İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
30.12.2003
Salı
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

Kültür Sanat...(Bütün Haberler)

kultur@zaman.com.tr

 

Tiyatro, sezona ve mekâna sığmadı

Geçmişin muhasebesini hayatın satırbaşları olan yıldönümlerinde yapmak, sağlıklı bir geleceğin inşasında kuşkusuz önemlidir. Bu açıdan baktığımızda, günlük koşuşturma içerisinde, sizinle buluşturduğumuz etkinliklere toplam bir bakış getirmek bir ihtiyaç olarak duruyor. Yeni bir yıla girmeden, tiyatronun geçmiş bir yılına yapacağımız kısa gezintiden bir vizyon çıkarmayı umuyorum.

Tiyatrosevmezler ve tiyatroseverler, çekimserler!..

Bir insan, tiyatroyu neden sever? Ve neden sevmez? Kuşkusuz, 2003 hatırlandığında, tiyatroseverleri kızdıran bir tiyatrosevmezin yazısı ilk elden hatırlanacaktır. Perihan Mağden, uzun yıllardır gitmediğinden dem vurup, Yıldız Kenter özelinde tiyatroyu iğreti bulduğunu, sinemayı daha çok sevdiğini beyan etmişti. Bu cesur ifşaatın ardından, yıllardır boğazında düğümlendiği halde bir türlü içinden geçenleri açıklayamayanların birer ikişer çözülmüştü dilleri. Tiyatroseverler cenahı kısa süreli bir şokun ardından, bu yazıyla ilgili tepkilerini cılız da olsa üçer beşer göstermekte gecikmediler. Ancak bu monolog, bir kör döğüşünden öteye gidemedi. Yeni saflara ayrıldık; tiyatroseverler, tiyatrosevmezler ve çekimserler, diye.

“Ne olacak bu tiyatronun hali?” yollu bir nidanın, batırmakta sorumluluğumuz olduğu ve kurtarmaya çabaladığımız pek çok şeyle ilgili ünlediğimiz bir soru olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda, bu soruyu manidar buluyorum. Çünkü, bugün gerek seyirci, gerek oyuncu gerekse tiyatro üzerine düşüne(meye)nler ve gerekse tiyatronun tamamlayıcı argümanları aynı soruda birleşiyor: “Ne olacak bu tiyatronun hali?” Aslında soru sormaktaki maharetimiz, cevabı aramakta, bulmakta ve içselleştirip uygun eyleme yönelmekte gecikiyor, nedense!..

Yaz tatili tatile uğradı

Bir yandan bu tartışmalar yürürken, öte yandın iki köklü ödenekli kurumdan İstanbul Şehir Tiyatrosu, yaz boyu bir aylık bir tatille yetinip etkinlik ve sahne çalışmalarına devam ederken; Devlet Tiyatroları, Anadolu’ya oyun götürmenin tatlı telaşındaydı. İstanbul Şehir Tiyatrosu, 19. Gençlik Günleri ve Tarihi Galata Köprüsü’nde gerçekleştirdiği İstanbul Mekan Tiyatro Festivali’yle yaklaşık 70 bin İstanbulluya ulaştı. Devlet Tiyatroları’nın Anadolu çıkarması ise yaz aylarında gerçekleşen önemli bir adımdı. Özel tiyatrolardan Tiyatro Kedi, yaz boyu perde kapamayıp Efraim Kishon’un “Tarla Kuşuydu Jüliette” adlı oyununu yaz boyu Profilo Kültür Merkezi’ndeki salonlarında seyirci ile buluşturdu.

Devlet, Tiyatroları’nı ne yapacak?

Devlet Tiyatroları, yeni yıla yeni bir tartışmanın odağında girmenin tedirginliğini yaşıyor kuşkusuz. Yerel yönetimlere devri dahil birçok spekülasyonun üretildiği Devlet Tiyatroları’nın geleceği, çıkacak yeni yasa tasarısına bağlanmış durumda. Öteden beri “özerklik” ve “özelleştirme” gibi iki kavramın ekseninde tartışılagelen Devlet Tiyatroları, biraz da bu tartışmaların gölgesinde giriyor yeni bir yıla. Bu olumsuz duruma rağmen, Diyarbakır’da yeni bir tiyatro açmanın mutluluğunu yaşayan Devlet Tiyatroları, yeni oyunlarını seyirci ile buluşturmanın heyecanını yaşıyor. Devlet Tiyatroları, Büyük Anadolu Projesi’nin yanı sıra Karadeniz’e Kıyısı Olan Ülkeler Tiyatro Buluşması ile de bölgede önemli bir kültürel etkinliğe imza attı.

