İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
30.12.2003
Salı
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

Eğitim...(Bütün Haberler)

egitim@zaman.com.tr

 

Üniversiteli gençler Avrupa Birliği ülkelerini ikna turuna çıkacak

Boğaziçi Üniversitesi’nde bir araya gelen üniversite öğrencileri, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliğine katkı sağlamak için çalışmalara başladı. Üniversitenin Avrupa Araştırmalar Merkezi Öğrenci Forumu’nun koordinatörlüğünde, AB Genel Sekreterliği’nin katkılarıyla başlatılan çalışmada her öğrenci, kendi ilindeki gelişmeleri rapor haline getirecek. Bu raporlar daha sonra kaynak sağlanırsa öğrenciler tarafından, kaynak sağlanmazsa AB Genel Sekreterliği vasıtasıyla Avrupa Komisyonu’na iletilecek.

Öğrenci Forumu’nun başkanı Sercan Evcin, AB’nin devlet tarafından hazırlanan raporlar yerine sivil toplum kuruluşlarının (STK) çalışmalarını dikkate aldığını belirtti. Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin ilerleme raporunda STK’ların faaliyetlerinden alıntılar yapıldığını söyleyen Evcin, bu nedenle rapor hazırlayacaklarını ifade etti. Evcin, amaçlarının Türkiye’nin üyelik müzakerelerine 2004 Aralık ayından hemen sonra başlamasına katkı sağlamak olduğunu vurguladı.

Her öğrencinin gelişmeleri takip ettiği raporlar, bölgelerden birer temsilci ile birlikte Avrupa Komisyonu Başkanı Roman Prodi ve diğer ülkelerin yetkililerine bizzat götürülecek. Görüşmelerde öğrenciler Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik için hazır olduğunu kendi bölgelerinden örneklerle anlatacak. Öğrenciler, devlet yetkililerine ulaşmak için, her ülkedeki ulusal gençlik komisyonları ile de temasa geçmeyi planlıyor.

Avrupa Birliği konusundaki çalışmaların bir diğer amacı da gençlerin kendini yetiştirmesi. Buluşmaya katılan gençler, Türkiye müzakere sürecine başladığında, AB konusunda yetişmiş uzman olmayı amaçlıyor. Boğaziçi Üniversitesi’nden Hakan Yörük, “Biz de bu işin mutfağında yer almak istiyoruz.” diyor. Üniversiteliler Türkiye’nin üyeliği için umutlu. Ancak hem Avrupa’da yeterince tanınmamak hem de bireysel yanlışlıklar engel olarak görülüyor. Sercan Evcin, ilerleme raporundaki eksik noktaların müzakere sürecinde giderilebileceği görüşünde. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nden Ömer Sakin, üniversitelerinde AB ile ilgili şimdiye kadar bir çalışma yapılmadığını belirtiyor. Sakin, AB konusunda öncelikle bir topluluk kurarak faaliyete başlayacaklarını vurguluyor. Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi’nden Elif Sapmaz, kendi üniversitelerinde de buluşma toplantılarının yapılacağını ifade ediyor.

Boğaziçi Buluşması’ndan sonra bir bildiri hazırlanarak Türkiye’nin AB’ye girmesinin önemi bir kez daha vurgulandı. 31 üniversite temsilcisinin imza attığı bildiride, “Kültürel katkılarının yanı sıra, yakın zamanda yaşanan terör saldırıları da göstermiştir ki bölgesel ve uluslararası barış ve istikrarın sağlanması bakımından da Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği gittikçe önem kazanmaktadır.” denildi. Bildiride Türkiye’nin tam üyelik sürecindeki kararlılığının ve müzakerelere önkoşul olan kriterleri uygulamaya geçirmek için gösterdiği iradenin dış kamuoyuna anlatılması yolunda üniversite gençliğinin etkin rol oynaması gerektiği vurgulandı.

Abdulhamit Yıldız / İstanbul

30.12.2003


 

50 bin öğrencinin Başbakanlık bursu, birkaç gün içinde ödenecek

Üniversitelerinin başarılı olduklarını bildirdiği 50 bin öğrencinin Başbakanlık bursunun 31 Aralık 2003 tarihine kadar ödenmesi bekleniyor. Bilgileri henüz Başbakanlığa ulaşmayan yaklaşık 200 bin üniversite öğrencisinin bursları ise Ocak ayı içinde ödenecek.

Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan burs alan öğrenciler, 3 aydır burslarını alamıyor. Bunun sebebi ise üniversitelerin öğrencileriyle ilgili bilgileri geç göndermesi. Başbakanlık, başarılı olan üniversite öğrencilerine burs veriyor. Öğrencilerin bir sonraki yıl burslarını alabilmeleri için, üniversitelerin öğrencilerinin başarı durumlarını Sosyal Yardımlaşma Fonu’na bildirmeleri gerekiyor. Ancak bazı üniversiteler, bilgileri fona geç gönderiyor.

