|
‘Sonra seversin’ diyerek evlenmeye zorlanan kızcağızın feryadı
Telefonun öbür ucundaki muhatabım zorlanarak başladı sorusuna: –Benim sorum şimdiye kadar kimsenin sormadığı özel bir soru galiba. Sorsam mı sormasam mı diye tereddüt ediyorum. Bilmem ayıplar mısınız sorsam?
–İmtihan dünyasındayız, dedim. Hayatta herkes her türlü imtihana adaydır. Ayıplamak bizde yoktur. Peygamberimiz (sas) “Kim bir kardeşini ayıplarsa kendisi de aynı şeyle ayıplanabilir!” ikazında bulunmuştur. İslami anlayışta ayıplamak değil çare bulmak esastır.
–Şimdi biraz rahatladım, sorumu sorabilirim öyle ise... diyerek sorusunu sordu. Sordu da, ne dedi bakın:
–Bir kız yeni evlendiği halde sevmediği beyi ile birlikte yaşamaya mecbur mu?.
Düşünmeye başladım! Hem de epeyce düşündüm.
–Ben, dedim, soruyu anlayamadım.Hem “yeni evlendiği” diyorsun, hem de “sevmediği” diyorsun. Bu nasıl oldur? İnsan sevmediği ile evlenmeye razı olur mu? Sevmiyorsa evlenmez. Neden baştan evlenmeye razı oluyor?
–Razı oldu mu ki?..
–Razı olmadan mı evlendirdiler?.. Derin bir nefes aldıktan sonra:
–Maalesef öyle, dedi. Ben baştan beri ilgi duymadım. Bana yakınlarım ısrar ettiler. “Sen bir evlen, sonra ilgi duyarsın”, diye telkinde bulundular. Ben de bu telkinlere bakarak ileride ilgi duyabilirim diye nikahta “evet” dedim. Ne yazık ki, şimdiye kadar beklediğim ilgiyi duyamadım. Bundan sonra duyar mıyım bilemiyorum?..
–Bence beklemende fayda vardır. İleride duyguların değişebilir... Hem de artık bey hanım olmuşsunuz. Geriye dönmek pek de kolay olmasa gerek!.
Soğuk bir açıklama daha geldi:
–İşin doğrusuna bakarsanız biz henüz bey hanım da olamadık!.. Ben geldiğim gün nasılsam halen de öyleyim... Hatta bu yüzden bakıcılara da gittik, büyü falan var mı diye de düşündük. Bakıcılar büyü yapılmış, dediler. Birtakım şeyler de tavsiye ettiler, paramızı aldılar, ama hiçbir şeyi değiştiremediler.
–Bence bu durumun çaresi büyücüler, bakıcılar olmamalıydı. Psikolog, psikiyatrist doktorlar olmalıydı.Yanlış yere gitmişsiniz!..
–Onlara da gittik. Doktorlara da durumu anlattık..
–Ne dediler?.
– Bence doğru teşhisi onlar koydular... Bana çarpıcı açıklamada bulunarak dediler ki:
–Sen beyini baştan sevmemişsin, çok duyarlı olan beyin de senin, kendisini sevmediğinin farkına vardığı an, kontak atmış, elektriği kesilmiş!.. Senin duygularındaki kış, ince ruhlu beyine de aksetmiş. Onun yazındaki sıcaklığı da kışa döndürmüş, ona da buz tutturmuşsun... Böylece buzlaşmış duygularla muhatap olmuşsunuz daha ilk anlarda!.. Yoksa tıbbi bir arıza ve eksiklik söz konusu değildir. İkiniz de turp gibisiniz maşallah!..
– Çare olarak bir şey söylemediler mi?
–Söylediler. Dediler ki: Duygularınızdaki buzları eriteceksiniz. Önce kışınızı yaza çevireceksiniz. Sıcak duygu iklimine gireceksiniz. Bir şeyiniz kalmaz, mutlu ve huzurlu bir hayatınız olabilir. Yeter ki, sevgide paylaşım olsun, diye de ilave ettiler.
–Peki, size göre nerede yanlış yapıldı ki, sende böyle bir buzlanma meydana geldi?
–Şimdi daha iyi anlıyorum akraba telkinlerinin beni yanılttığını. “Baştan ilgi duymasan da sonra ilgi duyarsın, tereddüt etme, evet, de.” dediler. Benim ilgi duymadığım insanı da, bana ilgi duymaz hale getireceğimi hiç düşünemediler. Şimdi daha iyi biliyorum ki, insanın duygularında buzlanma varsa, karşısındakine de buz tuttururmuş. Onun yazını da kışa çevirirmiş!..
–Bundan şunu mu anlıyoruz?.. İnsanları ilgi duymadıkları biriyle, ileride ilgi duyarsın diyerek evlendirmeye çalışmak, son derece tehlikeli bir anlayış mı?
– Tamamen öyle... Sonra ilgi duyar zannı yanıltıyor ana babaları... Gençleri böyle bir tahminle evliliğe zorlamak, “Akrabandır, aramıza yabancı girmesin, sonra seversin.” diyerek nikahta ‘evet’ demeye ikna etmek, taraflara başta yapılacak en büyük ihanettir!..
–Peki şimdi bana neyi soruyorsun bu durumda? Ben ne yapabilirim?
–Benim maruz kaldığım bu durumu yazın da, başkalarının da başı yanmasın. Aileler, çocuklarını ileride sevebilir diye evlenmeye zorlamasınlar. İkna etmeye uğraşmasınlar!..
–Bu telefon konuşmamızı yazarsam, senin istediğin yazı yazılmış, ikaz da yapılmış olur mu?
– Elbette. Hiç olmazsa birinin yazının daha kışa çevrilmesini önlemiş olursunuz...
–Elçiye zeval yoktur, derler. Bizden duyurması, sizden de yorumlaması... Ne diyorsunuz, beyinin yazını kışa çeviren bu kızcağızın fevkalade açık ve net ikazına? Düşünmeye değer mi?.. Sevgide paylaşım şart mı? Yoksa ileride o da olur, demeye devam mı?..
30.12.2003
|