İNTERNETİN İLK TÜRK GAZETESİ
30.12.2003
Salı
  For English
  Ana Sayfa
  Haberler
  Ekonomi
  Dış Haberler
  Politika
  Kadın-Aile
  Kültür Sanat
  Televizyon
  Spor
  Yazarlar
  Yorumlar
  Çizgi-Yorum
  Mizah
 
  Akademi
  Bilişim
  Eğitim
  Otomobil
  Röportaj
  Tüketici Masası
  Okur Hattı
 
  Bölge Haberleri

  Dünyada Zaman

 
  Arşiv Arama
  Abone Formu
  About Us
  Reklam
  Künye / İletisim
  Hava Durumu
  Namaz Vakitleri
  E - Kart
  Sanat Galerisi

YAZARLAR


EKREM DUMANLI e.dumanli@zaman.com.tr
 
 

Sezer’in ölümünden sonra

Beş yıl önceki cenazesine katılamamıştım Sezer Tansuğ’un. Araya giren binlerce kilometre son görevimi yapmama izin vermedi. Anısına bir program düzenlendiğini öğrenince Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’ne gittim. Soğuk bir cumartesi olmasına rağmen sanatseverler oradaydı. Birbirinden ilginç konuşmalar yapıldı Ömer Faruk Şerifoğlu’nun yönettiği programda. Canan Beykal’ın derinlikli bir çalışma ürünü olduğu her satırından belli konuşma metnine de, Kaya Özsezgin’in analiz dolu yorumlarına da bayıldım. Son konuşmacı Ömer Uluç, önceki konuşmacılara atıfta bulundu ilkin; sonra da hatıralardan süzülen bir demet sundu.


O sunumdaki bir girizgah içimi kanattı. Konu, sadece Türk sanat tarihinin en büyük eleştirmenlerinden Sezer Tansuğ’un kaderini değil, aydınlarımızın çilesini de ortaya koyuyordu. Uluç diyor ki: ‘Sezer istenmeyen adam ilan edildi, Osmanlıcılıkla suçlandı, anlaşılamadı. Şimdi Canan’ın metninden anlıyorum ki Sezer’i yeniden okumak zorundayız.’ Bu noktada söze Özsezgin giriyor ve bir zamanlar rahmetli için Cumhuriyet’te başlatılan bir kampanyayı hatırlatıyor. “86 aydının imza attığı bildiride Sezer ‘faşist’, ‘şoven’ ve ‘gerici’ ilan edilmiş ve neredeyse linç edilmişti.” diyor. İçim burkuluyor. Gözümün önüne muzip zekasıyla, huysuz ama babacan tavrıyla Sezer Bey geliyor.

Kültür-Sanat editörlüğünü yaptığım yıllarda bizde köşe yazarlığı yapıyordu rahmetli. Arada bir Kültür-Sanat’çılar bir araya geliyorduk. Biliyorduk ki Sezer Bey ne yapıp edecek bir polemik konusu bulacak, hafif yollu bir iki sataşma sonrasında tadına doyum olmaz bir sanat sohbetine şahit olacaktık. Bir defasında Erol ağabey (Erol Özbilgen) ile girdiği polemiği hiç unutmam...

O bir başkaldırı adamıydı. Kimsenin yerel kültüre tenezzül etmediği, ‘evrensel’ kalıpların dayatıldığı bir dönemde, geleneğe yönelmiş, bu topraklarda oluşan estetik düşüncenin sentezini yapmıştı. Işıltılı Paris rüyalarıyla mahmur zümreler bu müstağni adamı anlayamadı; hatta onu unutturmak istedi. Çünkü o sanat dünyasının şatolarına sığınmıyordu, baronların baskısına boyun eğmiyordu. Sistem dışıydı, o yüzden dışlandı hep. Bilgisi, üslubu, yaklaşımı onu sanat camiasında hep diri tuttu. Muhalifleri bile ‘Sezer Tansuğ ne diyor’ diye sormak zorunda kaldı...

Arşivlere bakıyorum; Fethullah Gülen Hocaefendi kıldırmış cenaze namazını. Yakışan da odur zaten; ikisi de anlaşılamayan, ikisi de müstağni... Cenaze törenine Orhan Pamuk, Hilmi Yavuz, Turgut Cansever, Orhan Duru, Ömer Uluç, Rafi Portakala, Vivet Kanetti, Kürşat Başar, İskender Pala gibi isimler katılmış; yani ‘her kesimden insan’ ...