Bugüne kadar 53 devlet üniversitesinin sadece 25’i Sosyal Yardımlaşma Fonu’na öğrencilerinin bilgisini gönderdi. Gelen bilgilere göre bursu devam edecek öğrencileri tespit eden fon, yaklaşık 50 bin öğrenciye ekim-kasım-aralık burslarını vermek için harekete geçti. 31 Aralık 2003 tarihine kadar bu öğrencilere burslarının yatırılması hedeflenirken, bütçe durumuna göre ödemenin birkaç gün gecikebileceği ifade ediliyor. Diğer öğrencilere ise üniversitelerinden gelecek bilgilere göre ocak ayı içinde burslarının yatırılacağı kaydediliyor.

2002-2003 eğitim–öğretim yılında 213 bin 898 öğrenciye Başbakanlık tarafından burs verilirken, bunun tutarı 115 trilyon 420 milyar lirayı buldu. 2002-2003 öğretim yılında öğrencilere aylık 65 milyon lira burs veriliyordu. Bu yıl burs miktarı 90 milyon liraya çıkarıldı. Başbakanlık özürlü öğrencilere de aylık 100 milyon lira burs veriyor. Yetiştirme yurdundan gelen öğrencilere, şehit çocuklarına ve özürlü öğrencilere burslar karşılıksız veriliyor.

İbrahim Asalıoğlu / Ankara

30.12.2003


 

Derslerden bunalan öğrenciler kurslarda stres atıyor

Okul dersleri, üniversiteye hazırlık kursları ve sınavlarla dar bir çerçeveye hapsolan öğrenciler, stres atmak için farklı uğraşlara yöneliyor. Gençler, hem boş zamanlarını değerlendirebilmek, hem de el becerilerini geliştirebilmek için takı ve seramik kurslarına gidiyor.

Atelye Keramos, seramik sanatını hobilerinin arasına katmak isteyenlerin gittiği bir mekan. Kursa genelde tıp öğrencileri ile avukat ve doktorlar ilgi gösteriyor. Altı kişilik sınıflarda ders yapan öğrenciler, haftada dört saat heykel, artistik form üretimi, çamur şekillendirme, pigmentlerle sır renklendirme eğitimi görüyor. “Sanat bir yaşam biçimidir ve insan hayata sanat gözüyle baktığı sürece kursa gelebilir.” diyen kurs hocası İnsel İnal, amaçlarını insanları sanatla tanıştırmak ve ondan yararlanmayı öğretmek olarak özetliyor. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Özge Tunçalp bir yıldır seramik kursuna katılıyor. Tunçalp, derslerden arta kalan zamanlarda rahatlamak ve stres atmak için kursa gittiğini belirtiyor.

Bakırköy’deki Semih Yener Hazır Giyim ve El Sanatları Eğitim Merkezi de lise ve üniversite öğrencilerinin mekanlarından biri. Merkezde 20’şer kişilik sınıflarda takı dersi veriliyor. Kursiyerlerin yüzde 17’si lise, yüzde 20’si de üniversite öğrencisi. Kursta yapılan kolye, bilezik, küpe, branş gibi takılar da mağazada satışa sunuluyor. Kurs öğretmeni Gaye Döşer, üniversiteye hazırlanan veya üniversitede okuyan genç kızların kursa yoğun ilgi gösterdiğini söylüyor. Açıköğretim öğrencisi 23 yaşındaki Betül Dığdığ, renk renk taşlarla yaptığı takıların kendisini rahatlattığını ifade ediyor.

Kültürel faaliyetlere katılın

Pera Güzel Sanatlar da kuyumculuk sektörü üzerine iki yıl eğitim veren kurslardan biri. Pera’da her sınıf yedi kişilik gruplardan oluşuyor. Tam zamanlı ve yarı zamanlı iki farklı eğitim programı uygulanıyor. Takı Tasarımı ve El Sanatları Başkanı Murat Niş, “Öğrencilerimize takı tasarımcısı ve üretici olmanın yolunu açarak, bunu bir yaşam felsefesine dönüştürmelerini istiyoruz. Eğitim dönemi sonunda sergi ve pazarlama olanaklarına sahip olmanın yollarını öğrenecek kursiyerlerimize sertifika vermeyi amaçlıyoruz.” diyor.

