komşusu Keramet Zaufkari, Bem şehrinin son günlerde konuştuğu ilginç bir söylentiyi aktardı. Şehri yerle bir eden deprem öncesinde 15 gün içerisinde 4 ayrı sarsıntı geçirdiklerini söyleyerek jeofizikçilerin 5. depremi kendilerine bildirmemesi nedeniyle felaketin yaşandığını ileri sürdü. Halk, jeofizikçilerin 4. depremin ardından 5'incisinin geleceğini bildiklerini, ancak kendilerine söylenmediğini konuşuyor. Yine aynı bulvarın sonunda çadırda yaşamını sürdüren Mevşuki ailesi de 1 yaşındaki bebeklerini ısıtmak ve hastalıklardan korumak için ateş başında bekliyor. 17 Ağustos'un hemen ardından aşevleri devreye girmişti. Burada ise sıcak yemek şansı yok. Depremzedeler, hazır paket gıdalarla besleniyor. En büyük sorunlardan biri ise tuvalet. Fatih Uğur, İstanbul