Saddam’ın generali Eskişehir’de çakmaklara gaz satarak geçiniyor
Irak ordusunda generalken Saddam Hüseyin’le ters düştükten sonra Türkiye’ye sığınan Salah Mahmud Ali, Eskişehir’de çakmak gazı satarak geçinmeye çalışıyor. 4 yıl önce ailesiyle geldiği Türkiye'de her an yakalanma korkusuyla yaşayan Ali, Saddam’ın, halka yaptığı zulmün bedelini ödediğini söyledi ve ekledi: “Irak’ta gelinen noktada Saddam kadar, yıllarca onu destekleyen Amerika’nın de payı var.”
Iraklı general, ülkesini 1999’da terk etmiş. Saddam’ın, “Kürtlerin yaşadığı bölgeleri bombala!” emri üzerine Ali, “Bunu psikolojim kaldıramıyor, yeter artık. Emekliye ayrılmak istiyorum.” karşılığını verdi. Ardından ailesini de yanına alarak aynı günün gecesinde Irak'tan kaçtı. Ayrı noktalardan Türkiye'ye giren Ali ailesinin iltica talebini Türk makamları kabul etti. Bunun üzerine eski general, eşi ve 5 çocuğuyla Eskişehir’e yerleşti.
Dil sorunu ve ekonomik sıkıntılar başta olmak üzere birçok zorlukla karşılaşan Mahmud Ali, ailesini geçindirmek için inşaattan kasaplarda temizlik yapmaya kadar birçok işte çalıştı.
Komşularının yardım talebini de geri çeviren Ali, ailesini geçindirebilmek için çakmak gazı satmaya başladı. Irak’ta itibarlı ve zengin bir general iken, şimdi ekmek parası bulamaz hale geldiğini belirten Mahmud Ali, bu durumun psikolojisini altüst ettiğini söyledi. Ali, “Irak’ta maddi olarak en iyi geçinen kesim askerlerle doktorlardı. Saddam, askerlere büyük paralar veriyordu. Ancak, Saddam’ın zulmünden kurtulmak için evimizi ve bütün malımızı bırakıp kaçmak zorunda kaldık.” diyor. Saddam’ın, emrine uymayanları öldürttüğünü, Musul belediye başkanı olan ağabeyini de benzer bir sebepten idam ettirdiğini anlatan Mahmud Ali, ağabeyi ile aynı kaderi paylaşmaktan korktuğu için Türkiye’ye sığındıklarını ifade etti. Ali, Saddam’ın yakanlanmasına kadar ‘yakalanırım korkusu’ ile sakallı dolaştığını da söyledi. Irak’a saldıran ABD’nin bir zamanlar kendilerini desteklediğine dikkat çeken eski general, Saddam’ın bu noktaya gelmesini büyük ölçüde ABD’nin sağladığını ileri sürdü. Ali, “Saddam’ın elindeki silah ve savaş araçlarının büyük bir kısmı ABD menşeli. ‘Kuveyt’e saldır’ diyen; ancak daha sonra kendisine karşı savaş açan yine ABD idi. Saddam ve ABD anlaşmalı olarak birlikte hareket ediyorlar diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu. Saddam’ın yakalanma görüntülerinin tarihini gerçekçi bulmadığını belirten Ali, “Görüntülerde yeşil hurma ağaçları var. TV’de görünce eşimle birlikte aramızda bu durumu konuştuk. Bu görüntüler temmuz-ağustos aylarına ait.” değerlendirmesinde bulundu. Ali’nin İngilizce öğretmeni olan eşi Emel Sıddık, Türkiye’ye geldikleri ilk zamanlarda büyük sıkıntılar yaşadıklarını belirterek, “Irak’ta çok zengindik. Birden yoksul ve çaresiz bir duruma düşünce şoke olduk. Saddam’ın adamları tarafından yakalanırız diye evden hiç çıkamıyorduk. Saddam Hüseyin yakalandı, artık kötü günler geride kaldı.” diye konuştu.
30.12.2003
Saddam yüzünden kamyonundan olan şoför, hukuk savaşı başlatıyor
Yıllarca kamyonuyla gıda taşıdığı Irak’ta suçsuz yere tutuklanıp zulüm gördüğünü söyleyen Mehmet Çiftçi (42), devrik lider Saddam Hüseyin hakkında dava açmaya hazırlanıyor. “Saddam’ın bana çektirdiklerini ben de ona çektireceğim.” diyen Çiftçi, Saddam’a maddi-manevi tazminat davası açmak için Diyarbakır’daki İnsan Hakları Derneği’nin avukatlarıyla görüşüyor.