Psikologlar da, derslerden bunalan öğrencilerin çeşitli hobilere yönelmesini yararlı buluyor. Psikiyatr Dr. Ayhan Akcan, boş zamanları değerlendirmek amacıyla gidilen kursların insanlara geçici bir rahatlama vereceğini söylüyor. Ancak üniversite öğrencilerinin para vererek bu tür kurslara gitmek yerine, okudukları okullarda kültürel ve sportif faaliyetlere ağırlık vermelerinin daha yararlı olacağını belirtiyor. Uzman Dr. Nihat Kaya ise iş yaşamından ya da ders yoğunluğundan dolayı monotonluğa düşen insanlara farklı uğraşlarla ilgilenmeleri konusunda uyarılarda bulunduklarını ifade ediyor. İstanbul, Zaman

30.12.2003


 

[Sorun Söyleyelim]

Motivasyon için gençlere de teknik direktör gerek

ÖSS’ye hazırlanan ve lise son sınıfta okuyan bir öğrenciyim. Ders çalışamıyorum, ders çalışma programı nasıl olmalı? (Sevilay Kara, İstanbul)

İlk olarak şunu belirtmem gerekiyor; yapılacak planın ana hatları aşağı yukarı herkes için aynıdır. Fakat çalışma alışkanlıkları, bilgi ve zeka potansiyelleri, hedefleri, kişilik özellikleri gibi birbirinden farklı nitelikte olan öğrencilere aynı çalışma programını öneremezsiniz. Farklılıklar kişisel özelliklere göre ortaya çıkmaktadır. Örneğin birisi için günde 3 saat çalışma yeterli olurken diğer bir öğrenci için 5 saat gerekebilmektedir. Bir öğrencinin daha fazla matematik çalışması gerekirken, diğer bir öğrencinin fen derslerine ağırlık vermesi şart olabilir. Peki bu kadar farklılık niye? Yukarıda da ifade ettiğim gibi, öğrencilerin zeka potansiyeli, bilgi birikimi, çalışma alışkanlıkları, çalışma koşulları, hedefleri vb. faktörler bu farklılığı oluşturuyor. Dolayısıyla herkes için genel geçer olabilecek bir ders çalışma planından söz etmek yanlış olacaktır. Burada aklınıza şu soru geliyor olabilir: “Peki nasıl bir çalışma programı hazırlayalım?” Bu konuda, sizi yakından tanıyan eğitimcilerden yardım almanız gerekiyor. Yakın çevrenizde bir eğitimci yoksa, daha önce bu sınav çarkından geçmiş, şu an bir üniversitede okuyan ya da mezun olmuş ve sizi çok iyi tanıyan bir yakınınız da olabilir. Sonuç olarak, birisi için doğru hazırlanmış olan bir çalışma programı bir diğer öğrenci için problemin nedeni olabilmektedir. O nedenle program kişisel niteliklere göre farklılık göstermelidir.

Bir türlü kendimi ÖSS için tam olarak motive edemiyorum. Ne yapmam gerekir? (Muhammet Göklü, Şanlıurfa)

Ne yazık ki bu problem çoğu öğrencide karşımıza çıkıyor. Öğrenciler ağustos, eylül aylarındaki çalışma isteklerini ve iradelerini gün geçtikçe kaybediyorlar. Halbuki ÖSS’ye hazırlanan öğrenci maratoncu gibi olmalı. Çünkü ipi göğüsleyebilmek için belli bir temponun altında koşmamanız gerekir. Size tavsiyem, çalışma isteğinizi artıracak, iradenizi güçlendirecek unsurlardan yardım almanız. Yani iç motivasyon düzeyinizi ideal seviyede koruyamıyorsanız dış unsurlardan destek almalısınız. Bu konuda birçok örnek bulmak mümkün. Osmanlı Devleti’nin kullandığı mehter güzel bir örnek. Veya takımlar için yapılan tezahüratlar da buna örnek olarak verilebilir. Bu sayede kendi seyircisi önünde başarılı bir oyun sergileyebilmektedir futbolcular.

Peki sizin motivasyonunuzu sağlayıcı ya da artırıcı faktörler nelerdir? Çalışma odanıza asacağınız motive edici cümleler, hedef listeniz, eğitim almak istediğiniz bölümün bilgileri, okumayı düşündüğünüz üniversitenin resimleri vb. şeyler olabilir. Bunların dışında çalışma konusunda ilham aldığınız bir arkadaş çevresi önemli bir etken olabilir. Ayrıca sizin çalışma açısından takibinizi yapacak, zaman zaman uyarılarıyla çalışma isteğinizi ve iradenizi kamçılayacak bir teknik direktörün de (danışman öğretmen ya da bir büyük) katkısı önemlidir. Bu kişi aynı zamanda dertlerinizi de paylaşabileceğiniz birisi olmalıdır. Bütün bu tavsiyelere rağmen aşırı motive olmanın da bir kısım zararlarının olduğu uyarısını yapmalıyım.

Hakan Baykal / Zirve Dergisi Rehberlik Uzmanı

30.12.2003


 

[EDİTÖRÜN NOTU]

Zeka sorusu için cevaplarınızı cuma günü saat 12.00’ye kadar e-posta ile gönderebilirsiniz. Cevap ve yeni soru, cumartesi günü yayınlanacaktır.

.

30.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.