Şehir Tiyatrosu, 90. yılını kutluyor

Bilindiği gibi, 2003’ün Ekim ayı ile birlikte tiyatrolar yeni bir sezonu açıyor. Bu sezon, İstanbul Şehir Tiyatrosu repertuarına aldığı çok sayıda oyun ile seyircisine bir tiyatro şöleni yaşatıyor. 1914 yılında kurulan İstanbul Şehir Tiyatrosu (Darülbedayi), 90 yılını geride bırakan köklü bir sanat kurumu olmanın gururunu yaşıyor. Muhsin Ertuğrul’un bir düşünü gerçekleştirip tiyatro sezonunda her sahnesini bir Shakespeare oyunu ile açan Şehir Tiyatroları, 90. yılda 90 oyunla repertuarını zenginleştirmek hedefine adım adım ilerliyor. Özen Yula’nın yazdığı, Ayşenil Şamlıoğlu’nun yönettiği “Gayri Resmi Hurrem”; Mısırlı yazar Tevfik El Hakim’in yazdığı, Bora Seçkin’in yönettiği “Trendeki Derviş”; Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı, Nedret Denizhan’ın yönettiği “Yaprak Dökümü”; William Shakespeare’in yazdığı, Kemal Kocatürk’ün yönettiği “Hırçın Kız” ve Cahit Atay’ın yazdığı Mustafa Arslan’ın yönettiği “Sultan Gelin” tiyatroseverlerin yoğun ilgisini çeken oyunlar.

90. yılında, her on yıla denk düşen bir oyunu da “90. Yıl Oyunları” konsepti çerçevesinde seyircisi ile buluşturan İstanbul Şehir Tiyatrosu, Gılgameş ve Ben Anadolu ve Midas’ın Kulakları gibi Anadolu’nun geçmişinden süzülüp bugün varlığını duyuran öyküleri sahneye taşırken diğer yandan geleneksel kodlarla yoğrulan Çengi gibi oyunları da seyircisi ile buluşturuyor. Yerli oyun yazarlarının oyunlarına ağırlık veren Şehir Tiyatroları, geçtiğimiz sezon tiyatroseverler ile buluşturduğu Necip Fazıl Kısakürek’in yazdığı, Mahmut Gökgöz’ün yönettiği ve tartışmalara neden olan Bir Adam Yaratmak adlı oyunu bu sezon da seyircisiyle buluşturmaya devam ediyor.

Trajik bir ölüm

2003 yılını tiyatro açısından trajik bir anı olarak belleklerimize kazıyacak bir olay, İstanbul Şehir Tiyatrosu sanatçısı Kerem Yılmazer’in bombalı saldırılar sırasında vefatı idi.

Ayaktakımı’nı sevdik; ödüllendirdik!..

İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun Mustafa Avkıran’ın rejisiyle sahnelediği Maksim Gorki’nin Ayaktakımı Arasında adlı oyun, hem Afife Jale jürisinden hem de Tiyatro Tiyatro Dergisi’nin tiyatro eleştirmenleri jürisinden tam not aldı. Payidar Tüfekçioğlu’nun ödül kategorisine itiraz edip, “Benim rolüm, başroldür” gerekçesiyle çekilmesi haricinde, az tartışmalı bir Afife ödül törenini geride bıraktık. Mustafa Avkıran’ın reji mayası bu kez adresini bulmuş, oyun Türkiye gerçekleri de hesaba katılarak, başarılı bir dekor ve yetkin bir oyuncu kadrosuyla seyirciye ulaşmıştı. En iyi yönetmen ödülü de bunun bir kanıtı olarak belleklerimizde yer etti.

Hüseyin Sorgun

30.12.2003


 

Yeni yılda yeni oyunlar

Devlet Tiyatroları, ocak ayında 7’si yerli, 6’sı çeviri 13 yeni oyunla seyirci karşısına çıkacak. Yeni yılın ilk prömiyerleri 6 Ocak Salı günü İzmir ve Adana’da yapılacak.