Kamyon şoförü Mehmet Çiftçi, Saddam yüzünden 8 ay zindanlarda, 2 yıl da Irak cezaevlerinde tutuklu kaldığını anlattı. Çiftçi, bu süre zarfında iki kamyonundan birinin ABD’nin Irak’a müdahalesi sırasında yağmalandığını, diğerini de perişan olan ailesinin geçimi için sattıklarını ifade etti. ABD’nin Bağdat’ı işgal etmesiyle kaldığı cezaevinden kurtulduğunu anlatan 6 çocuk babası Çiftçi, kamyonunu almak için gittiğinde şoke olmuş. Kamyonunun yağmalandığını öğrenen Çiftçi, Türkiye’ye döner dönmez Şanlıurfa Defterdarlığı’na dilekçe vererek durumu bildirmiş. Dilekçesinde kamyonu için vergilerin durdurulmasını isteyen Çiftçi’ye, 18 milyar liralık vergi borcu çıkarılmış. Ortalıkta olmayan kamyona gelen verginin miktarına tepki gösteren Çiftçi, 300 milyon lira maaşla vergi borcunu nasıl ödeyeceğini düşünüyor. Çiftçi, Irak’ta cezaevine nasıl düştüğünü de şöyle anlattı: “2001’de Mersin’den Irak’a mercimek götürdüm. Girişte kamyonumdaki yükü kontrol ettiler. Mercimek çuvallarının üzerindeki seri numaraların, manifesto dekontundakilerle aynı olmadığı gerekçesiyle tutuklandım. Benim gibi çok sayıda arkadaşımı bu yüzden 8 ay zindana atıp zulmettiler. Tutukluluk durumum son ABD-Irak savaşına kadar sürdü.” Mehmet Dener, Şanlıurfa
30.12.2003
Turan Dursun ödülü elde kaldı
Turan Dursun İnceleme ve Araştırma Ödülü Seçici Kurulu, 2003 yılı yarışmasına katılan eserlerin hiçbirini ödüle layık görmedi. 1990 Eylül’ünde faili meçhul bir suikasta kurban giden Turan Dursun adına 1991 yılından beri her yıl verilen ödül, ilk defa ödüle layık eser bulunamadığı gerekçesiyle verilemedi.
Layık eser olsaydı sahibi 500 milyon lira ile deri plaket alacaktı. Seçici kurul, Doğu Perinçek, Prof. Dr. İlhan Arsel, Prof. Dr. Nejat Kaymaz, Prof. Dr. Cahit Tanyol ile Zeki Sarıhan’dan oluştu. Bu sene yarışmaya ‘Yaşasın laiklik’, ‘Geri gidişe izin yok’, ‘İki emanet’ ve ‘Rab Musa’ya dedi ki...’ ile Kur’an’daki ayetlere yorum getiren bir çalışmanın da bulunduğu bazısı yayınlanmış toplam 5 eser katılmıştı. Geçen yıl ödülü Vural Savaş ve Hasan Aydın birlikte paylaşmıştı.
Turan Dursun İnceleme ve Araştırma Ödülü Sekreteri Hâle Soysü Koper, her yıl 5 ile 15 arasında çalışmanın başvurduğu yarışmada bu sene ödülün özüne yeterince uygun eser olmadığı için kimseye verilmediğini açıkladı. Katılım konusunda ise Koper, “Bu Cemal Süreya şiir yarışması değil ki 300, 500 eser gelsin.” dedi. Koper, rencide olacakları gerekçesiyle yarışmaya katılan eser sahiplerinin isimlerini açıklamadı. İbrahim Balta, İstanbul
30.12.2003
Kaçak avcı, Milli Parklar müdürüne nişan aldı
Çorum’da, Av Koruma Ekibi’nin ‘dur’ ihtarına uymayan kaçak bir avcı, Milli Parklar Şube Müdürü Mahmut Temel’i vurdu.
Kaçak avcılığı önlemek amacıyla mücadele başlatan Çevre ve Orman İl Müdürlüğü’ne bağlı Av Koruma Ekibi, Çorum’un Alaca ilçesi ile Yozgat il sınırı arasında kaçak tavşan avı yapan bir kişiyi tespit etti. Kaçak avcı, Çorum Milli Parklar Şube Müdürü Mahmut Temel, Alaca Kara Avcılar Derneği üyeleri ve Orman Muhafaza memurlarından oluşan ekibin ‘dur’ ihtarına uymadı ve kaçmaya başladı. Ekip, avcıyı yakalamak için yaklaşık 1 kilometre kovaladı. Kaçak avcı, ekibin peşini bırakmaması üzerine elindeki tüfekle ateş açtı. Açılan ateşte Mahmut Temel bacaklarından yaralandı. İki bacağına 21 adet saçma isabet eden Temel, Alaca Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Mahmut Temel’in sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Çorum, aa
30.12.2003
Mahmut Hocaefendi, kızını son yolculuğuna uğurladı
Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi, önceki gün vefat eden kızı Fatma Muradoğlu’nu son yolculuğuna uğurladı. Fatma Muradoğlu, 1998’de İsmailağa Camii içerisinde silahlı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Hızır Ali Muradoğlu ile evliydi.