Panelden çıktıktan sonra Uluç’un bir cümlesini çok düşündüm. ‘Vefatından sonra görülüyor ki Sezer’i yeniden okumak zorundayız diyordu. Aslında ‘yeniden okumak’ zorunda olduğumuz o kadar çok aydın var ki bu ülkede!

Biraz da bu sözlerin tesiriyle Cemil Meriç’in Jurnal’ine göz atıyorum. İşte karşıma çıkan cümle: ‘Bu memleketin büyük faciası, en seçkin evlatlarının beynini ve kalbini itlere peşkeş çekmesi. Halledilmesi gereken büyük dava, bu topraklar üzerinde münevverin nefes alabilecek hale gelmesi.’ O günden bu güne ne değişti ki!

Necip Fazıl da aynı kaderi yaşamadı mı? Kaldırımlar’ı yazdığında ‘Çocuk bu sesi nereden buldun’ cevabını aldı sanat dünyasından. ‘Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum’ dediği yıllarda el üstünde tutuldu. Ya sonra! ‘Sabık şair’ yaftasıyla yaşadı son nefesine kadar. Öldüğünde sağlık nedeniyle tecil edilmiş hapis cezası vardı üzerinde.

Saymakla bitmez yokluğa mahkum edilmiş düşünce devleri. Bizde bu yaftacı zihniyet olduğu müddetçe daha çok Sezer çıkacaktır aramızdan...


30.12.2003


Yazıcıya uyarla      Arkadaşıma gönder



Önceki Yazıları

> (29.12.2003) - Ayinesi haberdir gazetenin, lafa bakılmaz

> (25.12.2003) - CHP’nin İslam kültürü ile imtihanı

> (23.12.2003) - Ya Baron’a sormak gerek ya Aslan Bey’e

> (22.12.2003) - Diri diri yakılan gazetecilik

> (18.12.2003) - “Sayın Başbakan... Sayın Bayhan”

> (16.12.2003) - Saddam’ın hatırlattığı lider krizi

> (15.12.2003) - Medya her reklamı yayınlayabilir mi?

> (11.12.2003) - Kur’an’dan utanır hale gelmek

> (09.12.2003) - Kemal Gürüz, MIT başkanı olsaydı

> (08.12.2003) - Piyasa gazeteciliğinden bıkmadınız mı?




GAZETE SAYFALARI


 

   BÜTÜN YAZARLAR


Bütün yazılar



YAZARLAR

A. TURAN ALKAN

ABDULLAH AYMAZ

ABDÜLHAMİT BİLİCİ

AHMED ŞAHİN

AHMET SELİM

ALİ BULAÇ

ALİ ÇOLAK

ALİ H. ASLAN

ALİ ÜNAL

BÜLENT KORUCU

EKREM DUMANLI

ERHAN BAŞYURT

ETYEN MAHÇUPYAN

EYÜP CAN

FİKRET ERTAN

FİKRİ TÜRKEL

HASAN ÜNAL

HEKİMOĞLU İSMAİL

HİLMİ YAVUZ

HÜSEYİN GÜLERCE

İBRAHİM KIBRIZLI

İSKENDER PALA

KADİR DİKBAŞ

KERİM BALCI

M. ALİ YILDIRIMTÜRK

M. NEDİM HAZAR

MEHMED NİYAZİ

MELİH ARAT

MİRZA ÇETİNKAYA

MUSTAFA ARMAĞAN

MUSTAFA ÜNAL

NEVVAL SEVİNDİ

NİHAL B. KARACA

REHBER ABİ

SAMİ USLU

SELÇUK GÜLTAŞLI

SELİM IŞIKLAR

ŞAHİN ALPAY

TAMER KORKMAZ

ZİYA PERVER




 

   
   
   
   

 

 

Copyright© 1995-2003 Feza Gazetecilik A.S. / Çobançesme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:+90 (212) 639, 34 50 (pbx) Fax: +90 (212) 652 24 23 e-posta: okurhatti@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Bilgi İşlem ve İnternet Servisi tarafindan hazırlanmaktadır.