İzmir Devlet Tiyatrosu’nun Konak Sahnesi’nde Muzaffer İzgü’nün yazdığı “Lütfen Kızımla Evlenir misiniz?” adlı oyun ilk kez seyirciyle buluşurken, Adana’da Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi’nde Arthur Miller’in yazdığı “Köprüden Görünüş” adlı oyun sahnelenecek. 7 Ocak’ta Antalya Devlet Tiyatrosu’nda Memet Baydur’un yazdığı “Düdüklüde Kıymalı Makarna”nın prömiyeri yapılırken, Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda A.E. Gredianus’un yazdığı, E. Erdinç Doğan’ın yönettiği çocuk oyunu “İki Kova Su” küçük izleyicileri ile buluşacak. Konya Devlet Tiyatrosu’nda 8 Ocak Perşembe günü Catharine Anne’nin yazdığı ve Nurtekin Odabaşı’nın yönettiği “Üç Kadın’’ adlı oyunun prömiyeri yapılacak. Ankara, aa

30.12.2003


 

Vizontele Tuuba’nın afişi seçildi

“Vizontele Tuuba’’ filminin afişini izleyicilerin belirlemesi amacıyla cep telefonu mesajı ve internet üzerinden başlatılan oylama sonuçlandı.

Beşiktaş Kültür Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, filmin asıl afişi olmaya aday 20 afişin yer aldığı “www.vizonteletuuba.com” adresi, iki haftada 967 bin 543 kişi tarafından ziyaret edildi ve oy kullanıldı. ABD, Almanya ve çeşitli Avrupa ülkelerinden de katılımın olduğu oylama sonucunda, kullanılan oyların yüzde 16’sını alan “1010’’ numaralı afiş birinci seçildi. Seçilen afişe oy verenler arasından belirlenen 20 kişinin ismi, 31 Aralık Çarşamba günü internet aracılığıyla açıklanacak. İstanbul, aa

30.12.2003


 

‘110. Yılında Âşık Veysel’ albümü

Shubuo’nun desteğiyle, ünlü halk ozanı Âşık Veysel’i doğumunun 110. yıldönümünde anmak için “110. Yılında Âşık Veysel” albümü hazırlandı. İzzet Öz prodüktörlüğünde hazırlanan albüm ilk aşamada 1.000 adet çoğaltılarak “Yılbaşı Özel Hediyesi” olarak dağıtıldı.

Âşık Veysel’in seslendirdiği ve yeni bir yorumla müzikleri hazırlanan parçalar arasında “Dostlar Beni Hatırlasın”, “Senlik Benlik”, “Bülbül”, “Beni Hor Görme Kardeşim”, “Uzun İnce Bir Yoldayım”, “Kara Toprak”, “Beş Günlük Dünyada”, “Ömür Kervanı” bulunuyor. Albümdeki tüm eserlerin müzik direktörlüğünü Borga Parlar yaptı. “Kara Toprak” adlı eserin müzik ve düzenlemesi Kıvanç K. tarafından gerçekleştirilirken, “Bülbül” parçasında Âşık Veysel’in sesine Melis Sökmen vokaliyle eşlik etti. Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde 1894’te dünyaya gelen Âşık Veysel Şatıroğlu’nun doğumunun 110. yılında daha da anlam kazanan bu albüm Teyyareci Müzik tarafından hazırlandı. Albümün yapımında Kalan Müzik, İmaj Müzik ve Doğulu Productions katkıda bulundular. Kültür-Sanat

30.12.2003


 

[YENİ ÇIKANLAR]

Orta Asya’daki Türkmenler

Hazar Ötesi Türkmenleri

Ekber Necef/Ahmet Berdiyev, Kaknüs Yayınları

Arap kaynakları, ‘Türk’ kelimesinin ‘terk etmek’, ‘men’in ise ‘iman etmek’ anlamına geldiğini ve Türkmen kelimesinin, İslam’ı kabul etmiş Oğuz Türkleri için kullanıldığını iddia ediyor. Ekber Necef ile Ahmet Berdiyev, Türkmen kimliğinin ve kültürünün öyküsünü anlatırken arkeolojik bulgulardan ‘ideolojik yorumuna rağmen göz ardı edilmemesi gereken’ Sovyet dönemi tarih araştırmalarına kadar birçok belgeyi dikkate almış.