Muradoğlu’nun Fatih Camii’ndeki cenaze namazını, babası Mahmut Ustaosmanoğlu kıldırdı. Muradoğlu, Edirnekapı Mezarlığı’nda eşinin yanına defnedildi. Bir hayli bitkin olduğu gözlenen baba Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi, cenaze namazını kıldırmaya yakınlarının yardımı ile gelebildi. Ustaosmanoğlu’nun sevenleri cami avlusunda taziyede bulunmak isteyince aşırı izdiham nedeni ile zor anlar yaşandı. Dün öğle namazından sonra kılınan cenaze namazına katılmak için binlerce kişi Fatih Camii’nin avlusunu doldurdu. AK Parti milletvekillerinden Nusret Bayraktar, Nurettin Canikli, Recep Yıldırım ve BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile halk arasında Cübbeli Ahmet Hoca olarak tanınan Ahmet Ünlüoğlu da cenaze namazında hazır bulundu. 11 aydır kanser tedavisi gören Fatma Muradoğlu iki çocuk annesiydi. Mükremin Albayrak, İstanbul
30.12.2003
Beyoğlu Belediyesi mevlit okutacak
Beyoğlu Belediyesi, İngiliz Konsolosluğu’ndaki patlamalarda hayatını kaybedenler için mevlit okutacak.
Beyoğlu Belediyesi tarafından organize edilen program öğle namazından sonra Kamer Hatun Camii’nde yapılacak. Çevre esnafı ile hayatını kaybedenlerin yakınlarının hazır bulunacağı mevlide; Beyoğlu Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile belediye başkan yardımcıları da katılacak. İstanbul, Cihan
30.12.2003
Kısa yoldan zengin olmak isteyenler şans oyunlarına 2,5 katrilyon yatırdı
2003 yılında Türkiye’de milyonlarca kişi, zengin olma hayaliyle talih oyunlarına yaklaşık 2,5 katrilyon lira ödedi. 1 Ocak ile 28 Aralık 2003 tarihleri arasında at yarışı oynayanların cebinden 1 katrilyon 319 trilyon lira para çıktı.
Spor Toto Genel Müdürlüğü’nün hasılatı ise 25 trilyon lirada kaldı. Türk halkı geçen yıl kesinleşen rakamlarıyla her gün umuda 6 trilyon 575 milyar lira para yatırdı. Türkiye Jokey Kulübü’nün (TJK) açıklamasına göre 2003’te 28 Aralık tarihi itibarıyla at yarışına 1 katrilyon 319 trilyon lira yatıran yarışseverlere bunun 630 trilyon lirası ikramiye olarak geri döndü. Kalan 689 trilyon liradan 522 trilyonluk aslan payını devlet aldı. 167 trilyon da müessese hissesi olarak yarışları düzenleyen TJK ve at sahiplerine kaldı. 29-31 Aralık tarihlerindeki yarışmalar hasılatı daha artıracak. At yarışı oynayan halk toplamda 2 koyup 1 aldı.
Milli Piyango İdaresi Genel Müdürü İhya Balak’ın verdiği bilgiye göre kurumun 2003 yılı hasılatı 1 katrilyon lirayı aşacak. 31 Ağustos 2003 itibarıyla Milli Piyango’nun hasılatı 601 trilyon lira oldu. 160 trilyonluk 33 milyon basılan yılbaşı biletlerinin yüzde 99’u geçtiğimiz cuma günü itibarıyla satıldı. Böylece 760 trilyonluk geliri kesinleşen Milli Piyango’nun Eylül, Ekim, Kasım, Aralık 2003 satışlarının da eklenmesiyle hasılat 1 katrilyonu aşacak. 31 Ağustos tarihi itibarıyla yaklaşık 601 trilyonluk hasılatın 283 trilyon lirası ikramiye olarak talihlilere ödenirken, 318 trilyonluk bölümünün tamamına yakını kamuya kaynak olarak aktarıldı. Kurumun hasılatının katrilyon lirayı ne kadar aşacağı son yılbaşı biletinin de satılmasından sonra açıklanacak. Kurum yılbaşı için 1 milyon tam, 4 milyon yarım ve 28 milyon da çeyrek bilet bastırdı. 10 trilyon liralık ikramiye dolar cinsinden de kurumun bugüne kadar verdiği en büyük ikramiye. Milli Piyango’da da halk 2003’te genel toplamda 2 koyup 1 kazandı.
Bundan 20 yıl öncenin popüler talih oyunu Spor Toto ise gözden düştü. Spor Toto Genel Müdürlüğü’nün verdiği bilgiye göre 2003 yılındaki genel hasılat 25 trilyon 229 milyar lira olarak gerçekleşti. Bunun 8 trilyon 719 milyarı ikramiye olarak dağıtıldı. Kurumun rakamları 2003 yılı bilançosu olarak kesinlik kazandı.
İbrahim Balta
/ İstanbul
30.12.2003
Müslümanların futbol takımlarının adı sorun oldu
ABD’nin California eyaletinde, futbol oynamak isteyen Müslümanların takımlarına koydukları adlar sorun oldu. Müslümanların takımlarına verdikleri isimler arasında İntifada, Allah’ın Askerleri ve Mücahidin gibi isimler bulunuyor.
Amerikalıların bu adlara gösterdikleri tepki üzerine bazı takımların isimleri değiştirilirken, bazı futbolcuların da sporu bıraktıkları bildirildi. Hızla gelişen olaylar yüzünden California eyaletinde yaşayan Müslümanlar arasında 4 Ocak’ta düzenlenmesi planlanan futbol turnuvası da tehlikeye girdi.
Olayla ilgili olarak açıklamada bulunan turnuva organizatörlerinden Tarık Şevki, “Başlangıçta gaye, sadece gençleri futbol oynamaya teşvik etmekti. Fakat iş o kadar siyasi hale getirildi ki şimdi (hiç oynamasak daha iyi) diye düşünmeye başladım.” şeklinde konuştu. Turnuvayı düzenleyenler, “amaçlarının kimseyi incitmek olmadığını” ifade ederken bazı çevreler, “İntifada ya da Mücahidin gibi isimlerin terörizme destek olduğu” iddiasını ortaya attı. “İntifada” Filistinliler tarafından 1987-1993 arasında İsrail işgaline karşı ayaklananların başkaldırılarına verdikleri isim. Mücahidin ise Arapçada “kutsal savaşçı” anlamına geliyor. Bu isimler, ABD tarafından terörist örgüt listesinde yer alan bazı örgütlerin adlarında yer alıyor. Bu arada, İntifada adlı takımın oyuncularından birçoğunun, aileleri güvenliklerini tehdit altında gördüğü için takımdan ayrıldıkları belirtildi. New York, aa
30.12.2003
Dünyanın en büyük yılanı Endonezya’da yakalandı
Endonezya’da, dünyanın en büyük yılanı olduğu sanılan bir piton yakalandı. Republika gazetesi, Cava adasındaki Curugsevu köyünde geçen yıl yakalanan ve hayvanat bahçesinde beslenen pitonun, 14 metre 85 santimetre uzunluğunda ve 447 kilogram ağırlığında olduğunu yazdı.
Arka sayfasında yılanın iki büyük fotoğrafını basan gazetenin haberinde, yüzlerce kişinin pitonu görmek için hayvanat bahçesine akın ettiği belirtildi. Haberde, pitonun ayda 3-4 köpek yediği de kaydedildi. Guinness Rekorlar Kitabı’na giren dünyanın en uzun yılanı, 9,75 metre uzunluğunda. En ağır yılan ise ABD’nin Illinois eyaletinde bulunan yaklaşık 183 kilogram ağırlığındaki Birmanya pitonu oldu. Dünyanın en uzun yılanları olan pitonlar, koyun gibi hayvanları yiyerek besleniyor ve saldırdığı insanları yutabiliyor. Pitonların anavatanı, Güneydoğu Asya’daki balta girmemiş ormanlar ve bataklıklar olarak biliniyor. Cakarta, aa
30.12.2003
Yeni yıl partisinde 23 kişi uyuşturucudan gözaltına alındı
İstanbul’da düzenlenen yılbaşı partisinde narkotik ekipleri, 23 kişiyi gözaltına aldı. Narkotik ekipleri cumartesi günü Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda “2003 Yılına Veda 2004 Yılına Merhaba” adı altında düzenlenen partide uygulama yaptı.
Uygulamada 43 uyuşturucu nitelikli hap ele geçiren polis, 1’i bayan, çoğunluğu üniversite öğrencisi 18-30 yaşları arasındaki 23 kişiyi gözaltına aldı. Şişli Adliyesi’ne sevk edilen 23 kişi, Cumhuriyet Savcısı Cemalettin Şimşek tarafından sorgulandıktan sonra serbest bırakıldı. Bu arada, Narkotik Şube Müdürlüğü ekiplerinin çok sayıda eğlence yerinde uyuşturucu kullanımına yönelik olarak uygulamalar yaptığı, elde edilen sonuçların bugün basın toplantısıyla kamuoyuna açıklanacağı bildirildi. İstanbul, aa
30.12.2003
MEB’in yerel yönetime devrinden vazgeçildi
Hükümet, devletin ilgili birimleri ve sivil toplum kuruluşlarından gelen eleştirileri dikkate alarak Kamu Yönetimi Temel Kanun Tasarısı’nda 11 maddelik değişikliğe gitti. Etkili ve katılımcı bir yönetim için kamuda yeniden yapılanma öngören tasarı, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Yeni düzenlemede, Milli Eğitim Bakanlığı yetkilerinin yerel yönetime devrinden vazgeçildi ve üniter devlet yapısına ilişkin eleştirileri ortadan kaldırmak için merkezi idarenin mahalli yönetimler üzerindeki idari vesayetine vurgu yapıldı. Hükümet, teftiş kurullarına ilişkin düzenlemede ise geri adım atmadı.