Edward Said ve hatıraları

Yersiz Yurtsuz

Edward W. Said, İletişim Yayınları

Edward Said, son yüzyılın en önemli entelektüellerinden biri. Bir kavram olarak oryantalizmi onun icat ettiğini söyleyebiliriz. Çoğu zaman siyasal düşünceleri doğrultusunda hareket etti. Yersiz Yurtsuz, Said’in otobiyografisinden bir kesit. Daha çok çocukluk ve ilk gençlik yıllarının bir muhasebesi. Kanser olduğunu öğrendiği 1991’de yazmaya başladığı anılarının arkaplanında, tarihin bir dönemi resmi geçit yapıyor: İkinci Dünya Savaşı, Filistin’in işgali, İsrail’in kuruluşu, Nâsır yılları, Filistin hareketinin doğuşu...

Haydi, Üsküdar’a gidelim

Üsküdar’a Gidelim

Necati Güngör, Alkım Yayınevi

Güvercin seslerinin eşliğinde roman yazmaya çalışan genç bir adam, köpeği Miço ile Boğaz kıyılarında balıkçılık yapan bir altmış sekizli. Yalnızlıklarını unutmak için kuşların, balıkların dostluğuna sığınan düş kırgınları. Necati Güngör, ‘Üsküdar’a Gidelim’de, dört bir yandan kuşatıldığımız bu acımasız dünyada, hayatın kör noktalarını, boşa çıkan umutları, aldanışları ve daha güzel bir dünya için mücadele eden insanların nasıl yenik düştüklerini anlatıyor.

‘Farklı’ çocukların anneleri

Bayan Perşembeler

Füsun Akkök, Özgür Yayınları

Hiçbir ebeveyn zeka geriliğini ya da fiziksel bir noksanlığı çocuğuna yakıştıramaz. Beklenen hep ‘nur topu’ gibi bir çocuktur. Ancak kimi zaman hayat boyu anne ve babasına muhtaç yaşayacak bir canlı geliverir dünyaya ve zorlu bir mücadele başlar. Prof. Dr. Füsun Akkök’ün farklı özelliği olan çocuk anneleriyle yaptığı görüşmelerin ardından kaleme aldığı ‘Bayan Perşembeler’in ortak bir dili var; sevgi... ‘Farklı özellikleriyle birlikte sevgi ile büyüyecek’ çocuklara sahipseniz bu kitabı okumalısınız.

Eğitim her zaman vardı

Başlangıçta Eğitim Vardı

Alice Miller, Arion Yayınevi

Çocukların, çevresinde olup bitenin bilincine varması ve kendi duygularını ifade ederek kendi gücüyle ruhunun katline karşı çıkabilmesi için desteklenmesi gerektiğine inanan Alice Miller, ‘Başlangıçta Eğitim Vardı’nın ilk bölümünde, 18, 19 ve 20. yüzyılın eğitim mekanizmalarını ‘Kara Pedagoji’ olarak kapsamlı bir şekilde irdeliyor. İkinci bölümde, üç ayrı karakterin çocukluk ve dolayısıyla eğitim süreçleri inceleniyor.

TRT’nin 75 yıllık serüveni

TRT 1927-2000

Özden Cankaya, Yapı Kredi Yayınları

TRT, Cumhuriyet tarihinin hem önemli bir yapı taşı hem de yakın tanığı olan bir kurumdur. 75 yılını dolduran bu serüven 1927’de İstanbul’da radyodan cılız bir ses olarak başladı. Cumhuriyetin vatandaşlarına haber vermekle yetinmiyor, Batılılaşma modeline uygun bir şekilde eğitme görevi de üstleniyordu. Elimizdeki eser için, 1927-2000 yılları arasında TRT’nin kurumsal serüvenini kapsayan bir tarihçe diyebiliriz. Sadece bu kurumun değil, aynı dönemi yaşayan Türk toplumunun geçirdiği sürece de ışık tutan bir tarihçe.

30.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder


GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün haberler



 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.