Kamu Yönetimi Temel Yasa Tasarısı, 51 maddeden oluşuyor. Tasarı, ‘katılımcı, saydam, hesap verebilir, insan hak ve özgürlüklerini’ esas alan bir kamu yönetiminin oluşturulması için merkezi yönetim ile yerel yönetimlerin görev, yetki ve sorumluluklarını yeniden belirliyor. Tasarı, merkezi yönetim örgütünün yeniden yapılandırılması ve kamu hizmetlerine ilişkin temel ilke ve esasları da düzenliyor.
Kasım ayında Meclis’e gönderileceği açıklanan Kamu Yönetimi Reformu Yasa Tasarısı’nın bazı maddelerinde değişikliğe gidildi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ve Başbakanlık Müsteşarı Prof. Dr. Ömer Dinçer, dün bir basın toplantısı düzenleyerek tasarı hakkında bilgi verdi. Hükümetin, eleştiri ve tartışma ortamından memnun olduğunu dile getiren Şahin, “Yapılan eleştirileri iyi niyetli ve yapıcı olarak görüyoruz. Politik zemine kaydırılan eleştiriler de oldu. Ancak hangi amaçla yapılırsa yapılsın bu eleştiriyi yapanları kutluyorum. Tasarı vatandaş memnuniyetini esas alıyor ve devletin dikey değil yatay büyümesini öngörüyor.” dedi.
Kamuoyunda en çok eleştiri, merkezi idarenin yetkilerinin yerel yönetimlere devrinin Türkiye’nin üniter yapısını tehlikeye sokacağı yönünde olmuştu. Hükümet, eleştirileri dikkate alarak tasarıya devletin üniter yapısını koruyan Anayasa’nın 127. maddesinden alıntı yaptı. Şahin, üniter devlet yapısının anayasal güvence altında olduğunu hatırlatarak, bu ibarenin yasal düzenlemeye eklenmesine karar verildiğini söyledi.
Tasarıdaki diğer bir değişiklik Milli Eğitim Bakanlığı’na ilişkin oldu. Hükümet, MEB’in yetkilerinin taşra teşkilatı ve il özel idarelerine devri fikrinden vazgeçti. Milli Eğitim Bakanlığı, yeni düzenleme ile taşra teşkilatı merkeze bağlı olması gereken kurumlar arasında yer aldı.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şahin, teftiş kurullarının lağvedilerek yeni bir denetim mekanizması kurulmasına ilişkin düzenlemede ısrarlı olduklarını kaydetti. Teftiş kurullarının isminin ne olduğunun önemli olmadığını dile getiren Şahin, “ Düzenlemenin bu şekliyle kalmasına karar verdik.” dedi.
Başbakanlık Müsteşarı Dinçer, tasarının daha iyi anlaşılması ve hayata geçirilebilmesi için Başbakanlık bünyesinde 3 birimin kurulduğunu açıkladı. Buna göre ve Yeniden Yapılanma Danışma Kurulu, Yeniden Yapılanma Koordinasyon Kurulu oluşturulacak ve Başbakanlık’a bağlı İdareyi Geliştirme Başkanlığı yeniden yapılandırılacak. Kurullar 20 kişiden oluşacak. Dinçer ayrıcı basında gündeme getirilen 1995’te bir konferansta sunduğu tebliğle ilgili hafta içinde açıklama yapacağını söyledi. Dinçer “Eleştirilere bilimsel bir ortamda cevap vermek istiyorum” diye konuştu. Ankara, Zaman
30.12.2003
Kameraman Hüseyin Yıldız’ın katiline 15 yıl hapis verildi
NTV kameramanı Hüseyin Yıldız’ı öldürmekten yargılanan Hüseyin Kaplan’ın duruşmasında karar çıktı. Kaplan, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezayı az bulan Hüseyin Yıldız’ın yakınları, mahkeme heyetine tepki göstererek, kararı temyize götüreceklerini söylediler.
İstanbul Kartal’da Rahmanlar Şadırvan Restaurant’ta geçen yıl temmuz ayında yaşanan olayda, NTV kameramanı Hüseyin Yıldız teyzesinin oğlu Hüseyin Kaplan tarafından düğün töreni sırasında kurşunlanarak öldürülmüştü. Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Hüseyin Kaplan, Yıldız’ın yakınları ve iki tarafın avukatları katıldı. Duruşmada son sözü sorulan Hüseyin Kaplan, daha önce yaptığı savunmalarını tekrar ederek olaydan dolayı pişman olduğunu söyledi. Karar için duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, Kaplan’ı kasten adam öldürmek suçundan önce 24 yıl ağır hapis cezasına çarptırdı. Daha sonra mahkeme heyeti Kaplan’ın iyi halini göz önünde bulundurarak cezayı 15 yıl ağır hapis ve 2 milyar 362 milyon lira para cezasına çevirdi. Ercan Yıldız, İstanbul
30.12.2003
Bakıma muhtaç kişiler için yeni bir icat; akıllı bilezik
Bahçeşehir Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Okatan, ‘akıllı bilezik’ adını verdiği icadıyla hayat kurtarmayı amaçlıyor. Bilezik ile evden çıkamayan kişiler zorda kaldığı anlarda dışarıdaki yakınlarına bilgi ulaştırabiliyor.
Prof. Dr. Okatan, pek çok kişinin yaşlı ya da hasta olan yakınlarını evde bırakıp işe gitmek zorunda olduğunu; ancak gün boyunca akıllarının evde kaldığını ifade ederek, “Benim de babam 80 yaşında. Gün içinde sağlık durumunun ne olduğunu bilmek istiyorum.” dedi. Üç yıl süren bir çalışma sonucu evinde yaşlı ya da hastası olanları rahatlatacak bir cihaz geliştirdiğini anlatan Prof. Dr. Okatan, şunları söyledi: “Akıllı bilezik adını verdiğim bu cihaz, bakıma muhtaç, hasta ve yaşlı insanların sağlık durumlarını, GSM teknolojisi ile elektroniği birleştirerek takibini yapıyor. Normal bir saat görünümünde olan bu cihaz; vücut ısısını, kan basıncını ve kalp atış sayısını belirli bir merkeze periyodik olarak gönderiyor. Hasta ya da yaşlı kişi kendini çok kötü hissederse, saat üzerindeki bir düğmeye basarak sağlık kurumu, daha önceden belirlenen bakıcı, akraba, oğlu ya da kızının telefonlarını arayarak imdat çağrısı yapabiliyor. Cihaz içindeki mesaj hem cep telefonlarına yazılı, hem de sabit telefonlara sesli mesaj olarak gidiyor. Ayrıca, sağlık kurumundaki doktor da, bilgisayarından hastaya ait verileri isterse sürekli olarak takip edebiliyor.”
Alzheimer hastaları için cihazın içine bir başka özellik daha eklediğini anlatan Okatan, “Alzheimer hastaları dışarı çıkıyor ve tekrar geri dönemiyor. Siz istediğiniz zaman cihazın verdiği sinyalle o kişinin harita üzerinde nerede olduğunu görüyorsunuz.” dedi. Cihazın GSM şebekesi üzerinden çalıştığı için ucuz bir sistem olduğunu da kaydeden Okatan, sistemi normal bir saatin içini sökerek monte ettiğini, bir kablo kanalıyla da küçük bir batarya sisteminden enerji aldığını bildirdi. İstanbul, aa
30.12.2003
800 konteynır trenle İran’a gönderilecek
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü, depremin vurduğu İran’ın Bem kentine 800 konteynırı demiryolu ile göndermek üzere çalışmalara başladı.
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nca; Bingöl’den 150, Elazığ’dan 48, Adana’dan 130, Afyon’dan 120, Kocaeli’den 222, Ankara’dan 130 olmak üzere, içinde ihtiyaç maddesi bulunan toplam 800 konteynır, demir yolu ile Bem kentine gönderilmek üzere işlemlere başlandı. Ayrıca, konteynerlerle birlikte Ankara’dan 1000 yatak, 150 katalitik soba, 100 çocuk uyku setinin de gönderileceği bildirildi. Ankara Garı’ndan gönderilecek 130 konteynır, Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın katıldığı törenle dün akşam yola çıktı. Söz konusu tren, yaklaşık 50 saatlik yolculuğun ardından İran’a ulaşacak.
Kızılay dün Bem kentine üçüncü parti insani yardım malzemelerini gönderdi. Malzemelerin 30 koli klor tableti, 12 koli tıbbi malzeme, 4 koli ağrı kesici ilaç ve 1000 battaniye ile ekipler için 93 koli gıda malzemesinden oluştuğu bildirdi.
Bu arada Bingöl Vali Vekili Fikret Zaman, İran’a gönderilecek 140 konteynır ile ilgili bir açıklama yaptı. Vali Vekili Zaman, Bingöl depreminde zarar gören ve halen bu kontreynırları kullanan depremzedelere dokunulmayacağını söyledi. Kış ortasında vatandaşları dışarıda bırakmanın söz konusu olmadığını bildiren Zaman, “Vatandaşlara ev bulmadan onları konteynırdan çıkarmak mümkün değil.” dedi. İçinde vatandaşların yaşadığı konteynırlara dokunulmayacağını, sadece kullanılmayan, kapısına kilit vurulan konteynırların boşaltılacağını belirten Zaman, “Bingöl’de toplam 160 konteynırımız var. Sadece 18 aile konteynırda yaşıyor. Boş olan 140 konteynırı İran’a göndereceğiz.”
Öte yandan İran’ın İstanbul Başkonsolosluğu, depremzedelere yardım amacıyla Bank Mellat İstanbul Şubesi’nde 3200 No’lu bir yardım hesabı açıldığını bildirdi. Bu hesap aracılığıyla deprem mağdurlarına parasal yarım yapılabileceği belirtilirirken, battaniye, çadır türü yardımların ise İstanbul Başkonsolosluğu’na teslim edilmesi istendi. Abdullah Çelik, Bingöl, Ankara, aa
30.12.2003
Emniyet, AIDS’li kadının teşhirine inceleme başlattı
Erzurum’da HIV virüsü taşıyan ve 3 ayda 1.000’in üzerinde erkekle birlikte olduğu öne sürülen Ukraynalı Oksana Topor’un (27) Emniyet Müdürlüğü’nce teşhir edilmesine Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner tepki gösterdi. Aydıner, “Basın açıklaması yapılırken bireysel teşhircilikten kaçınılmalı.” dedi.
Aydıner, olayla ilgili inceleme başlattığını söyledi. Erzurum’da dün yapılan basın açıklamasında Emniyet Müdür Yardımcısı Ali Ayazlar, yanında duran Ukraynalı Oksana Topor’un HIV virüsü taşıdığını belirterek, ilgili kişilerin sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiğini duyurmuştu. Vali Mustafa Malay da, “Bu kadınlar elini kolunu sallayarak ülkemize geliyor ve fuhuş yapıyorlar. Fuhuş yaparak kazandıkları 100 doların 10 dolarını harcıyor, 90 dolarını götürüyorlar.” demişti. Malay, gelen eleştiriler üzerine yaptığı açıklamada, AIDS’li kadının, ilgili kişilerin tedbir alması amacıyla medyaya gösterildiğini kaydetti.
Erzurum Emniyeti’nden yapılan yazılı açıklamada da, söz konusu kadınla ilişkiye girenlerin en kısa zamanda hastaneye giderek Eliza testinden geçmeleri gerektiği, hastalığın kuluçka süresinin 1 ila 15 yıl arasında değiştiği için test sonuçlarının hemen pozitif çıkmayabileceği uyarısında bulunuldu. İlgili kişilerin ileriki aylarda yeniden test yaptırması tavsiyesinde bulunulan açıklamada, hastalığın belirtilerinin, vücudun hastalıklara karşı direncini kaybetmesi, enfeksiyonlara yatkınlık, iyileşmeyen öksürük, iyileşmeyen ishal ve iyileşmeyen mantar olduğu, hastalığın cinsel ilişki ve kan yolu ile bulaştığı kaydedildi. Ankara, Erzurum Cihan
30.12.2003
Polis kasalarda yolcu taşımanın önüne geçemedi
Adana’nın tarım merkezi olması nedeniyle yoğun olarak rastlanan üstü açık kamyonlarda yolcu taşınmasının önüne bir türlü geçilemiyor. Adana polisince, 2003 yılında 200’ün üzerinde kamyona ceza yazılmasına rağmen kamyonlar üstündeki tehlikeli yolculuk önlenemiyor.
Ceza miktarının 65 milyon lira olması da söz konusu şekilde taşıma yapanları caydırmada etkili olmadı. Özellikle Güneydoğu illerinden gelen tarım işçileri, toplu taşım araçlarına para vermek yerine, ayarladıkları kamyon, ya da kamyonetlere binerek yolculuklarını en ucuza getirmeye çalışıyor. Kimi yolcular ise tanıdıklarının kamyonlarında, eşyaların arasında seyahat etmekte herhangi bir mahzur görmüyor. Kamyon kasalarında yolculuğun önüne geçmek için yoğun çalışma yürüten Trafik Şube Müdürlüğü ekiplerinin, geçen yılki denetimlerde 200’ün üzerinde kamyon sahibine ceza yazdığı öğrenildi. Cengiz Özen, Adana
30.12.2003
‘Jandarma Kürtçe isim araştırması yaptı’
Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığı’nın ‘Kürtçe isim dilekçesi’ verenlerin listesini Başsavcılık’tan istediği iddiaları tartışma konusu oldu. Diyarbakır Valisi Nusret Miroğlu, konuyu basından öğrendiğini söyledi.
Kürtçe isim başvurusunun gizli bir şey olmadığını belirten Miroğlu, “Ben de konuyu basından öğrendim. Jandarmanın adli mercilere başvurduğu yönünde Baro’nun bir iddiası varsa ve önümüze konuyla ilgili belge gelirse gereğini yaparız.” dedi.
Diyarbakır Barosu yaptığı açıklamada, İl Jandarma Komutanlığı’nın 22 Aralık tarihinde istihbarat 3590 sayılı ‘Kürt dili talebi’ konulu bir yazı ile Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak kentteki bazı toplantı, kampanya ve etkinliklere katılan sivil toplum örgütleri üyelerinin isim listesini istediği kaydedildi.
Jandarmanın talebine tepki gösteren Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, özellikle sivil ve askeri bürokrasinin AB yasalarına karşı direnç gösterdiğini söyledi. Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı’nın 22 Aralık’ta Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği ‘Kürt dili talebi’ konulu yazının bunun kanıtı olduğunu belirten Tanrıkulu, “Mahkemelerin vereceği karara kimse etki edemez. Bu talep ile davanın tarafı olmayan bağımsız yargıya müdahale edecekler. Bu yazıyla soruşturma yapacaklar, fişleme uygulamasına geçecekler, belki dava açacaklar. İnsanlara potansiyel olarak örgüt üyesi gözüyle bakılmamalı.” dedi. Mehmet Gökçe, Diyarbakır
30.12.2003
Eski astsubayın bombaları sakladığı evde yangın çıktı
Aydın Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği operasyonla bomba ve patlayıcılar ele geçirilen evde önceki akşam yangın çıktı. Bombaların yakalanmasının ardından bodrum katta çıkan yangın, büyümeden itfaiye tarafından söndürüldü. Yetkililer, söz konusu yerden bombaların alınmasının muhtemel faciayı önlediğini dile getirdi.
Aydın Emniyeti, yaptığı istihbari çalışmalar sonucunda Ata Mahallesi’nde Turan Atakansu isimli şahsın evine baskın yaptı. Baskında, biri parça tesirli 3 el bombası, 2 TNT patlayıcı, 2 ses bombası, 3 adet G2 el bombası, 1 aydınlatma bombası, 2 renkli sis bombası, 1 uzun namlulu silah dürbünü, 235 adet G3 piyade tüfeği mermisi, 1 Kalaşnikof kasaturası, 10 uyuşturucu hap, 2 pusula, 1 adet G3 piyade tüfeği şarjörü, ikisi askerî, biri de polis kimliği olmak üzere 3 sahte kimlik, 2 sırt çantası ve çok sayıda askerî üniforma ele geçirilmişti.
Bomba ve askerî malzemelerin, astsubaylıktan atılma Ümit Kızal’a ait olduğu, Kızal’ın bombaları, bir işyerinde 15 gün birlikte çalıştığı arkadaşı Turan Atakansu’nun merdiven boşluğuna, çuvallar içinde emaneten bıraktığı belirlendi. Patlayıcıların MKE yapımı ve askerî malzemeler olduğu, parça tesirli el bombasının ise daha çok terörist gruplar tarafından kullanıldığı kaydedildi. TNT patlayıcılarının her birinin 10 katlı binayı havaya uçuracak güçte olduğu ifade edilirken, zanlı Ümit Kızal’ın 4 yıl önce disiplinsizlik suçundan ordudan atıldığı belirlendi. Psikolojik tedavi de gördüğü öğrenilen zanlının, sahte olarak kullandığı polis kimliğinin polis olan kardeşi Özgür Kızal’a ait olduğu tespit edildi. Adliyeye çıkarılan Kızal, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Polisin baskınının ardından 13 bomba ve çok sayıda mermi ele geçirilen evde dün gece yangın çıktı. Evin bodrum katında meydana gelen yangın itfaiye tarafından büyümeden söndürüldü. Evlerinde bomba çıkan Turan ve Zeynep Atakansu çifti ise zanlı Kızal’ın kendini emekli astsubay olarak tanıttıklarını söyledi. Kızal’ın hareketlerinden şüphelendiklerini dile getiren Turan Atakansu, “Bana askerî kimliklerini ve fotoğraflarını gösterdi, ancak sonradan askeriyeden ihraç edildiğini öğrendik. Askeri kimliğinin sahte olduğunu bilmiyordum.” dedi. Kızal ile 15 gün beraber çalıştığını aktaran Atakansu şunları kaydetti: “İşten sonra bize gelir giderdi. İşyeri kapandıktan sonra kimsesi olmadığı için eşyalarını bizim eve koymak istedi, biz de müsaade ettik. Ancak daha sonra hareketleri ve tavırlarından şüphelendik. Polis, yaptığı baskınla naylon çuvalların arasına gizlenmiş özel eşyaların arasında patlayıcı maddeler buldu. Bize, kendisinde G3 mermisi olduğunu söylüyordu, ancak TNT ve patlayıcı olduğunu öğrendik. Haberimiz yoktu, büyük bir felaketten kurtulmuşuz.” Osman Akçay, Aydın